Ne gaziye ne emekliye saygı yok mu?

Antalya’da bir özel halk otobüsüne binen 69 yaşındaki vatandaş, otobüs şoförüne “Gazi Kartı” göstermiş.

Şoför de, “Gazi Kartı geçerli değil, okumalı kart gerekli” demiş!

Tartışmışlar, şoför adamı araçtan indirmiş! Olay polise kadar uzanmış.

Kim haklı, kim haksız?

Biraz Nasrettin Hoca örneği olacak ama “ikisi de haklı, ikisi de haksız!”

Öncelikle, “bilgi ve iletişim sorunu” olmalı.

 Gazi, “okutmalı kart” almalıydı. Zor gelmiş olmalı!

Şoför de, daha nazik ve anlayışlı olmalı;

“Efendim, gazi olduğunuza inanıyor ve saygı duyuyorum. Bu kez sorun yok ama lütfen belediyeden okutmalı kart alınız” diyebilirdi.

İki insanın da kim bilir hangi sorunları vardı?

Toplum olarak kolay tepki gösteren, “empati” kurmakta, yani kendimizi karşımızdaki insanın yerine koymakta zorlanıyoruz!

Gazi, hem bu sıfatına hem de yaşına saygı bekliyor.

Şoför, belki de ailevi bir sorunla başı dertte.

Toplumsal sorunların çözümü, öncelikle Yönetimin sorunu ve ödevidir!

İşsizlik, geçim sıkıntısı, kötü beslenme, hastalık, ailevi sorunlar içinde, toplumun büyük kesimi ruhsal gerilim içinde yaşıyor. Ruh bilim araştırmaları bunu kanıtlıyor!

Sorun somut, bu sorunu yaşadığımız kente de yaşıyoruz. Bir vatandaş ve gazeteci olarak, günlük yaşamda “gözlem” yapmaya çalışıyorum.

65 yaşımı geçtiğim için “ücretsiz seyahat kartı” hakkına sahibim. Eşim, bu kartı kendisi için çıkartırken benim için de çıkartmış. Ancak, tanık olduğum olaylara bakınca, özel halk otobüslerinde “60 yaş üstü indirimli kartı” kullanıyorum!

 Şoförlerin, 65 yaş üstü ücretsiz kart sahiplerine davranışları –bazı istisnalar hariç- son derece hoyratça!

Oysa, bu “yasal bir hak.”

Ancak, bu hakkı 65 yaş üstü vatandaşına tanıyan yönetim, kitle taşıma hizmeti veren diğer vatandaşına haksızlık yapıyor!

Halk Otobüsü sahipleri, belediyelere bu iş için “ruhsat bedeli” ödüyor. Kullanılan araçlar, sürekli dur-kalk ve diğer nedenlerle olağandan daha çabuk yıpranıyor. Yakıt da bakım-onarım da hayli pahalı! İşe gidiş ve iş çıkış saatlerinde araçlar doluyor ama, kimi zaman üç beş yolcu ile tur yapıyorlar. Ancak, “para kazanmak” zorundalar! Düşünün, bir tura çıkıyor, dört beş yolcu “ücretsiz kart” kullanıyor!

“Ne var bunda? Belediyelerden her ay belli bir ücret almıyorlar mı?” diyebilirsiniz. Onlar, aldıkları paranın hakka uygun olmadığı kanısındalar!

Belediye yönetimleri; “Ne kadar ücretsiz yolcu taşırsanız, o kadar bedel alacaksınız” koşulu ile sözleşme yapamazlar mı? O zaman büyük ölçüde “yaşlı ve gazi” gibi ücretsiz seyahat eden kişileri “beleşçi” gibi görmezler!

 Şoförler, sürekli aynı güzergahta dönüp durdukları ve çok farklı kişiliklerde insanlarla karşılaştıkları için “ruhsal gerilim” yaşıyorlar. Örneğin; kolay tepki gösteriyor ya da birisiyle konuşma ihtiyacı ile sık sık cep telefonlarına sarılıyorlar!

Belediyelerin Halk Otobüsü kooperatifleriyle işbirliği yaparak, şoförlerin kılık kıyafetlerinden davranış biçimlerine kadar ciddi bir eğitimden geçmeleri sağlanamaz mı?

Saçı sakalı karışmış, elinden cep telefonu düşmeyen, yolcularını kaygılandıracak kadar hızlı ve kusurlu araç kullanan, en küçük söz ya da davranışta yolcusuna horozlanan şoförlere katlanmak zorunda mıyız?

Sorun, “yaşlıya ve Gaziye saygı sorunu” değildir.

İnsanın insana saygısı sorunudur!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder 141 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Gebze Belediyesi'nin hizmetlerinden memnun musunuz?