İktidarın “dilinin altındaki bakla”

AKP iktidarı, “dilinin altındaki baklayı” çıkarmıyor, ha bire kem küm edip duruyor.

Yok efendim, “milli yargı”ymış.

Yok efendim, “yargının iki kurumu arasındaki yetki tartışması”ymış.

Yok efendim, “cumhurbaşkanlığı bu konuda hakem rolü oynayabilir”miş.

Gördünüz mü geldiğimiz noktayı?

Türkiye, “bir mahkeme diğer mahkemeyi mahkemeye verir” hale geldi.

Daha doğrusu AKP iktidarı ülkemizi planlı bir şekilde bu hale getirdi.

Nedeni açık

Yargıdan “iktidarın istemediği tek bir karar” çıkmayacak.

Bakın, Anayasa Mahkemesi Can Atalay konusunda bir “istenmeyen karar” verdi, hemen düğmeye basıldı.

Anında Anayasa Mahkemesi hakkında suç duyurusunda bulunan Yargıtay, “milli yargı” ilan edildi.

Laf tutan ve sarayın isteği doğrultusunda karar veren Yargıtay “milli” olunca, laf tutmayan Anayasa Mahkemesi de otomatikman “gayri milli” oluyor.

Yargıyı bile “milli” ve “milli olmayan” diye böldüler.

“Milli yargı” derken…


Cumhurbaşkanlığı baş hukuk danışmanı Mehmet Uçum, Yargıtay’ı “milli yargı” ilan ederken Yargıtay’ın kuruluşunun Osmanlı dönemine (6 Mart 1868), Anayasa Mahkemesi’nin kuruluşunun ise Cumhuriyet dönemine (22 Nisan 1962) dayanmasını mı ima ediyor acaba?

Osmanlı döneminin “milli”, Cumhuriyet döneminin ise “gayri milli” olduğunu mu söylemek istiyor?

Yoksa laf tutan yargı “milli”, laf tutmayan yargı “gayri milli” mi?

“Milli-gayri milli” ayrımının sebepleri bunlar değilse, ne?

  

Nazi Almanya’sını anımsatan söylemler


Prof. Dr. Tayfun Atay iyi yakaladı.

“Yerli ve milli” çılgınlığını, yıllar önce Hitler Almanya’sı da yaşamıştı.

Hem de ne yaşamak…

Fiziği, matematiği, kimyayı bile millileştirmişti Almanlar.

Alman Fiziği…

Alman Kimyası…

Alman Matematiği…  

Derslerin adı böyle değiştirilmişti.

Uluslararası kabul edilen bilimin “Yahudi bilimi” olduğu kabul ediliyor, bunun “Alman bilimi”ni yok etmek için ortaya atıldığı ileri sürülüyordu.

Yahudi kökenli ünlü bilim adamı Albert Einstein bile “hainlerin önde geleni” ilan edilmişti.

Alman toplumu böylesine “akıl tutulması” yaşıyordu.

“Milli yargı” ilk o zaman kullanılmıştı


Matematiğin, kimyanın, fiziğin millisi olur da, yargının millisi olmaz mı?

Nazi Almanya’sında “Hitler, kanundur” prensibi esastı.

Zaten o da Reichstag (parlamento) önünde yaptığı konuşmada kendini “Alman halkının en yüksek yargıcı” ilan etmişti.

Kısa zamanda Alman toplumunda “Kanun ve Führer’in (Hitler’in) iradesi aynı şeydir” algısı yerleşti.

Hitler’in söyledikleri kanundu, milliydi, harfiyen uyulmalıydı.

“Milli” olmayanların Alman toplumunda işi yoktu.

Tamam da, kimdi “milli” olmayanlar.

Yahudiler ve Hitler’e karşı gelenler…

Bu kadar basit!

“Milli” olmayan kim varsa, hâkimi, savcısı, devlet görevlisi, hızla devletten uzaklaştırıldı.

Yahudiler zaten fırınlarda yakılmıştı, böylece “milli olmayanlar” toplumdan temizlenmiş oldu.

Almanya’da tek bir otorite kalmıştı, Hitler’in otoritesi!

Hitler Almanya’sı; milli milli dedi, sonunda kendini de dünyayı da felakete sürükledi.

  

“Milli yargı” konusu açıklığa kavuşturulmalı


Kem küm ederek lafı uzatmaya gerek yok.

Sarayın danışmanı, madem “milli yargı” diye ortaya çıktı, “milli yargı” ne demek ayrıntı vermeli.

“Milli yargı”, Hitler Almanya’sında olduğu gibi “tek kişinin isteği doğrultusunda karar veren” yargı mı?

Öyle mi olacak?

İktidar, “dilinin altındaki baklayı” çıkarmalı.

Bir “puslu hava” yaratıldı, Türkiye bir bilinmeze doğru sürükleniyor!

Yazık bu memlekete!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

04

Bahri Odabas - Muhafazakar bir aileden gelmem nedeniyle,inanç ve yasam tarzıma en yakın siyasi parti olmasına rağmen,huzur içinde yaşamamıza engel olan ak partinin bu tür icraatının büyük yanlış olduğunu düşünüyorum.can aralayın zihniyetini asla tasvip etmem,ancak anayasal hakk8na engel olunursa,bu ülkede anarşi olur.

O zaman birileri de sizi meşru cumhurbaşkanı tanımaz.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 11:48
03

Hulusi Türk - Sayın başkanımızın tekrar seçilebilmesi için anayasanın 104. maddesinin değişmesi ve %50+1 in de azalma yönünde değişmesi gerekiyor. Anayasa ancak o zaman milli ve özgürlükçü olur.

Yanıtla . 3Beğen . 1Beğenme 14 Kasım 10:40
05

Hesap.kitap: - @Hulusi Türk 03 nolu yoruma cevabı: TBMM yeterli oyları yok, akp+mhp=yetersiz bakiye, chp destek vermiyor, davutoğlu ve babacan oyları yetmiyor.

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 15:56
02

Of’lu - BU PLANLAR; HUKUK DEVLETİNDEN ŞAHSIM DEVLETİNE GEÇİŞ İÇİN DÖŞENEN PARKE TAŞLARIDIR. GELİNEN NOKTADA ARTIK; SARAY REJİMİ İLE AKP SİYASETİ AYRIŞMAYA BAŞLAMIŞTIR.

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 14 Kasım 10:10
01

Küllüyeni̇n Aslani O - yazık bu sotada perde arkasında köşeden beleş köfte gelsede bu günde semizlensek diyenlere

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 13 Kasım 23:16


Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?