Seher Keçe Türker ile edebiyat üzerine…

Yazarların kitap fuarlarında tanışması kadar normal ve güzel olan bir şey yoktur herhalde. Seher Keçe Türker ile 2014 yılında Kocaeli Kitap Fuarı’nda birbirimize kitaplarımızı vererek tanışmıştık. Seher Keçe Türker on dokuz kitabı olan bir yazarımız. Bilimsel dergilerde yayımlanan makaleleri var ve çeşitli gazetelerde yazıları yayımlanmış. Şimdi de yazıları ile birlikte bizlerle olacak Seher Hanım.

Seher Hanım, bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Şebinkarahisarlıyım. İlk ve ortaokulu Ankara’da okudum. Elazığ Kız İlk Öğretmen Okulu ve Eskişehir Anadolu Üniversitesi mezunuyum. Basılı on dokuz kitabım bulunuyor. Yetmişten fazla sempozyuma katıldım. Makalelerim bilimsel dergilerde yayımlandı. Çeşitli gazetelerde yazdım. Birçok kitaba katkıda bulundum. Ödüller aldım. Türkiye’nin Kırıkkale, Hakkâri, Artvin dışındaki illerini gezme olanağı buldum. Bir seyahatnamen basıldı. İkisi sırasını bekliyor.

Size göre edebiyat ne ifade ediyor?

Edebiyat ile matematik arasında sıkı bir bağ vardır. Matematiksiz hayat düşünülemez.

Matematik, her işin içinde vardır. Aynı şekilde edebiyatsız da hayat düşünülemez. Edebiyat; güzel konuşma, yazma sanatıdır. Bu sanat her işin, her mesleğin içinde vardır. Matematik nasıl sadece rakamlardan ibaret değilse, edebiyat da sadece yazmaktan ibaret değildir. Bir duruştur, bir anlatıştır, bir iz bırakmaktır. Zamanın aynası olmaktır.

Sizce yazmanın insan üzerindeki yararı nelerdir?

Bu sorunun yanıtı her insan için ayrı anlam ifade eder. Benim için; geleceğe iz bırakmaktır. Zamanımın aynası olmaktır. Mesela “Geçmişin Aralığından Geleceğe Sızan Işık” adlı araştırma kitabımda fotoğrafladığımız evler, kapılar şimdiden yok oldu. Onların özellikleri bugünden yarına bir iz olarak kitapta bulunuyor. Yani kitaplar, bir yönüyle geçmişin aynasıdır.

Aynı zamanda bir konu hakkında çalışırken aklınıza gelmeyen konularda bilgileniyor; hatta farkına bile varmadan kendinizi başka bir konuyu araştırırken buluyorsunuz. “Kaval” konusunu araştırırken çobanlarla tanış oldum. On yedi yıl sonra “Dağların Efendisi Çoban Kırsal Turizmde” kitabım ortaya çıktı.

Etkilendiğiniz edebiyatçı var mı?

Birinci sınıfta, okumayı ancak ikinci dönemde söktüm. Bana okuma yazma öğreten öğretmenimi yaz tatiline girdikten sonra bir daha görmedim; çünkü ikinci sınıfa başka okulda devam etmek zorunda kaldım. Bu konu ilk sızılarından olarak içimde bir yerde hala duruyor. İkinci sınıftan itibaren okuma serüvenim başladı. Kütüphaneler dolusu kitap okudum. Annemler, bir yere gitmek istediklerinde “Beni kütüphaneye bırakın dönüşte alırsınız.” derdim ama sözümü geçiremezdim. Annem evde iş yaparken ortaokul bitene kadar elimde kitap arkasında dolaşarak ona kitap okudum.

İlk zamanlar konuya odaklı okuyordum. Ne yazarı, ne çizeri dikkatimi çekiyordu. Nasıl yazılmış? Sorusuna yanıt aradığımda üniversite sıralarındaydım. Az çok okuduğum her kitap bana bir çizik atmıştır, diyebilirim. Uyduruk kitap okuduğumu hatırlamıyorum. Zamana göre en işe yaramaz kitap olarak kısa süre Tommiks, Teksas kitaplarını okudum, diyebilirim. Ortaokul bitene kadar, çocuk kitaplarında Dünya Klasikleri, Türk Romanları ve hikâyelerini bitirmiştim. Etkisinde kaldığım bazı kitapların yazarları 1900’lü yılların sonunda 2000’li yılların başında öldü. Onların zamanında yaşayıp, tanış olamamak da içimi sızlatan olaylardandır.

Romancıların, hikâyecilerin bana kattığı çok şey vardır; ama masallardan daha çok etkilendiğimi söylemeliyim. Babaannemin, annemin Bir varmış, bir yokmuş; Allah’ın deli kulu çokmuş… Bizden daha delisi yokmuş. Çok söylemesi günahmış. Memleketin mektebi de merkebi de çokmuş. Çocuklar aynı lafları okur dururmuş. Mavi çadır gerilmiş, duydum, pazar kurulmuş… Var varanın, sür sürenin. Destursuz bağa girenin, hali yamanmış.” diye başlayan “Vakti zamanın birinde Horasan’da bir padişah varmış.” diye devam eden masalların tadı bende silinmeyen izlerden. Türk Masallarından; Üç Oğlan, Öksüz Kız, Tembel Çocuk ile Padişah Kızı, Üç Haylaz, Kurnaz Kurt, Korkak Adam ve Devler, Keloğlan, Dede Korkut Hikâyeleri, Gılgamış Destanı, Battal Gazi, Uygur, Göç, Türeyiş, Şu, Oğuz Kağan, Bozkurt,   Ergenekon,   Yaratılış, Alp Er Tunga, Manas, Köroğlu Destanı ilk okuduklarım arasında. Grim Kardeşler masallarının on tanesini harçlıklarımla almıştım. Bu kitapların okunmasında öğretmenlerimizin etkisi büyüktür.

Okuduğum kitapların kokusu da bana sinmiştir. Bu koku diğer kitapların yanında yüz on masal yazdırdı; henüz basılmadı ama hikâye, roman, araştırma yanında, umarım masallarımı da yakın zamanda bir banka basmaya talip olur.

Her insanın özünde yazarlık var mıdır, içindeki yazarlığın kimler farkına varabilir?

Her insan bir dünyadır. Keşfedilmeyi bekler. Hangi sanata meyli varsa o yönde ilerler. Aslında edebiyat öğrenilen sanat dalıdır. Çalışınca olur. Müzik öyle değil. Çalışınca o da olur ama önce müzik kulağınızın olması lazım gelir. Sonuç olarak; ne aradığımızı bilmemiz lazım. Ne aradığımızı bilirsek, onu görebiliriz.

Edebiyat dışında başka bir sanatla ilgileniyor musunuz?

Bir sıra hat sanatı ile ilgilendim. Epey ilerledim ama icazet alamadan bırakmak zorunda kaldım. Kuran-ı Kerim’i güzel okumak da sanatların bir numarasıdır bence. Bu konuda çalışmalar yaptım ama çok başarılı olduğum söylenemez. Daha birçok ilgi duyduğun sanat dalı var; yakma işi, saman işi, resim… Ve kahraman oluşturmak… Masallarımın kahramanlarını kumaşlardan oluşturdum. Yüzlerce kahramanım bulunuyor. İnşallah “Mutlunun Masal Dünyası” adını verdiğim masallarımın kahramanları için “Masal Evi” açılmasını düşlemekteyim. Umarın sağ iken görmek nasip olur.

Teknoloji çağındayız ve gelecek bu yönde ilerliyor, sizce edebiyat bu gelişimin içinde nasıl devam edecek?

Bir eseri telefondan, bilgisayardan, tabletten okumak mümkün… Zaten yayınevleri eskisi gibi binlerce kitabı birden basmıyor. Talebe karşılık veriyor sadece. Ne olursa olsun okumanın zevkini alan kimse kitabı eline almadan, kâğıdın kokusunu duymadan, gereğinde bir kelimenin, bir cümlenin altını çizmeden, başucuna koymadan o kitabı okudum saymaz. Dolayısıyla, edebiyat özünden kaybetmez. Akıllı Robotlar kitap okumayı biliyorsa dijital ortamdan en çok onlar faydalanır, diye düşünüyorum.

Her kitap okuyucusuna bir şeyler kattığı gibi yazarına da katabiliyor, öğretebiliyor, yazdığınız eserlerin size kattıkları nelerdir?

Bir pencereden bakınca yazar yazdıkları kadardır diyebiliriz; ama aslında yazar bundan çok fazlasıdır. Bir düşünceyi, romanı, şiiri, makaleyi yazmak için araştırma yapmalısınız. Araştırma sırasında bilmediğiniz konularla karşılaşırsınız. Öğrendikçe bilmedikleriniz çokluğuna şaşar, doğru bildiğimiz yanlışları görürsünüz ve sonuçta bildiğiniz tek bilginin hiçbir şey bilmediğiniz olduğunu anlarsınız. Edebiyat en çok insanı anlamaya yardım ediyor da diyebilirim.

Yeni bir kitap çalışmanız var mı?

Kitap çalışması, yazabilme gücüm olduğu sürece bitmez. Şu an elimde en az basıma hazır

on dosya bulunduğu gibi yarım kalmış dosyalarım da var. Bastırmak zorlaştıkça insanın yazma hevesinin ister istemez kırıldığını da söylemeliyim.

Kitap yazdığım gibi almak da tutkumdur. Bir ömür harcayarak, beş bin kitap biriktirdim. Bir oda dolusu kitap yani... Bu Kitapları Ereğli Çıpalı Konağı Millet Kıraathanesi ve Gençlik Merkezi’ne bağışladım. Kitapların iki bin altı yüzü burada görünüyor. Geri kalanların  durumu meçhul… Aradığım kitapları bulamayınca içimde bir şeylerin tamir edilemez biçimde kırıldığını hissediyorum.

Seher Hanım, size son bir sorum olacak. Yazmak isteyen gençlere tavsiyeleriniz var mı?

Her şey ilk adımla başlar. Önce okumak, okumak… Dediğim gibi edebiyat, yazmak öğrenilir bir sanat. Yazarlık okulları bile var. Bu konudaki çalışmaları takip etmek, katılmak, yazılanların onaylanması için dergilere göndermek gerekiyor. Bunların dışında bir de etiket sahibi olmalısınız. Doçent, profesör gibi…

Seher Hanım, verdiğiniz cevaplarla bizlere vakit ayırdığınız için teşekkür ederim. Aramıza hoş geldiniz.

Ben teşekkür ederim Gül Hanım.

Seher Keçe Türker ile edebiyat üzerine…

Seher Keçe Türker ile edebiyat üzerine…

Seher Keçe Türker ile edebiyat üzerine…

Seher Keçe Türker ile edebiyat üzerine…

Seher Keçe Türker ile edebiyat üzerine…

Seher Keçe Türker ile edebiyat üzerine…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?
Tüm anketler