Dedemin Atatürk ile ilgili duyduğu büyük pişmanlık!

Hayatımızda çok önem verdiğimiz, gururlandığımız anılar vardır.

Bunların büyük kısmını kendimiz yaşarız. Ama bizden önce atalarımızın, büyüklerimizin yaşadıkları güzel anılar, bizim yaşadıklarımızdan daha değerli olur.

Bugün, bir bayrak altında, bütün sıkıntılarımıza, iç çekişmelerimize rağmen, özgürce yaşamaya çalıştığımız ve kimliğimizle övündüğümüz bir ülkemiz var. Geçmişte sayısız devlet kurup, yaşatmışız.

Bundan 100 yıl önce de topraklarımıza göz dikenler olmuş. Vatanımıza saldırmışlar, işgal etmişler,  üzerine bayraklarını dikmişler. Halkımıza çektirmedikleri eziyet kalmamış. Kadınlarımızı hatta bebelerimizi süngülerinin hedefi yapmışlar.

İşte bu zor koşullar içinden bir kahraman çıkmış. Ona inananları çevresinde toplamış. Kanlarını, canlarını ortaya koymuşlar ve bir gün düşmanı topraklarımızdan kovarak, bize vatanımızı, özgürlüğümüzü armağan etmişler.

Bu mücadele sırasında, her vatanseverin onurlu öyküleri olmuş. Kimi şehitliğe varan mücadeleleriyle tarihe geçmiş, yakınları anılarını hep taze tutmuş, kimi tanık olduğu o günlerin anılarını anarak, anlatarak ömür geçirmiş. Hangisi olursa olsun, gidenlerin ardından ya da anıları tekrar yaşarken bazen sevinçten, bazen üzüntüden göz pınarları yaşlarla dolmuş, taşmış.

Bizim nesil talihli sayılır.

1940 ile 1945 arasında doğanlar, kurtuluş savaşından sonra, kazanılan büyük mücadelenin ardında bıraktığı sarsıntılara, yokluklara rağmen, zafer kazanmış bir ulusun bebekleri olmuşlar. Anne babalarının, dedelerinin anlattığı, hala ateşi tüten öykülerle büyümüşler.

YA MEZARLARI?

Babaannem, savaşı anımsayınca, gözlerinde coşan damlaları elinin tersiyle siler, “iki tane aslan gibi ağabeyim gittiler, onlardan hiç haber alamadık” derdi. Sorardık:

“Ya mezarları…”

“Dedim ya, hiç haber alamadık. Bize ne olduğunu kimse söylemedi. Ama biliyoruz ki, onlar vatanları için, bizim için savaştılar ve şehit oldular... Mezarları içimizde…”

Gözyaşlarının dışında onda gurur koklardım her zaman.

Yitip kaybolan iki yiğit ve gözyaşları ile yaşatılan anılar…

Bunu kim bilir kaç aile yaşadı, hala yaşıyorlar…

Mukaddes vatan toprağını düşman elinden kurtarıp, bir bayrak altında özgürce yaşamanın, her ulusa nasip olmayacak duyguları…

Evimizin en kutsal eşyası İstiklal Madalyası’ydı. Büyükbabama verilen madalyayı ölümünden sonra amcamın aldığını sanıyorum. Biz küçüktük. Madalyanın onun hakkı olduğunu söylerlerdi. Onun da ölümüyle izini kaybettik. Çok istediğim halde, anısı paha biçilmez madalyaya sahip olamamanın acısını hala yaşıyorum.

KÜÇÜK MUSTAFA

Anılar güzeldir. Hele bizim tanık olmadığımız, ana babalarımızdan dinlediğimiz büyüklerimizin anıları… Onlar aile tarihimizin en değerli hazinesidir.

Anne tarafından Selanikliyiz.

Dedemlerin evi küçük MUSTAFA’ların  Selanik’taki evine yakındır. Komşudurlar. Bu anıyı dinlerken yüreğim gümbür gümbür atar…

Dedem toprakla uğraşmayı çok sever. Zaten o zamanlarda her evin meyve ve sebze ekilen bahçesi vardır.

Küçük MUSTAFA da hayvanları çok sever. Annesi ona kara gözlü beyaz minik bir kuzu almıştır.

MUSTAFA onu her gün evlerinin çevresindeki arsalarda otlatır. Hayvan bu ya! Kuzu bir gün, çocuğun su içmek için çeşmeye gittiği anda, dedemlerin bahçesine girer ve ekili bitkileri yer. Bunu gören dedem kuzuyu alır, çocuğa götürür ve ona:

“Kuzunu bir daha bahçemde görürsem tokadı yersin” der.

Ve ne yazık ki, kuzu birkaç gün sonra tekrar dedemin bahçesindedir.

Dedem verdiği sözü tutar, küçük Mustafa’ya okkalı bir tokat atar. Mustafa ağlayarak evine döner.

Ondan sonra ki günlerde bu iki çocuk, hiçbir zaman birbirine sıcak bakmaz.

Aradan yıllar geçer.

Küçük Mustafa okula gider, adı MUSTAFA KEMAL olur. Askeri mektebe yazılır, mezuniyetten sonra orduya katılır. İmparatorluk çok zor durumdadır. Osmanlı topraklarını düşmanlar korumak için, o cepheden o cepheye koşan, Çanakkale’de rüştünü ispat eden bir komutandır artık.

 Çanakkale kahramanı genç paşa, durumdan çok mutsuzdur.

Ülke işgal altındadır. Padişah canını malını kurtarmak için İngilizlere sığınır. Vatan düşman devletler tarafından paylaşılır.

Mustafa Kemal1in en büyük hedefi vatan topraklarını düşmandan kurtarmaktır.

Samsun’da başlayan kurtuluş hareketinin düğmesine basar.

Kanlı ve büyük savaşlardan sonra vatanı kurtarır ve yepyeni bir millet yaratır.

Padişahlığı reddeder, demokratik bir ülke kurar. MUSTAFA KEMAL PAŞA hepimizin bildiği, dışardaki ve içerdeki düşmanları yendikten sonra, Türkiye Cumhuriyeti’ni devrimlerle çizdiği uygarlık yolunda yürüyüşe başlatır ve Türk Ulusunu kısa zamanda hak ettiği noktaya ulaştırır.

Cumhurbaşkanı MUSTAFA KEMAL ATATÜRK daima halkın içindedir. Kurtardığı vatan topraklarını sık sık ziyaret eder, halkın durumunu yakından takip eder.

YA HATIRLARSA!

Bir İzmit ziyaretinde Atatürk’ü karşılayan protokol arasında, İzmit Emniyet Müdür Vekili Baş Komiser Zeki Koç da vardır.  O hep ziyaret edilen yerlerde ATATÜRK’ün yanında yer alır. Ama çok tedirgin ve düşüncelidir.

Attığı her adımda kafasından geçirdiği bir cümle vardır.

“Söylesem mi? Söylemesem mi?”

“Kendimi tanıtsam mı, tanıtmasam mı?”

Ve ardından bir cümleyi fısıldar.

“Ya o tokatı hatırlarsa”…

Atatürk’ü karşılayan, gezisi boyunca onun yanından bir an bile ayrılmayan İzmit Emniyet Müdür Vekili Zeki Koç, yani dedem, Selanik’te bahçesine kuzuyu soktuğu için küçük MUSTAFA’ya tokat atan çocuktur.

Dedem endişelidir ve durumu Atatürk’e açıklayamaz. Sonra, kendisiyle aynı sokakta oynayan çocuk olduğunu söyleyememenin pişmanlığını, bütün yaşamı boyunca duyar…

Bu anıyı dedem Zeki Koç bana anlatmadı.

Çünkü onun 18 Eylül 1943 ‘te öldüğü gün, ben dünyaya gelmişim.

Onun ölümüyle benim doğumum arasında iki saatlik bir zaman varmış.

Bu unutulmaz anıyı bana babam anlattı.

Dedem Mustafa Kemal’in çeşitli savaşlara katıldığı tarihlerde muhacir olarak geldiği anavatanda, İzmit’e yerleşmiş. Burada emniyet teşkilatına katılmış.

İzmit’te yaşamı boyunca ailesi ile, Yukarıpazar Mahallesi’nde,  yıkıldıktan sonra yerine su deposu yapılan ve  “Kulüp Binası” diye tanınan, büyük ahşap evde oturmuş ve orada vefat etmiş.

 

 

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başiskele belediye seçimlerinde hangi adaya oy verirsiniz?
Tüm anketler