Reklamı Kapat

Mısır şekeri / şurubu  için  farklı  sesler  (3.bölüm)

[ 1 ve 2. bölümde olduğu gibi bu bölümde de mısır şurubu konusunda “Nişasta ve Glikoz Üreticileri Derneğinin gazetelerde yayımlanan ”Şeker Tartışmaları Hakkında Kamuoyuna Açıklama”sı (NÜD), Sağlık Bakanlığının “Nişasta Bazlı Şekerlerin (NBŞ) Sağlığa Etkileri Hakkında Bilim Kurulu Raporu” (BKR) ve bu konuda yapılmış bilimsel araştırmalar (ARAŞTIRMA) başlığıyla ortaya konulmaktadır. ]

NÜD: “Pancar şekeri” ve “mısır şekerine” yönelik iddiaların bilimsel dayanağı yoktur. Otoritelerin hiçbirinin şekerin elde edildiği bitkilere göre birbirinden farklı bir sağlık etkisi olduğu yönünde bir beyanı yoktur.

Dünyada yıllardır tüketilen pancar şekerinden de mısır şekerinden de kuşku duymanın anlamı yoktur.

 Beslenme ile ilintili olduğu düşünülen hastalıklardan tek bir faktör sorumlu tutulamaz.

BKR: Yakın zamanlardan beri birçok içecek ve besinde bulunan fruktozun artan tüketimi yüzünden özellikle çocukların sağlığına ciddi zararlar verebilecektir. Fruktoz , glikoza göre daha tatlıdır ve bu nedenle beyinde iştah artırıcı etkisi olduğu yönünde de çalışmalar bulunmaktadır.  Fruktozlu ürünlerin tüketimi özellikle bebeklik ve çocukluk yaşlarında damak tadının şekerli ürünler doğrultusunda gelişmesini kolaylaştırmaktadır.

Obezite ve bununla ilişkili hastalıklar tüm ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de büyüyen  bir problemdir. Çocukluk çağında obezite oranı 7-8 yaş grubunda %9.9, fazla kilolu çocuk oranı  %14.6 iken, ortaokul çocuklarında obezite oranı %12.4’e ve fazla kilolu çocuk oranı %21’e yükselmektedir. Bu bağlamda son zamanlarda artan obezite ve kronik hastalıkların nedenlerini araştıran bilimsel çalışmalarda şeker metabolizması, özellikle sofra şekeri ile mısır şekerinin yapısında bulunan fruktoz açısından irdelemeler yapılmaktadır.

Metabolizmada glikoz uyarısı ile salgılanan insülin tokluk hormonu olan leptini uyarır ve açlık hormonunu (grelin) ise baskılar. Bunun sonucunda tokluk merkezi uyarılarak yeme davranışı sonlanır. Fruktoz ise insülini çok az uyarmaktadır. Bu durumun fazla şeker tüketimine, insülin salgılanmaması, tokluk hissi gelişmemesi ve yeme davranışı devam ettiği için obeziteyi tetiklediği ileri sürülmektedir.

Fruktozun karaciğer içindeki metabolizması da glikozdan farklıdır. Fruktozun yakımı glikozdan daha hızlıdır ve bilhassa karaciğerde metabolize edildiği için daha kolay şekilde ve hızla yağa dönüşmektedir. Bu durumun karaciğer yağlanmasına, fibrosis ve siroza neden olması konusunda araştırmalar yapılmaktadır.

 Fruktozun barsak florası ve mikrobiyatasında değişimlere de neden olduğu sanılmaktadır.

Fruktoz, glikozdan farklı olarak kanda ürik asit artışına da neden olmakta, gut hastalığını tetikleyebilmekte ya da var olanları etkinleştirmektedir.

Sakkaroz ve mısır şekeri içeren besinlerin aşırı tüketimi obezite dışında metabolik hastalıkların yanı sıra obezite ile ilişkili çeşitli kanser türlerinin (kolon kanseri, pankreas, karaciğer ve meme kanseri gibi) gelişimine de zemin hazırlamaktadır.  Yanı sıra gereğinden çok yeme alışkanlığının insülin direncinin artmasına, şeker hastalığına, kalp damar hastalıkları ve eşlik eden hastalıklara neden olduğu kuşkusu bulunmaktadır.

ARAŞTIRMA: Erken yaşta  çocuklarda obezite yaratan  yüksek ve artan  oranda şeker tüketimi,   ergin yaşta diyabet gelişmesi riskini de arttıracaktır. (3)

Glukoz ve fruktoz  şurubu içeren besinlerden neden kaçınmamız gerekmektedir: Bu tip glikoz şurubu   enzimatik dönüşüm süreci yoluyla amidodan (nişasta) elde edilir. (Genelde mısır nişastası  kullanılır). Onu içeren içeceklerin tüketimi ile  çocuklarda obeziteye neden oluşu daha önce farklı incelemelerle ortaya konulmuştur.

Mısır şekerinin belli başlı tüketicisi olan Meksika sakinleri ve ABD’deki İspanyol asıllılarda alkol tüketimine bağlı olmayan “karaciğer yağlanması”(Steatosis hepatis) olayında çoğalma görülmektedir. Bunun dışında “uygarlık hastalığı” olarak tanımlanan  Tip 2 şeker hastalığının  yaygınlaşmasının nedenlerinden biri olduğu kanısı vardır.  Bu nedenle  Mısır Şekerinin en çok tüketildiği ülkelerde  Tip 2. şeker hastalığının seyri konusunda araştırmalar yapılmaktadır.  (2)

            Alışveriş, bilinçli bir şekilde yapılması gereken çok önemli bir şey olduğuna göre sepete koyduğumuz her şey için sağlığımızı, ailemizin sağlığını ve hatta çevre sağlığını düşünmeliyiz. Satın aldıklarımız içinde gerçek ve kendine özel  zehirler var. Prof. Berrino bu konuda dikkatimizi özellikle glikoz ve fruktoz şurubu üzerine çekmektedir.(1)

Oxford Üniversitesinden Stanley Ulijaszek,  halkların büyük kısmının  artık tatlı besinler açısından hemen hemen doymaz iştaha sahip olduğunu, ama bazı insanların tükettiği mısır şekerini işleyecek kadar yeterli metabolizmaya sahip olmadığını ifade etmektedir. Kaliforniya, Southern Üniversitesi ve Oxford Üniversitesi  bilim insanları tarafından yürütülen bir araştırmaya göre  tatlılarda, gazozlarda ve ambalajlı yiyeceklerde bulunan yüksek oranda fruktoz içerikli mısır şurubu ile Tip 2 şeker hastalığı arasında belirgin bir ilişki vardır. Bu tür besin üretimi yapılan  ülkelerde diğerlerine göre Tip.2’de  %20‘ye kadar varan ölçüde  artış olmaktadır (2)

Gerçekten de bu maddelerin fazla kullanımı yağların karaciğerde sentezini uygunlaştırmakta, insülin direncine neden olacak şekilde insülin salgısını kuvvetle  tahrik etmekte ve bu şekilde hem diyabet hem de obezite bazlı patolojik durum yaratmaktadır. Bazı çalışmalar ortaya koymaktadır ki bildiğimiz şekerin yüksek miktarlarda tüketimi kansere zemin hazırlamaktadır. (3) Bütün şekerler  tümörleri hızla büyütmekte ama bildiğimiz şeker ve mısır şurubundaki  fruktoz bu konuda daha etkin olmaktadır.

Yediklerimiz, sağlık ile hastalık arasında fark yaratabilmektedir. Günümüzde obezite salgınının başta gelen sorumlusu olduğundan hareketle şeker yeniden sanıklar masasına oturuyor. Bu sefer ağırlığı arttırdığı için değil, meme tümörleri riskine  ve akciğer metastaslarına zemin oluşturduğundan. (5)

Daha önce yapılmış olan ve göğüs, kolon ve pankreasta tümör geliştirme riskini arttırma ile tüketim ilişkisini gösteren çalışmaların sonuçlarından hareketle Texas Üniversitesiden  bir araştırma timi genetik olarak göğüs kanserine yatkın farelere eşit dozlarda amido  (nişasta) (Ekmek ve makarnada var olan karbonhidrat), sakkaroz ( Bildiğimiz şeker) ve fruktoz içeriği yüksek mısır şurubu ( Gazlı ve diğer içeceklerde tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır) vermişlerdir. Altı ay sonra meme kanseri,  amido yemiş olan farelerin %30’unda, sakkaroz verilenlerin %50’sinde, mısır şurubu verilenlerin %58’inde  oluşmuştur. Şekerle beslenenlerde akciğer metastasları da net olarak artmıştır. (5)

Yapılmış bazı araştırmalara  göre  bu şuruplar  genelde toplum içinde  ve bilhassa çocuklar arasında obezliğin  artmasının  sebeplerinden biridir.  Diğer taraftan  mısır  birtakım kimyasal işlemlere tabi tutulduğundan  kesinlikle  doğal sınıfa alınamaz.  FDA da (Besinlerin ve  ecza maddelerin  emniyetini düzenleyen  Amerikan kuruluştur - Food  and Drug  Administration) 2008’ de  mısır şurubunun  doğal tatlandırıcı olması hükmünü reddetmiştir.  Son olarak  bilmek gerekir ki  kendisinden şurup yapılan mısırın genetiği ile oynanmıştır. 

Mısır şurubu pazarının  büyük kısmını çok uluslu  şirketler kontrol etmektedir. 

Son olarak  bazı bilimsel yayınlarda mısır şurubunun   maksimum seviyede sadece  (A) grubu kana sahip olanlarca tolere edilebildiği, diğer kan grupları için  bu durumun ortaya  konulamadığı ileri sürülmektedir. Bu  nedenle kanı (A) grubu olmayanların  mısır şurubu içeren besinlerden sürekli kaçınmaları önerilmektedir.  (4)

Son söz olarak; sentetik veya yapay bütün tatlandırıcılardan şiddetle kaçınmalıdır. Çünkü  özellikle kan şekeri açısından  neticeler  olumlu olmamakta, onu yükseltmektedir. Bunların tüketiminden kaçınmak için  tüketmeden önce içerikleri öğrenilmelidir. Bu  basit bir karamela veya çiklet konu olduğunda  bile önemlidir. (4)

Bu bölümde faydalanılan kaynaklar:

Bu bölümde faydalanılan kaynaklar:

1) Berrino, F. 2018 Istituto Nazionale dei Tumori di Milano. Perché evitare lo sciroppo di glucosio e fruttosio.

(Türkçesi: Berrino.F. 2018.”Tümör Milli Enstitüsü. Glikoz ce fruktoz şuruplarından neden uzak durulmalıdır)    

2) Galileo.2012. Diabete, attenti allo sciroppo di mais .

 (Türkçesi: Galileo.2012. Şeker hastalığı, mısır şurubuna dikkat) 

3) G.Antonio (Direttore dello Sbarro Institute for Cancer Research and Molecular Medicine della Temple University di Philadelphia). Scienza e Salute. Il lato oscuro dello zucchero. 2016

(Türkçesi: G Antonio.Filedelfia. Temple Üniversitesi, Sbarro; Kanser Araşatırma ve Moleküler Tıp Enstitüsü Müdürü. Bilim ve Sağlık.Şekerin karanlık yüzü. 2006

4) Mozzi. P 2012. La dieta del dottor Mozzi. Gruppi sanguigni e combinazioni alimentari.

[Tükçesi: Mozzi,P .2012 Doktor Mozzi’nin dieti. Kan grupları ve beslenme kombinasyonları- (Mayıs 2012’de ikinci basımı yapılmış kitap)]

5) R. Debora.2016 (Nutrizionista presso l’ospedale Sant’Andrea. Università di Roma La Sapienza) Il nutriente che stimola la crescita dei tumori.

[Türkçesi: R.Debora. 2016     Roma  La Sapienza Üniversitesi. Sant’Andrea hastanesi beslenme uzmanı]

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?