Dezenflasyonist süreçte maliye politikamız-5

Yaşadığımız yüzyılda ülkelerin uyguladıkları vergi politikaları incelendiğinde, genelde birbirine benzeyen vergi sistemlerine sahip oldukları, uygulamada ise uygulanan vergi politikalarının ülkelerin sosyal, kültürel, ekonomik, tarihsel yapılarına göre farklılıklar içerdiği görülür. Vergisel düzenlemeleri de içeren mali hukuk kavram olarak; kamu gelirleri, harcamaları, bütçe, kamu malları, kamu icra hukuku, kamu borçları hukuku gibi alt dalları bünyesinde barındırır .

Bugünkü yazımda ve haftaya devamında; mali hukuk alt dallarından biri olan kamu gelirlerinde, çok büyük ağırlığa sahip vergi gelirleri açısından, dezenflasyonist süreçte son bir yılda, ne tür değişiklikler yapıldığı, bundan sonra nelerin yapılabileceği konularında düşüncelerimi paylaşacağım.

Öncelikle unutulmaması gereken husus, nasıl ki bütçe de açıklık, şeffaflık, hesap verebilirlik, öngörülebilirlik adına, anayasanın amir hükümleri, 5018 sayılı kamu mali yönetimi ve kontrol kanunu ile 4749 sayılı kamu finansmanı ve borç yönetiminin düzenlenmesi hakkında kanun hükümlerine uymamız gerekiyorsa, vergi yasalarında da değişiklik yapılırken, gerek anayasa gerekse hukukun genel ilkelerine aykırı olmadan düzenleme yapılmalıdır. Burada da dikkat edeceğimiz ilkeler ;hukuki güvenlik, vergileme de eşitlik ve adalet ,ölçülülük ve mülkiyet hakkının ihlal edilmemesidir.

Kısaca çıkaracağımız kanunlar, yapacağımız düzenlemelerde; kanunların rahatça anlaşılması, geçmişe yürümemesi ve kıyasa yer vermemesi, aynı gelir düzeyinin vergilendirilmesinde farklı vergilendirme yapılmaması, yani yatay ve dikey adalete uyulması, vergi oranları, faiz ve zamların aşırılığa kaçmadan uygulanması, anayasamızın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının zedelenmemesine ihtimam gösterilmesi gerekir .

Son bir yıllık dönemde, özellikle enflasyon oranının % 85’leri aştığı dönemleri de gördüğümüz için, sadece para politikası tedbirleri ile enflasyonla mücadele edilemeyeceğinden, vergi politikasında da bazı değişiklikler ve düzenlemeler yapıldı. Her ne kadar arzu edilen ve olması gereken düzenlemeler karşısında, yapılanlar çözümün küçük bir parçası olsa da, ihtiyaca binaen yapılan bu düzenlemelerin bazılarının hukukun genel ilkelerine aykırı olarak, pansuman tedavisi şeklinde kullanıldığını da belirtmek isterim. 2023 yılı başından itibaren vergi sistemimizde yapılan, enflasyonla mücadelede kullanılan, kısa dönemde yürürlüğe sokulan düzenlemeleri, ana hatlarıyla şöyle özetleyebiliriz:

- Kurumlar vergisi mükelleflerinden alınan ek vergi düzenlemesi

-Ek motorlu taşıtlar vergisi düzenlemesi

-Katma Değer Vergisi Kanununda yapılan, KDV oran artışlarına yönelik düzenleme

-Kurumlar vergisi oranlarının arttırılması 2023/3. dönem geçici vergi oranının artırılmasına yönelik düzenleme

-Enflasyon düzeltmesi uygulamasına geçilmesi

-Sorumlu sıfatıyla ödenen KDV’nin indirim konusu yapılabilmesi için ödenmiş olması koşulu getirilmesine yönelik düzenleme

-Yurtdışından elde edilen kazançlar da uygulanan götürü gider uygulanmasının kaldırılmasına yönelik düzenleme

-Yurt içinden serbest bölgelere yapılan teslimlerin ihracat istisnası kapsamında olmadığı hususuna ilişkin yapılan düzenleme

-Mücbir sebep hali ilan edilen bölgelere yönelik (depremden etkilenen bölgeler )yapılan vergi düzenlemeleri

-Taşınmaz satış kazancına ilişkin uygulanmakta olan istisnanın 2023 yılsonunda kaldırılmasına yönelik düzenleme

-Akaryakıtta alınan özel tüketim vergisi tutarının artırılmasına yönelik düzenleme

-Kur korumalı mevduatlardan elde edilen faiz gelirlerinin vergilendirilmesinde uygulanan istisnalara yönelik düzenlemeler

Ana hatlarıyla özetlemeye çalıştığım bu düzenlemeler, hem deprem bölgesinde mağduriyet yaşayan mükelleflerin vergi yüklerini mücbir sebep süresi boyunca ertelemeyi hem de enflasyonist süreçte deprem nedeniyle katlanılacak maliyetler ve bütçe açıklarını kısa sürede azaltmayı sağlamaya yönelik tedbirler olarak karşımıza çıkmaktadırlar. Yapılan düzenlemeler dezenflasyonist süreçte uygulamaya koyulan bir gelir politikaları setinin parçası olmayıp, günü kurtarmaya çalışan, bütçe içinde oluşan ciddi açıkları kısa sürede azaltmayı amaçlayan, birbirleriyle irtibatı olmayan, ciddi bir gelir politikası setinin parçaları değildirler. Dezenflasyonist bir maliye politikası izlenmesi isteniyorsa, ciddi bir politika seti hazırlanmalı, gerek mevzuat düzenlemeleri gerek idari düzenlemeler, bu politika setinde iyi tanımlanmalı, para politikasıyla uyumlu şekilde hazırlanan bu politikalar, meslek örgütleri vergi mükellefleriyle paylaşılarak belli bir konsensüs şeklinde hayata geçirilmelidir. Yoksa sadece gelir sağlama ve bütçenin açıklarını kısa sürede kapamaya yönelik vergi düzenlemeleri amaçlanana iyi hizmet edemeyecek, başka problemlerle karşılaşılması sonucunu doğuracaktır.

Bu konuya haftaya somut önerilerimle devam edeceğim.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şükrü Dilaver - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başiskele belediye seçimlerinde hangi adaya oy verirsiniz?
Tüm anketler