ÖZÜR DİLEYEBİLİYOR MUYUZ?   

İnsan, özünde “bencil” bir varlık. 

Bir alanda yetenekli ve başarılı olan bir insanın “kişilik yapısında” bir takım değişimler ortaya çıkıyor! 

Hele birileri de; “Sen neymişsin be abi!” diye gaz veriyorsa, “kibir” basıncı yükselebiliyor! Ve, en yakınından en uzaktakilere kadar hoyratlık ve yanlışlıklar ortaya çıkabiliyor!  

Kişilik yeterli bir olgunlukta değilse, çevresine karşı “kırıcı” olabiliyor! 

Karşıdaki kişi “özsaygısı” olan bir kişi ise bu densizliği kabul edemiyor, 

Kırılıp uzaklaşıyor ya da karşı tepki gösteriyor.  

Bir başka açıdan bakalım;  

Haklı olduğu bir konuda haksızlığa uğrayan, örneğin işini ya da parasını kaybeden bir insan, en yakınındaki kişinin doğal bir sorusuna “ani tepki” vererek, o kişiyi incitiyor, küstürüyor!  

Yaşam, özellikle alt gelir grubundaki insanlar için son derece adaletsiz!  

İşsizlik, geçim sıkıntısı, sağlıklı ve dengeli beslenememekten kaynaklanan fizyolojik sorunlar, insanın doğal kişiliğini de yaralıyor. Hırçın, kolay tepki veren, eline ve diline hakim olamayan bir insan haline gelebiliyor! 

Sonuç olarak, hiç de hak etmeyen kişilere karşı yanlışlar yapabiliyoruz! 

Sonra? 

“Bedensel ve ruhsal dinginliğe” gelince, kendi kendimizle hesaplaşıyor, üzülüyor ve hatta utanıyor, bu kez de kendi kendimize kızıyoruz! 

Yaşadığımız ülkenin sorunlarını ve kendi özelinizde yaşadığınız sorunları bir düşünün; sorunsuz ve hatasız yaşamak kolay mı? 

Ama, kırıp incittiğimiz insanlar da aynı koşullarda yaşamıyorlar mı? 

İnancım o ki, insanın hoyratlığı ya da şımarıklığı içinde bulunduğu maddi ve manevi sorunlardan kaynaklanıyor.  

Bu sorunların kaynağı da, aile kültürümüzden toplumsal kültürümüze kadar uzanabiliyor!  

Bazı aileler, “bireye sevgi ve saygı” ölçüleri içinde bir yaşam kültürü benimsemişse, o ailede “özür dileme” gereği pek duyulmuyor ya da duyulursa, hiçbir komplekse kapılmadan hata yapan özür diliyor!  

Hoyrat, baskıcı ve sürekli sorun üreten bir ailede ya da toplumsal çevrede ise insanın insana yanlışı çok sık yaşanıyor ve de özür dileme bilinci oluşmuyor!  

Cezaevleri tıka basa dolu, üretim tesisi yerine yeni Cezaevleri açan bir toplumda “hoşgörü, saygı ve adalet” duyguları güdük kalıyor! 

Hele, bir de siyaset sahnesinin kovboyları toplumu çeşitli yalanlarla “bölüp” birbirine “düşman” haline getiriyorlarsa, o toplumda “özür dilemek” zayıflık örneği görülüyor!  

Uygar kültürel değerleri benimsemiş, “siyaset, etnik köken ve inanç” değerleri üzerinden ayrım gözetmeyen, birbirine her yönüyle saygılı olan toplumlarda “özür dileme” ihtiyacı istisnai bir durumdur!  

Böyle bir toplumda barış ve kardeşlik içinde huzurla yaşanabilir.  

Bir toplumda “barış, hoşgörü ve insanca yaşamak” mümkün değilse, ne insanın insana hoyratlığı biter ne de insan insandan özür dileyebilir!  

Yaşadığımız ülke bu nedenle KADERİMİZDİR! 

 

NOT: Bugün (6 Aralık) “Dünya Özür Dileme Günü” imiş!  

          Kendi payıma, bilerek ya da istemeden kalbini kırdığım herkesten özür   

          dilerim.  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder

# yeni

göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başiskele belediye seçimlerinde hangi adaya oy verirsiniz?
Tüm anketler