OTOBÜSTE GÖRDÜM İLK

Otobüste gördüm ilk. Dışarının soğukluğu, içeride yanan kaloriferlerin cayır cayır sıcağıyla arada kalarak buğulanan camların kenarında, cama çizilmiş bir gülen yüzün hemen altında oturuyordu. Üstünde onunla dalga geçermişçesine gülen yüzün aksine, kara bulutlar, ciddi fırtınalar vardı burnunun hemen üzerindeki görme aygıtlarında. Yağmurlar yağıyor, seller akıyordu bu pürüzsüz yanaklardan. İnsanlar ağlar mı diye geçirdim içimden. Ağlar mıydı kişiler tüm duygularıyla sarhoş olarak? Siyah, uzun, gür saçlarına karışıyordu yağmurunun damlaları. Bu çılgın fırtınaya kapılmayan özgür saç telleri ise geniş gökyüzündeki tüm gri bulutların otobüsün camlarına birikmişçesine gözüken, camlarla sevişen buhara âşık oluyor, bu ıslak buhardan kopamıyorlardı. Sonuçta hiçbir varlık tam olarak özgür değildi. Kendi limitleri yeterdi kendi özgürlüğünü kısıtlamaya. Siyah boğazlı kazağı hem kendi yağmurundan hem de dışarıda İstanbul trafiğini kilitleyen, gökyüzünden bir mermiymiş gibi inen damlalardan dolayı ıslaktı. Bir şeylere tutunmaya yarayan aygıtlarında duran, üzerinde ruhunun mu yoksa yağmurun hiddetli damlalarının mı ıslattığı bilinmeyen, deri çantada kim bilir neler vardı… Bilgiye âşık olduğu için kitaplar belki, yazmaya âşık olduğundan dolma kalemler, tükenmez kalemler, defterler vardır diye düşünüyorum kendi kendime. Tabii bunları sevip sevmediğini, gökyüzü gözlerindeki fırtınanın sebebini, saçlarının bir gece yarısı kadar kara oluşunun ona hangi aile ferdinden miras kaldığını, elindeki postacı çantasının özgürlüğünü ne süredir kısıtladığını, siyahtan başka bir renk bilip bilmediğini, başka renklerle tanışıklığı varsa da neden gecenin sultanıymışçasına siyahlara büründüğünü bilmiyordum.

Dışarıya bakan camlarının sileceklerindeki siyah boya akmış, sanki siyahlara yeterince bürünmemiş gibi kar beyazı yanaklarını da lekelemişti. Yetmemişti siyah ona, yetememişti. Gökyüzünün şiddetli ağlamalarından korunma aletinden kolundaki saç hapishanesine kadar ona dair her şey siyahlığın siyah nefesinde boğulmuştu. Evrendeki özgürlüğü bozan şeylerdi siyahlıkları. Bileğinde duran, çok masummuş gibi gözüken saç hapishanesi aslında simsiyah saçlarının rüzgarla sevişmesini engellemek için vardı. Hoş, saçlarını bir bağ ile bağlamasa bile onlar özgür değillerdi ya… Kökleri tutuyordu saçlarını oldukları yerde. Asla özgür olamamıştı bu deli siyahlıklar. Onu gökyüzünün ağlaşmasından koruyan aletiyse göğün damlaları için büyük bir haksızlıktı. Bu alet ne hakla engellerdi onların özgür uçuşunu? Aslında göğün yaşları da tam olarak özgür değildi. Yere çekiliyorlardı çünkü. İstemeseler de yollarını rüzgarla vals yaparak uzatmaya çalışsalar da sonları, nefes alan ve bir yere yetişmeye çalışan varlıkların onlardan korunmak için üstlerinde tuttukları korunma aletleri ile başlıyordu. Son başlar mıydı? Belki de özgür olan tek şey sonun başlangıcı mıydı? Başlangıç bile özgür değildi, onu başlatan bir varlığa umutsuzca muhtaçtı. Ama son? Son belki de özgür olan, istediği zaman gelen tek şeydi.

Sonunun ne zaman geleceği bilinmiyordu elbette bu siyahlar sultanının. Bu da özgürlüğüne bir hapisti. Eh, kendisinin elindeki onca varlığa sonsuz bir evren içinde sonsuz bir hapis yaratmıştı. Eşyalar ölmezdi zira, el değiştirirler, farklı bir hapishaneye geçerlerdi. Bundan dolayı evrenin nefes alan bu varlıktan bir daha hiç nefes alamama zamanının başlangıcının ne zaman oluşunu saklaması ve ona içinde trilyonlarca insanın yaşadığı geniş bir hapishane kurması anlaşılır olmaz mı? Olur, olur, olur…

Onun sonunun ne zaman geleceği bilinmez, siyahlar içinde belki bir gün, belki on gün, belki yüz gün… Otobüs yolculuğunun sonu başladığındaysa, kurduğum hayaller hapishanelerinden çıkıp özgür olurlar.

Siyahlının otobüs yolculuğu bitmişti.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yağmur Uğuzluoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başiskele belediye seçimlerinde hangi adaya oy verirsiniz?
Tüm anketler