Reklamı Kapat

Her şeye “giriş”mek

Sadece ülkemizde değil, dünyada da bazı kavramların cılkı çıkartılıyor ancak bu alanda biz rekortmenliği kimselere kaptırmıyoruz. Kapasitesi, yeteneği, becerisi, bilgisi ve kavrayış genişliği gibi meziyetlerde handikapları olanların; genel eğilimidir defolarını saklamak için bazı ambalajlar kullanmak.

Son yıllarda hemen her alanda bir “girişimcilik” söylemi almış başını gidiyor. Aslında hayatımıza yeni bir kavram gibi girse de girişim kelimesi dilimizde geçmişten bu yana var olan “teşebbüs” kelimesinin eş anlamlısı. “Girişimci” de esasen yine yüz yıllardır var olan “müteşebbis” kelimesinin yeni bir versiyonu. Girişimcilik de bu bağlamda teknik olarak “girişimci olma durumu” demek.

Genellikle ticari yapılanmaların başlangıç süreçlerini tanımlamakta kullanılan günümüzün bu moda kavramı, dünyada ticaret dışı birçok alanda da kullanılıyor. Örneğin sosyal girişimcilik başlığı altında değerlendirilen çok başarılı insani çalışmalar var.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK FAKTÖRÜ

Milletçe kavramları eğip bükme ve “iyi bir şey” diye düşündüğümüz kavramları sevdiğimiz insanların çabalarına monte etmek gibi bir huyumuz vardır. Son dönemlerin fenomeni olan girişimcilik de aynı dertten mustarip durumda. Nasıl ki bundan henüz beş altı sene önceye kadar “kuantum”un ülkemizde bir deterjan özelliği gibi pazarlanması kepazeliğini yaşadıysak; bugünlerde de hemen her şeye girişimcilik etiketi bol keseden yapıştırılıyor. Hatta biraz dışa dönük, çok konuşan, her hıyarım var diyene tuzlukla koşan acul adamlara bile “çok girişimcidir” gibi anlamsız payeler veriliyor (ayıptır söylemesi yavşaklığın yılışıklığın kibarcası gibi oldu).

“Sosyal girişim” kavramı da ülkemizde duyuldukça, bir seferlik yapılacak yardım organizasyonlarına bile sosyal girişim denmeye başlandı. Hani neredeyse Cuma namazı çıkışında “camiye yardım” sandıklarına bile sosyal girişim denecek. Savaş bölgelerine yapılan yardım organizasyonlarına da hemen sosyal girişim etiketi layık görülüyor. Esasen durum pek de öyle değil.

Bir sosyal yardım hareketinin girişim olarak tanımlanabilmesi için öncelikle bu organizasyonun kuralları, amaçları, personeli, çok katmanlı hedefleri ve uzun vadeli planları olması gerekir. Döngüsel bir anlayışla inşa edilmelidir, hedefe bir kere atış yaparak değil. Bir kerelik yapılan yardım toplama organizasyonu elbette çok güzeldir, hayır işidir, insanlık namına güzel bir harekettir ancak koliler gittikten sonra, bu yardım işi bir dahaki sefere kadar rafa kalkıyorsa ne yazık ki buna girişim denemez.

Sağlıklı bir organizasyon içerisinde, olabildiğince çok paydaştan destek alan ve kitleselleşme kapasitesine yapılacak yatırımların temeline alınmadığı hiçbir sosyal destek programına girişim diyemeyiz. Bu noktada temel kriterin sürdürülebilir bir model olması gerektiği ortadadır.

GİRİŞİMCİ RİSKİ TAŞIYANDIR

Tekrar kavramın ticari hayattaki kullanımına dönelim. Girişimci yani müteşebbis olmak için sadece bir ticari işletme kurmak, vergi numarası almak ve ekonomik süreçlere dahil olmak değildir. Ya var olmayan bir alanda yapılan öncü yatırım ya da var olan bir ekonomik süreci yeni bir yorumla farklı bir seviyeye farklı bir düzleme taşımak gerekir. Yoksa zaten piyasa şartlarında var olan iş ya da organizasyonun yenisini kuruyor olmak sizi girişimci yapmaz, yatırımcı yapar. Bir işe yatırım yapmak illa ki girişimci payesini alabilmeyi sağlamayacaktır, sağlamaz da.

Bu noktada kavramın dünya çapında kullanıldığı bağlamların bazılarına olan itirazlarımı da dile getirmek isterim. Örneğin kocaman bir serveti ve birçok alanda yatırımları olan bir kişinin; daha önce var olmayan ya da mevcut ve yaygın bir iş modelini geliştirdiği; yani bir önceki paragrafta belirttiğimiz kriteri sağladığı durumlarda bu kişiye girişimci denilebilir mi? Bu konuda literatür “evet” diyor ancak ben konuya aynı şekilde bakmıyorum.

Kavramın anlam katmanları bir başarı hikayesi barındırmayı zorunlu kılıyor. Peki, birçok ticari alanda yatırımları olan bir iş adamı ya da iş kadınının elindeki büyük sermaye gücünü kullanarak, yeni bir işi ortaya çıkartacak tüm ihtiyaçları kolayca elde edebildiği bir durum ne kadar girişim olarak adlandırılabilir? Yeni bir alana yatırım yapıyor olsa bile bu süreçte riski taşıyan o iş insanı değil, o iş insanının sahip olduğu paranın bir kısmıdır. Tüm servetini bu işe yatırmadığı müddetçe, alt ekonomik gelir grubundan birisinin oynadığı sayısal loto ya da iddaa kuponundan benim gözümde bir farkı yoktur. Kayıp durumunda birazcık parası gider, kazanç durumunda gayet fazla para kazanır. Tabi temel motivasyon farkı birisi kurtulmak, diğeri başarmak istemektedir.

Başarmak hissi, insanın tatmin etmesi en zor ve esasen en çok ihtiyacı olan duygudur. Onaylanmak, sevilmek, kendine değer vermek ve hayatta anlamını bulabilmek gibi insanın tatmin etmesi gereken içsel dürtülerinin hemen hepsine katkı yaptığı için; “başarmak” esasen birden fazla duygusal ihtiyacı tatmin etmektedir. Bu bağlamda zengin ve başarılı bir iş insanının sürekli yukarı yönlü giden, aksamadan işleyen ticari işletmelerinden heyecan alamayarak yeni başarılara yelken açma isteği hem bencilcedir hem de çok erdemlidir. (Bu da gerçek anlamıyla sosyal bir kuantum durumudur.)

İmkanlar ne kadar azsa, girişilen işin gerçek anlamıyla bir girişim olma durumu; naçizane görüşüm daha yüksektir. Bir iş adamının yaptığı yatırım gerçekten kıymetlidir, önemlidir ve ülkeler için ihtiyaçtır. Ancak bu durumda riski çeken iş adamı değil, sahip olduğu paradır. Maddi imkanların olmadığı şartlarda başlayan bir girişimde ise riski çeken bu işe kalkışan kişi, yani girişimcidir. Başarısızlık durumunda hayatının belli bir dönemindeki emeği, çabası ve heyecanı ziyan olacaktır. Eline tek kalan tecrübe olacaktır ki bu da kişinin idrak kapasitesine göre bir işe yarayabilir, yaramaya da bilir.

ASIL DEĞER ÜRETMEKTİR

Girişimcilik kavramının günümüzdeki anlamını bulduğu yer Amerika’dır. Üniversitelerin kurduğu girişimci merkezlerinde ortaya değerli ve potansiyeli yüksek fikirler koyan gençlerin, fikirlerini projeye dönüştürdüğü kuluçka merkezleriyle başlayan ve daha sonra sermaye sahiplerinin ortaya çıkan potansiyel değerlere yatırım yaptığı modelin işlediği oldukça başarılı bir anlayış.

Fikri olanın projelendirme sürecinde akademik bilgi ve imkanlarla buluşması, ortaya bir değer çıkması adına çok önemli. Hele ki bu fikirleri ortaya koyan gençlerin doğru bir çerçeve içerisinde sistem tarafından eğitilerek bir noktaya getirilmesi kıymetli bir anlayış. Sürecin sonunda en başta ortaya çıkan fikir bir iş modeline dönüşüyor ve para kazanmak isteyen, “melek yatırımcı” iş insanı projeye yatırım yapıyor. Girişimci genç en büyük eksiği olan paraya ulaşım noktasında bir endişe ya da engel yaşamıyor. Tabi fikri ve projesi gerçekten değerliyse, kendisi de yeteri kadar bilgili ve çalışkansa.

Bir yatırımın adı girişim olsun ya da olmasın, bunu yapanın parası olsun ya da olmasın aslında çok da önemli değil. Girişim ve girişimcilik kavramlarını “değer katan bir etiket” olarak sınıflandırıp, bunu bir paye gibi hemen sahiplenme ve yapıştırma anlayışından çıkıldığı anda aslında ortada tartışılacak bir şey de kalmıyor.

Önemli olan zengin ya da fakir, patron ya da çalışan olmaktan daha ötede bir noktadır. Bilgiye ne kadar değer verildiği, bir işe motive eden amacı besleyen insanın içindeki dürtülerin iyi niyeti önemli olandır. Amaç ve çaba üretmek, değer yaratmak, ortaya bir eser çıkartmak olmalı. Güzel olan, kıymetli olan budur. Yoksa deterjanın kuantum olmasıyla, bir insana girişimci denmesi işin reklamasyon tarafıdır, egoları besleyen yaldır.

Egolar yalla beslenirse ortaya kavramların arkasına sığınan küçük ve kötü niyetli insanlar çıkar, egolar güzel duygular ve başarılarla beslenirse ortaya iyi insanlar ve güzel bir toplum; yarınları umutlu ülkeler çıkar.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Arda Süar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Oku. - Yazılarınızı merakla takip ediyor, bekliyoruz Arda Bey

Yanıtla . 1Beğen 05 Ocak 18:08

Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?