Atatürk Cumhuriyetinin hakkını verdik mi?

Bu yazı kaleme alınırken içte ve dışta, ülkemizin her yerinde yurttaşlarımız cumhuriyetin 100’üncü yıldönümünü kutluyorlardı. Büyük Atatürk’ün fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür yurttaş kavramını özümseyen Türk insanı kadını, erkeği, genci ve yaş almışı ile birlikte sokaklarda, Anıtkabirdeydi.

Atatürk arkadaşları ile birlikte Kurtuluş savaşını verirken beraberinde ciddi devrimler de gerçekleştirmişti. Saltanatın kaldırılması, halifeliğe son verilmesi, tekke ve zaviyelerin kapatılması, eğitimde birlik (tevhidi tedrisat) kanunu, kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkının verilmesi gibi eşit yurttaşlığın oluşturulması, din ve devlet işlerinin ayrılması, şeri hukuktan medeni hukuka geçiş, inançlara saygılı laiklik kavramının hayata geçirilmesi, harf devrimi, çağdaş dünya ile entegrasyon gibi devrimler hemen ilk akla gelen devrimlerdi. Türkiye Cumhuriyeti dogmatik yapıdan sıyrılarak bilme dayanan bir kültür ve medeniyet devrimlerinin adıydı. Bütün Dünya bu devrimleri hayranlıkla izliyordu.

Kapitülasyonların kaldırılması, İş Bankası, Merkez Bankası, Sümerbank, Etibank, Halk Bank, Deniz Bank gibi bankaların kurulması, Osmanlı’nın son dönemlerinde yabancılara satmak zorunda kaldığı demiryolları, hava gazi tesisleri, limanlar gibi önemli tesisler geriye alınmış,1938 yılına kadar 45 e yakın sanayi ve üretim tesisleri kurulmuştu.1929 büyük ekonomik buhranına ve Dünya’daki ekonomik küçülmeye  rağmen Türk ekonomisi % 15’lere varan kalkınma oranlarını yakalamıştı. Ne NATO ne de başka bir şey vardı. Yurtta barış, dünyada barış anlayışı ile bağımsız dış politika uygulanıyordu.

Cumhuriyetin 100’üncü yılına geldiğimizde,1938’lerde borçlarını ödemiş Türkiye 500 milyar doların üzerinde borçlandırılmış, özelleştirme bahanesiyle 1938 yılına kadar kurulanlar dahil birçok tesisimiz, bankalarımız dışarıya satılmış, üreten ekonomi tüketen ekonomi haline getirilmiş, eğitimde birlik yasası ortadan kalkmış, tekke ve zaviyeler yeniden hortlamış ve kültür devrimi rafa kaldırılmış durumda. Emperyalizme karşı verilen kurtuluş savaşı sonrası emperyalizmin etkileri ile yaşanan askeri darbelerle ülkemizin  dışa bağımlılığı arttırılmış. Kültür ve eğitim devrimlerinde geriye gidilerek kutsal dinimiz yeniden kullanılarak gençlerimiz ve devletin ana kademeleri  teslim alınmış,ülkenin gençleri ve ana kademe yönetim kadroları ABD endeksli FETO terör örgütüne teslim edilmişti.Ancak yaşanan  darbe girişimi sonrası ülkemiz parçalanmaktan kurtulabilmişti.

Güney Kore gibi, İspanya gibi bize yakın gelişmişlikleri bulunan ülkelerin gerisinde kalınmış, ülkemiz  sık sık bu gün olduğu gibi ekonomik krizlere sürüklenerek,adeta emperyalizmin kucağına itilmiştir.Ekonomik kıskaç ve benzeri nedenlerle dış politikamız da emperyalizmin etkisinde kalmaya başlamıştır.

Dünyada hiçbir devlet kendi kurucu liderlerini inkar etmez. Atatürk cumhuriyetini ve demokrasiyi kullanarak iktidara gelenler ülkemizin kurucu liderlerini acımasızca eleştirebilmekte, adeta Atatürk Cumhuriyeti ile savaşmaktadır.Bu gün ülkemiz cumhuriyetimizin 100’üncü yılında ülkemizin kurucu değerlerinden uzaklaşan,bilimi değil dogmatik düşünceyi esas alan ve cumhuriyetin temel değerlerini törpüleyen bir yapı ile karşı karşıya bulunmaktadır.

Büyük Atatürk’ün ikinci eserim dediği CHP demokratik siyasetin hakkını veremediği için iktidara gelememekte, toplumla barışarak güçlü yeni liderler üretememekte,bu nedenle de Atatürk’ün ilk eseri olan cumhuriyetimiz de gelen siyasi iktidarlarla törpülenmekte,temel özelliklerinden ustaca saptırılmaktadır.

Konu bu köşeye sığmayacak kadar derin. Geçen 100 yılda Atatürk Cumhuriyetinin hakkını verdiğimiz söylenemez. Bugün siyasi, hukuki, ekonomik ve kültürel açıdan ciddi sorunlarımızın olduğunu görmemiz,yüksek sesle haykırmamız lazım. Her şeye rağmen 100 yıl kutlamalarının bir halk hareketi olarak yaşanması, cumhuriyetin toplumda yerinin sağlamlaştığını göstermektedir. İşte bu yapının demokrasimize kanalize edilmesinin hukuki alt yapısı hazırlandığında genç Türkiye cumhuriyeti gerçek yerini bulacaktır. Bugün cumhuriyetin 100’üncü yılında bağımsızlığımızı kutlarken gerçekleri yüksek sesle haykırarak,hatalardan arınma ve Türkiye Cumhuriyetini emperyalizmin kucağından alma bize emanet edilen cumhuriyetin hakkını verme zamanıdır. Cumhuriyetimizin 100’üncü yılı kutlu olsun.

 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Örengül - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başiskele belediye seçimlerinde hangi adaya oy verirsiniz?
Tüm anketler