Reklamı Kapat

Şarbon

Son zamanlarda gazete ve TV’lerde şarbon hastalığına ilişkin birçok haber gördük ve dinledik. Yurdumuzda hastalık yaygınlaşmış ve insanlarımızda da görülür olmuş.

Bu şarbon hastalığı aklıma yaşadığım bir olayı  getirdi: Hatırladığım  kadarıyla, 2000’li yılların başında, çalıştığım kurumdaki odama, o güne kadar hiç karşılaşmadığım bir kişi geldi ve nedenini şöyle açıkladı:

“Çalıştığım firma, Kanada’dan çok büyük miktarda Titrek Kavak tomruğu ithal edecek. Türkiye’ye kabuğu soyulmamış tomruk sokmak  yasak. Fakat Kanada’da bir metreküp tomruğun soyulması için sekiz dolar talep ediliyor.

“Necdet bey..Bu kadar metreküp tomruğun soyulması için  ödenecek parayı görüyor musunuz? “

Ona akıl verenler olmuştu: Kavak zararlıları konusunda da çalışan bir uzman (o kişi ben oluyordum) “Kanada’dan ithal edilecek Titrek Kavak tomruklarının  kabuklarının soyulması gerekli değildir” yazılı bir belgeyi imzalarsa, soyma işlemi gerekli görülmeyecek, firma çok büyük masraftan kurtulacaktı.

Böyle bir taleple ilk defa karşılaşmıştım ve anında reddettim. Kanada gibi denizaşırı bir ülkeden, bunların kabukları soyulmadan gelmesi halinde özellikle “kabuk böceği” olarak tanımlanan, Türkiye’de bulunmayan, çok tehlikeli böceklerin yurdumuza ulaşarak, etkin ve hatta önlenemez zararlara neden olabileceklerini söyledim.

Bunu söylerken kabuk soyma şartının, karasal sınırımız olan komşu ülkeler, örneğin Bulgaristan’dan ithalatta da aranmasının çok komik olduğunu, çünkü  böcek, mantar, bakteri gibi zararlıların  hava akımları ve uçmaları nedeniyle sınır tanımayacağını sözlerime ekledim.

Çok ısrar etti..Parasal konulara çeşitli açıdan (!..) değindi. Birkaç gün sonra beni arayıp ikna etmeye çalıştı. İmzalamayı yine reddettim.

Ben istenen yazıyı imzalamamış olmanın gönül rahatlığı ile o Titrek Kavak tomruklarının ülkemize gelip gelmediğiyle hiç ilgilenmedim. Çünkü böyle bir evrakla o tomrukların kabuğu soyulmadan ithal edilebileceğine hiç inanmamıştım.

Gelelim şarbona! Bu hastalık yayılınca Türk Veteriner Hekimler Birliği (TVHB) bir bildiri yayınladı: “İthal edilen hayvanlar karantinaya alınıp  laboratuvar sonuçları tamamlanmadan ülkeye sokulmuş.”

Ne kadar tuhaf bir durum değil mi? Türkiye’de ağaçların sağlığı  için uygulanan, üstelik bazı yönlerden abartılı tedbirler,  insanlar ve hayvanlar için önemsenmiyor. Bu ne anlamsız bir tezattır, sorumsuzluktur.

Şarbon hastası olmamak için daha da vejetaryen olur, et yemem. Et yemediğim için ölmem. Ama o evrakı imzalasaydım önce kendimden utanır, belki de utancımdan ölürdüm. Fakat bu şarbon denilen hastalık bende bir çağrışım yarattı, artık   merak eder oldum; acaba o tomruklar kabukları soyulmadan Derince limanına geldi mi? Geçenlerde bunu,  benim “Zehirlenme Yolu” dediğim “Yürüyüş Yolunda” konaklayan kargalara sordum. Onlar geldiğini söylediler. Demek ki istenen o evrakı imzalayan bir başka uzman!..bulunmuş. Kargalar çok akıllı kuşlar ama dedikoduyu çok seviyorlar canım!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Corona virüsü için alınan tedbirleri yeterli buluyor musunuz?