HATAYLILARIN HAKLI TEPKİSİ… 

Hatay, ülkemiz için çok önemli bir kent. 

Mustafa Kemal Atatürk’ün emaneti. 

Farklı etnik ve dini kökenden insanların, “kardeşçe yaşadıkları” bir yaşam alanı.  

Bir yıl önce yaşadığımız depremde yıkıma uğradı.  

Bu afetten canını kurtarabilen insanlarımız, yitirdikleri yakınlarının acıları içinde. 

Üstelik, “vatandaşı” oldukları ve Anayasasında “Sosyal bir hukuk devleti” olduğu yazan ülkelerinde, barınma, beslenme, okul, sosyal yaşam sorunları içindeler! 

Bu koşullara rağmen, bütün ülke insanlarını “ayrım gözetmeksizin” kucaklaması gereken Cumhurbaşkanı tarafından adeta tehdit edildiler!  

Neden?  

Yerel yönetin seçimlerinde AKP’yi terci etmedikleri için! 

Böyle bir yaklaşım, “demokratik, sosyal bir hukuk devletinde” kabul edilebilir bir tutum olamaz!  

Vatandaşın oylarıyla, “vatandaşa hizmet etmek” görevinde olan bir siyasal iktidarın böylesine bir yaklaşımı “normal” sayılamaz! 

Siyasal iktidar, vatandaşını tehdit edemez!  

Ya Hatay belediye başkanı? 

Hataylılar, depremin yıldönümünde, siyasal iktidarla birlikte, CHP’li belediye başkanını da protesto etmişler. 

Bu tepkiye de saygılı olmak gerekir. 

Çünkü; her deprem felaketi sonrası, öncelikle hesap sorulması gereken, yerel yönetimlerdir. 

Başkan Lütfü Savaş’ın, kimsenin hesap sormasına gerek duymadan; “Öncelikle beni ve ekibimi yargılamalısınız” diyerek, Yargı’ya başvurmalı ve kendi payına düşen sorumluluğun hesabını vermeliydi. 

Bu demokratik tutumu diğer 5 ilin belediye başkanları da göstermeliydiler.  

Yıkılan binalara inşaat ve iskan izni veren belediyelerdir. 

Zemin etüdü yapılmış mı? 

İnşaat sürerken malzeme ve teknik açıdan denetimler yapılmış mı? 

Belediye başkan ve yönetimlerinin sorumlulukları içinde, görevini yaptıkları tespit edilirse, AKLANIR ve vatandaşın karşısına onurlarını koruyarak çıkarlar.  

Depremde yıkılan binaların yanı sıra, yıkılmayan binalar da ortada. 

 Bu binalar yıkılmadıysa, demek ki kurallara uyulmuş.  

Yıkılan binalara önceki yönetim dönemlerinde ruhsat verilmişse, o dönemin başkan ve teknik sorumlularından hesap sorulmalıdır. 

İmar izinleri, belediye yönetimleri çiğnenerek, “Bakanlık onayı” ile verilmişse, Bakanlık görevlileri yargı önüne çıkarılmaları gerekir. 

Bugün, İstanbul başta olmak üzere, birçok kentte “İmar onayları” Bakanlık tarafından veriliyor! 

Özellikle turizm bölgelerinde, “tarım alanı, mera, doğal sit alanı” hiçe sayılarak Bakanlık onayı ile yapılanmalara onay veriliyor. 

Oy hesabıyla “İMAR AFFI” çıkararak yüz binlerce çürük yapıya göz yummak “sorumluluk” taşımaz mı?  

Ancak bu ülkede, özellikle AKP iktidarı döneminde, demiryolu ve maden kazalarında da “sorumlu kamu yöneticileri” hesap vermekten kaçırılıyorlar!  

Oysa, gerçekten “demokratik hukuk devletlerinde” öncelikle kamu görevlileri hesap verirler!  

Hatta, bu görevliler ya istifa ederler ya da görevden alınarak yargı önüne çıkarılırlar.  

Son söz; 

Biz ne zaman demokratik bir hukuk devleti olacağız? 

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket Başiskele belediye seçimlerinde hangi adaya oy verirsiniz?
Tüm anketler