Unutulmazlar

Bazı şeyleri isteseniz de unutamazsınız.

Bir yaz günü iki arkadaş otobüsle Kandıra’ya gidiyoruz. Yoldaki bir duraktan binen, köy yaşamından olduğu belli, çok yaşlı bir adam yanımızdaki koltuğa oturdu. O kadar yaşlıydı ki bütün yolcuların dikkatini çekti. Yanımdaki arkadaşa “Ben bu dedeye, askerliğindeki bölük komutanın ismini sorsam anında ve kesin cevap verir“ dediğimde bunun kesinlikle mümkün olamayacağını ileri sürdü.

Yan tarafa eğilip sordum. “Dede…Askerlik yaptığında Bölük Komutanın adı neydi?” Bir saniye bile tereddüt etmedi ve ismini söyledi. Bu konuşmayı duyan yolcular şaşırıp kaldılar. Üstelik tabur komutanının ve görevli asteğmenin de isimlerini sıraladı.

Ben bunu biliyordum; askerlik ve okul anıları hiç unutulmaz.

Bugün öğretmenler günü. İşte benim unutamadığım okul anılarından biri:

Yıl 1955. Aylardan Mayıs. O yıllarda ilkokulu bitirirken her dersten sözlü imtihan yapılırdı. Adapazarı 1954 yılı Aralık ayında, Kocaeli Vilayetinden ayrılmış, Sakarya adı alan ilin merkezi olmuştu. Ben babamın memuriyeti nedeniyle bulunduğumuz Hendek’te, Cumhuriyet İlkokulunda 5. sınıf öğrencisiydim. 

O gün Tabiat Bilgisi dersinin imtihanı var. Sakarya valisinin okulu ziyarete geldiğini söylediler. (Sakarya ilinin ilk valisi Mehmet Nazım Üner. 1960 ihtilalinin olduğu 27 Mayıs 1960 tarihine kadar Sakarya valiliği yapmıştır). Ben imtihan kapısında sıramı beklerken sayın vali tek başına imtihan heyetinin olduğu sınıfa girdi. Sırası gelmiş olan beni çağırdılar. Soru sindirim sisteminden. Ben cevaplarken vali bey araya girip bazı sorular sordu. Ben doğru cevaplar vermekte zorlanınca öğretmenimiz bu sorularla ilgili kısımların müfredatta olmadığı konusunda vali beye açıklamalarda bulundu. Vali bey beni dinledikten sonra sınıftan ayrıldı.

Sınıftan çıkacağım sırada bayan öğretmenlerden biri beni durdurdu. Elimdeki kan lekesini görmüştü. Öğretmen arkadaşlarına dönüp ”Vah… Evladım! Vali beyin soruları nedeniyle  sıkıntıdan tırnağının kenarını kanatmış” dedi, beni yanaklarımdan öptü ve sonra elimden tutarak kapıya kadar götürdü.

Aradan bir hafta geçti. Okulda, mezuniyet töreni. Okulun, sınıfların kapılarının açıldığı dar ve uzun koridorunda dizilmiş sandalyelerde  ilçenin ileri gelenleri ve memurlar oturmuş, vali bey  yine geldi.

Okulu birincilikle bitirenleri çağırdılar. Unutmam mümkün değil. Bu kadar tesadüf olur. Aynı sınıftan 345 Yücel, 346 Semra ve 347 Necdet, yani ben. Valinin elini öptüm. Bana şeffaf kırmızı kağıda kurdele ile sarılı bir kitap hediye etti. O kitabı hiç unutmadım: Ayda ilk insanlar.

Bu kitabı (Büyük ihtimalle H.G.Wells tarafından yazılmış, 1950 baskısı kitaptı) unutmamamın çok ilginç başka bir nedeni var: Temmuz 1969’da Ay’a ilk ayak basıldığında, Ay’a iniş ve kalkış sistemi anlatıldığında radyo başında son derece şaşkınlık yaşamıştım. Çünkü kullanılan sistemin, bana hediye edilmiş kitapta yazılanlardan ve çizimlerle ortaya konulmuş açıklamalardan farkı yok gibiydi. Bu da aklımdan hiç çıkmadı.

Öğretmenlerimin hepsine minnettarım ve rahmet diliyorum. Eğer cennete gitmeyi hak edersem onları orada tekrar göreceğim için şimdiden seviniyorum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?