Reklamı Kapat

Görünenlerin ardındakiler

Menkıbe odur ki:

Genç bir derviş evliya olmak için mürşidine ne yapması gerektiğini sorar.

Mürşidi:

“Sabah namazından sonra şehrin en merkezi meydanına git, orada bir köşede otur ve akşama kadar içinden gelen geçen herkes için “bu Allah katında benden üstündür” diye geçir” der.

Genç dervişimiz mürşidinin dediği gibi meydana gider, meydanın bir köşesine oturur, eline tesbihini alır ve tesbihini çekerken içinden gelen geçen için “bu benden Allah katında üstündür” diye geçirmeye başlar.

İki gün kadar bu hal böyle devam eder. Üçüncü gün akşam ezanına doğru yine bu halde iken karşıdan bir delikanlı ile genç kızın geldiklerini görür. Delikanlı bir kolunu kızın omzuna atmış vaziyettedir, elinde de gazete kağıdına sarılı bir şişe vardır. Birbirleriyle güle konuşa hızla kendi tarafına doğru ilerlemektedirler.

Bu manzara karşısında genç dervişimiz birden öfkelenir ve kalbinden şöyle geçirir: “Ya Rabbi! Tamam herkes benden üstündür diyorum ama şunlara bak! Adam kolunu kızın omzuna atmış, elinde de içki şişesi, aceleyle hangi aleme gidiyorlar kim bilir! Ben ise senin rızana kavuşmak için kaç gündür, sabahtan akşama kadar burada tesbih çekiyorum, Seni zikrediyorum. Bunlar da senin katında benden üstün olamazlar herhalde!...”

Tam bu esnada yanından geçmekte olan gencin, yanındaki kızla beraber kendine yöneldiği ve karşısında durduklarını görüp şaşırır. Ve gencin ağzından şu cümleler dökülür:

“Bu yanımda gördüğün kız kardeşim. Elimde gazete kağıdına sarılı olan şişe sirke şişesi. Oruçlu olduğumuz için iftara yetişebilmek amacıyla hızla yürüyoruz” der ve ekler: “Sen kalk o köşeden, senin evliya olmak için daha çok yolun var!”

Rahmetli dedemden küçükken dinlediğim ve tasavvufa bakış açımı çok etkileyen bu menkıbeyi nedense bugünlerde sıkça hatırlar ve hatırlatır oldum.

Tuttuğumuz su-i zanlardan mıdır…

Din adına konuşurken gösterdiğimiz hadsizliklerin çoğalmasından mıdır…

Kendimizden emin değilken başkalarının mertebelerine dair rahatça verdiğimiz hükümlerden midir…

“İftira” olma ihtimali üzerinde biraz dahi düşünmeden başkalarını yaftalamaktaki acelemizden midir…

Doğru olmayan bir sözle insanların itibarlarını yerle bir etmenin vebalini düşünmeden hareket edenlerin çoğalmasından mıdır…

Hayatı görünüşten ibaret sayanların sayısının gün geçtikçe artmasından mıdır…

Bilemiyorum.

Ancak bildiğim bir şey var ki derinliğimizi gittikçe kaybediyoruz.

Yüzeysel bilgi ve buna bağlı algılarla hayatı anlamlandırmaya çalışıyoruz.

Dolayısıyla hem insan hem de hayat kalitemiz düşüyor.

Zira birbirimizi “sadece” şekil üzerinden değerlendiriyor ve yıpratıyoruz.

Hal böyle olunca da ahlakı mumla aramaya başlıyoruz…

Çünkü “anlam” ortadan kalkıyor.

Bakmakla görmek arasındaki “anlam” farkı gibi.

Halbuki hayatın bizim gördüklerimiz veya gördüğümüzü sandığımız şeylerden çok daha fazlası olduğunu unutmamak gerekiyor…

Belki böylece gördüğümüzü sandıklarımız üzerinden birbirimizi hırpalamadan önce biraz daha düşünme imkanı buluruz…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?