Şerafettin Ergül ile sahaflık üzerine

Kitap diyince İzmit’te ilk akla gelen isimlerin başında Şerafettin Bey’in gelmesi çok doğal. Çünkü “Kitap okumak zorunluluk değil keyiftir, kitap keyfinin görevi okur sayısını çoğaltmak. Okur sayısını ne kadar çoğaltırsak sokakta o kadar mutlu gezen insanlar, birbirine tebessümle bakan, kültürlü, ahlaklı insanlar, erdemli insanlar görürüz.” düşüncesinde olan Şerafettin Bey sadece Soydan iş merkezinde değil internet üzerinde “Kitap Keyfim” adını verdikleri bir sitede eşi Berrin hanımla birlikte okuyucuları kitapla buluşturuyorlar.

Sahaflık mesleği için sadece okumayı sevmek yetmez, sabır, bilgi ve daha pek çok birikimi, meziyeti içinde barındırıyor. Bu birikimler dahilinde sizde sahaflık fikri nasıl oluştu?

Sahaflık fikrinden önce biriktirme demeliyiz çünkü sahaflık ciddi bir iş, bunun için de ciddi bir eğitim gerekiyor. Ben toplayıcılık diyorum buna. Öncelikle okuyacak ne bulursam toplayarak başladım. Sahaflık için iyi bir eğitim ve akademik kariyer gerekiyor. Bunun için en az birkaç tane yabancı dil bilmek gerekiyor, yöresel dilleri bilmek gerekiyor, geçmiş tarihi bilmek gerekiyor, yakın komşu ülkelerin en azından birinin dilini bilmek anlamak, çözmek, çözümlemek gerekiyor. O yüzden eğitimli olmak gerekiyor. Belki ben sahaf olamadım ama oğlum o konuda eğitimini alarak iyi bir sahaf olabilir. Bizde iyi bir sahaf olmanın önünü açmış oluruz bu arada.

Elinizde kaç yıllık kitaplarınız var ve bunu özellikle soruyorum kitapların içinde hiç divan edebiyatından eserler var mı?

Elimizde ne olduğunu tam olarak çözmüş değilim. İyi bir toplayıcı, aç gözlü bir toplayıcı olduğum için henüz daha açılmamış yüzlerce koliler var. Ama divan edebiyatından da çok eser var.

Size kitaplar daha çok nereden geliyor, yurtiçi ve yurtdışı fark etmez. Sizin elinize nasıl ulaşıyorlar?

Dükkanını, işyerini kapatanlar, bahar temizliği yapan ev hanımları, şehir değiştiren memurlar ve evde kitaba yer bulamayanlar. Bunlar bizi arıyorlar çünkü şehirde olup beni tanımayan kalmadı. Yakmak ya da çöpe atmak isteyenler, almamı isteyenler çok. Ayrıca sokaktaki toplayıcılar. Gazetelerin arasından kitaplarda çıkıyor. Bunları daha önce hurdaya veriyorlardı. Şimdi bunun değerini anca Şeref Bey bilir diye bana ulaştırıyorlar.

Kitap fuarlarında her çeşit öğrenci ile karşılaşmak mümkün. Okumayı seven de var, sevmeyen de, Fuarlarda mecburiyet var gibi geliyor çocuklara, buraya getirdiler kitap almak zorundayız düşüncesinde olabiliyorlar.  Geçen ay Ulugazi ilköğretim öğrencilerini konuk ettiniz. Peki, öğrencilerle ilgili sizin düşünceniz, gözlemleriniz nasıl?

Çocuklar hayata aç olarak başlıyorlar. Siz bunların sofrasına neyi koyarsanız yiyecek olarak onu tanırlar. Yani kısacası, demek istediğim şu ki çocukları oyun oynar gibi kitap dükkanına götürseniz orada neşeyle, iyi niyetle yaklaşıp, hayallerini tetiklemeye başladığınız zaman olay değişim başlıyor. Biz de çocuklarda bunu gözlemledik. O zaman kitap okumak zorunluluk değil de sanki oyun oynuyormuş gibi geliyor.  Onlara tarihi bir sunum masası hazırladım. Orada Türkiye’nin ilk parasından Atatürk’ün eski fotoğraflarına, eski mizah dergileri, plaklar, koleksiyonlar, eski paralar. Hatta masanın ortasına hazırladığım bir kabak onların dikkatini ciddi anlamda çekti. Yaklaşık on sınıf geldi hepsi de çok mutlu ayrıldılar. Öğretmenleri Nurgül Sucan sınıfta mesleklerle ilgili bir çalışma yapıyormuş. Farklı bir meslek olarak sahaflığı tanıtmak amacıyla buraya geldiler. Çocukları güzel yönlendirmesiyle de hem kitap alış verişi yapıldı hem de çocukları özgür bırakarak kitaplarını kendileri seçtiler. Buradan çok mutlu ayrıldılar.  Ve sınıfa döndüklerinde kitap okumak istemişler. Bu konuda İlkokul öğretmeni çok önemli… Bu projeyi duyan diğer sınıf öğretmenleri de aynı şekilde buraya geldiler.

Sizin yazdığınız, kendinize ait bir şiir kitabınız var. Peki, başka kitap yayımlamayı düşünüyor musunuz?

Elbette düşünüyorum. Çünkü bu kadar kitabın içinde elinize geçen kaynaklardan sizde bilginizi ve birikiminizi hayata akıtmak zorundasınız. Geleceğe aktarmak zorundasınız.  Bizde bilgimizi, birikimlerimizi ve tecrübelerimizi toplumla paylaşmayı düşünüyoruz. İzmit’in kurtuluşu ve milli mücadele ile ilgili araştırmalarımı yoğunlaştırdım. Burada hangi toplumlar yaşıyor, geçmişi ve sosyal ilişkileri, ticari yaşamları, bu anlamda edindiğim tecrübelerden günümüz insanına katkı sunmak adına tarihi bir roman düşünüyorum.

Her ikinci el kitap, sahaf kitaba giriyor mu, bunların ayrıcalıkları nelerdir, bize biraz bahseder misiniz?

Şöyle diyebiliriz, sahaflık ve sarraflık değerli şeyler için kullanılıyor. Sahaflık kitabın en değerlisini, sarraflık madenin en değerlisini biriktirir gibi. Ama artık günümüzde kitap bana göre, değerli değersiz gibi değil de en değersiz kitabı bulundurmanız bile sizin yararınıza olacaktır, toplum için yararlı olacaktır. Bir on yıl sonra çok önemli olduğunu anlarız.  O yüzden yazılı tüm eserlerin ayrı bir önemi vardır. Onların hepsinin biriktirilmesi ve korunması gerekiyor. Bizim mesleğimizin en önemli bir işlevi de dünyadaki ilk geri dönüşüm sektörü olması. Doğanın korunması hem de toplumların geleceğe hazırlanması anlamında çok önemli bir meslek. Her ikinci el kitapta o yüzden çok önemli ve değerlidir yarın için. Sizin bugün aldığınız notlar da yarın için çok önemli.

Kitabın değeri ( maddi, manevi ) neye göre belirleniyor ya da siz neye göre belirliyorsunuz?

Az bulunurluğu, sayısı çok olan bir kitabı bulmak mümkün ama hiç bulunamayacak baskı kitaplar var. Ben şöyle düşünüyorum, en sıradan bir kitabın bile ciddi bir değeri ve yatırımı var arkasında, arka planda, siz kitap yazdınız biliyorsunuz ne kadar çok emek verdiniz, onun on bin tane olması, bin tane olması önemli değil. Önemli olan kitaba yapılan yatırım o anlamda saygı duyuyorum ben. Kimsenin değer vermediği şeye değer veriyorum. Bir kitap için ciddi anlamda fabrika kurar gibi yatırım yapıyor onun yazarı. Ciddi anlamda kitaplar okuyor, kaynaklar buluyor. Montague, “Sen bir kaç dakikada okudun ama ben yıllarımı verdim, saçlarımı ağarttım o kitabı yazmak için.” demiş. Yılların birikimi var, ciddi anlamda yaşanmış acılar var. Maddi sıkıntılar var. Çünkü ben yazarın ruhunu anlıyorum ben aynı duyguları yaşıyorum ve o duygulara değer veriyorum.

Sahaflar ellerindeki her kitabı okumak zorunda değil ama size sorulduğunda bilgi vermeniz gerekiyor. Bunun için neler yapıyorsunuz?

Bilgi şart oluyor, özellikle çocuklar söz konusu olunca çocuklara biraz daha olumlu yaklaşmak zorundasınız. Sahaflar doktor gibidir. Elimize aldığımız kitaplar da ilaçlardır. Hastamız bize geldiğinde teşhisi koyar ona göre ilacı veririz. O yüzden hangi kitabın neye yaradığını en azından az bilgiye sahip olacak şekilde kendimizi yetiştirmeliyiz.

Sahaflığın bilinen tarafı, eski kitap alıp satmak, fakat sadece bunun olmadığını biliyoruz. Sahaflığın birçok kriterleri var. Bize biraz bunlardan bahseder misiniz?

Sahaflık önce mevcut eserlerin korunması, tamiri, bakım süreci, hatta yabancı dillerdeki kitapların en azından anlaşılır düzeyde çözümlemesini yapmak zorundadır sahaflar. Bazı konularda beni aşacak kitaplar elimize geçtiğinde şehrimizde ki sivil toplum örgütleri, üniversiteler ve kurumlardan yardım alıyoruz bu konuda.

İzmit’te okur oranı nasıl sizce, bir ara askıda kitap yapmıştınız, hala devam ediyor mu?

Askıda kitap olarak devam etmiyor ama bizim kitap hediyelerimiz devam ediyor. Özellikle çocuklar söz konusu olduğunda hediye vermeye devam ediyorum. Kitap keyfinin en önemli işlevi de kitap okumayı sıkıcı değil keyifli hale getirmek... Kitap okurlarıyla biz bu işi daha samimi yapmak için logomuza çay koyduk. Gelin çayınızı için ve kitabınızı okuyun. Kitap okumak zorunluluk değil keyiftir. Kitap keyfinin görevi okur sayısını çoğaltmak. Okur sayısını ne kadar çoğaltırsak sokakta o kadar mutlu gezen insanlar, birbirine tebessümle bakan, kültürlü, ahlaklı insanlar, erdemli insanlar görürüz.

Yürüyüş yolunda bir ara kütüphaneler vardı fakat fazla ilgi görmedi galiba ya da kitap sirkülasyonu fazla olmadı, bu konuyla ilgili ne diyorsunuz, orayla ilgili daha ciddi bir çalışma yapılabilir mi sizce?

Bu konuyla ilgili benim önerilerim de olmuştu ama çok dikkate alınmadı yerel yönetimler tarafından. Benim bu konuda başkana önerilerim oldu kendisiyle yüz yüze görüşemedim. Ama üniversite, belediye, sivil toplum ve kitap keyfim olarak kütüphane içini biz birlikte dolduralım dedim ayrıca dijital ortamda burada hangi kitapların olduğunu görsünler, bütün şehirlerdeki insanlar internetten takip etsinler, ayrıca okuyan insanları takip etmek adına okuyan kazanır yarışması yapalım ve her ay kazanana bir gram altın hediye verelim. Hem okumayı teşvik edelim hem de okumanın altın olduğunu anlatalım dedim.  Kabul ve ilgi görmedi, dikkate alınmadı.

Son olarak sahaflığın geleceği hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Sahaflığın geleceği ülkenin geleceği ile aynı kaderi taşıyor. Toplumlar kendi kaderini belirler, bilgi kendini tanımayanı yok eder. Eğer biz bilgiyi tanımak istiyorsak öncelikle kitaba yönelmeliyiz. Kitap okumayı zorunluluk değil keyif haline getirmeliyiz. Geleceği teknoloji belirleyeceği için bizde kitabı teknolojik olarak dünyanın her yerine ulaştırmayı hedefliyoruz. O yüzden “Kitap Keyfini” kurduk. Kitabı hem keyifli hale getirmek hem de teknolojik olarak biz de varız artık demek için. Çünkü dünyanın neresinden bakarsanız kitap keyfini görmeniz mümkün. kitapkeyfim.com

On iki yaşında satıcı üyemiz, bayimiz, ortaklarımız var. İzmit’te yaşıyor. Ortaöğrenim de okuyor. Nil Gündoğdu. Keman çalıyor, kendi kitaplarını satarak gelir elde ediyor. İki bin yedi yüz kitabı var. Bunun gibi yüz satıcı üyemiz var. Bütün öğrencileri bekliyoruz, bizimle işbirliği yapsınlar, biz onlara bir yol açarız, bizim amacımız zaten bizden sonrakilerin önünü açmak. Site de yirmi bin kayıtlı kitabımız mevcut. Önemli olan toplum kazansın, sokakta okuyan insanlar çoğalsın, mutlu insanlar dolaşsın, bilgili insanlar çoğalsın. Çocuklarımız paylaşmayı bilsin her şeyden önce.

Şerafettin Bey özellikle çocuklara çok önem veriyor, sohbetin içinde de bunu sık sık dile getirdi. O yüzden on yaşındaki oğlu Doruk Ergül’e de kitaplarla ve sahaflıkla ilgili soru sordum.

Kitap okumayı seviyor musun ve kitap okuma konusunda arkadaşlarına örnek olmak için neler yapıyorsun?

Okumayı çok seviyorum, roman, hikaye ve dergi okuyorum. Arkadaşlarıma telefonlardaki oyunları oynamamaları gerektiğini, bu oyunların beynimizi küçülteceğini onun yerine kitap okumaları gerektiğini söylüyorum.

İleride babanın mesleğini sürdürmeyi düşünüyor musun ve bunun için çalışmaların var mı?

Tabii ki var, eski para, eski fotoğraf biriktiriyorum. Bunlar eski oldukları için çok değerliler ve onları bulmak çok zor. Babam bunların koleksiyonunu yapıyor sonra ben devam ettireceğim.

“Kitap Keyfim” ailesi olarak bizlere verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim.

Gül Hanım, biz de çok teşekkür ederiz.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

Hasan Karaman - adam gibi adam serafettin bey

Yanıtla . 0Beğen 13 Ocak 18:39

Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı şehrinizde parlatın, bu tanıtım fırsatını kaçırmayın!

0 (262) 323 39 17
Bilgi için tıklayın

Anket Hangi adayı destekliyorsunuz? Hürriyet mi, Gönül mü?