Yaşadığımız sıkıntılar hepimizi korkutuyor

Bu makaleyi geçmişte yazıp dile getirmiştim. Bugün umut verici bir azalma ve gelişme yoktur. Nerede ise her gün artış olduğunu üzülerek görüyoruz.

Toplum olarak gidişatımız memnuniyet verici bir noktada değildir. Her kötü sonucun bir sebebi sebepleri var. Bunu anladık. Ama çare nedir? Bunların üzerine araştırma yapıyor muyuz? Bu olumsuzlukların sebebini ortadan kaldırmak için toplumsal bir seferberlik yapmak gerekmiyor mu? İşleri oluruna bırakmak gün geliyor içinden çıkılmaz bir hale geliyor. Herkesin, hepimizin şapkamızı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor.

KADIN CİNAYETLERİ

Her kadın sonuçta bir anadır. Cennet anaların ayağının altında diyen toplumsal anlayışımıza nerede ise son vermiş durumdayız. “Ana gibi yar vatan gibi diyar olmaz” Güzel sözler tedavülden kalkmışa benziyor.

Kadının yeri evidir. Kadının çalışmasını, okumasını, ekonomik özgürlüğünü kısıtlayan hamleler anlayış ve uygulamalar kadını ikinci sınıf yaptı. Kadın evinde çalışan, çocuklarına bakan, her ağır işi yapan bir makine haline geldi. Her olumsuzluğun nedeni sayıldı. Böyle olunca da daha fazla itilip, kakılmaya başladı.

 

Artık bu uygulamalar rutin hale geldi. Adam evindeki karısını rakip ve de gitgide her olumsuzluğun sebebi sayarak yaşamı dayanılmaz hale getirince boşanıyorlar. Kendisi evleniyor. Aradan geçen yıllar sonrası kadın evlenince bunu hazmedemiyor. Bulduğu müsait yerde dövüyor, hatta öldürüyor.

Bu cinayetlerin artık, ardı arası kesilmiyor. Her akşam televizyonlarda kadın cinayetlerini görmekten ve duymaktan gınaya geldik. Ufukta önüne geçilecek kesin bir tedbirde ve çarede görememekteyiz.  Her akşam televizyonlarda anlı, şanlı bilim adamları her konuda konuşuyor. Bu uzman kişiler kanayan yaralarımızı tartışıp çare üretmelere katkı sağlamaları gerekiyor.

Yazık oluyor geleceğimize. Bu kötü örnekler o kadar çoğaldı ki cinnet mi geçiriyoruz diye düşünmeliyiz.

TRAFİK CİNAYETLERİ

Hayatımızı kolaylaştıran, hepimiz için vazgeçilmez ihtiyaç haline gelen trafik araç ve gereçleri toplumumuzu derinden sarsan, ölümler, sakat kalmalar yanında maddi kayıpları ile öncelikli çözüm bekleyen bir sorunumuzdur.

Uykusuzluk, yorgunluk, dalgınlık ve trafik kurallarına uymamak gibi sebeplerin hangisi olursa olsun bu konuda acil tedbir alınması gerekiyor. Yollarda nerede ise kan akmayan nokta kalmadı. Araç sürücüleri kırmızı görmüş boğalar gibi her an kavgaya hazırlar.

Trafik kazasında kaybı olmayan aile yok gibidir. Sakatlar ordusu oluştu. Haberlerde görünce artık hiçbir etkilenme olmuyor. Kazasız belasız günümüz geçmiyor.

Geleceğimizi etkileyen, büyük maddi ve manevi kayıplara neden olan bu vurdumduymazlığın mutlaka önüne geçilmelidir.

HIRSIZLIK, GASP, KAPKAÇ

Toplumsal çürüme her alanda kendini gösteriyor. Hırsızlık, soygun, gasp ve kapkaç her gün, her yerde artan oranda hayatımızı etkilemeye başladı.

Bu olumsuzluklar bir sektör haline dönüştü. Sağlam çelik kapılar, kameralar bile artık hırsızlığın önüne geçemiyor.

Normal yollarda yürümek bile korkutucu olmaya başladı. Kadının veya çocuğun çantasını kapkaççılardan korumak için envayi çeşit alınan tedbirler bile önleyici olamıyor.

Hem çantası alınıyor, direnince de darp ediliyor. Münferit bir olay olarak değerlendiremeyiz. Git gide çoğalmakta ve insanları ürpertip korkutmaktadır. Caydırıcı tedbir ve cezalar olmayınca bu işi yapanlar artık yaşam biçimi haline getirmeye başladılar. Dün sosyal medyadan Adalet Bakanı Abdülhamit Gül çarpıcı bir tespit yaparak “Suçlular karakollardan elini kolunu sallayarak çıkıyor” dedi. Bunu Adalet Bakanı diyorsa üzerinde durup düşünmek gerekir.

Bu eşkıyalara gereken caydırıcı cezalar verilmelidir. Toplumdaki bu çürükler ayıklanmaz ise çürüme artan oranda çoğalır.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Bilal Dündar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Başiskele Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?