Reklamı Kapat

Ezan ve yuhalama meselesi

Taksim’de ezanın yuhalandığı tartışmaları geçtiğimiz haftaya damgasını vurgu. Bir grup tarafından, ezan okunduğu sırada yuhalama seslerinin, ıslık seslerinin çıkmasından dolayı ortalık karışmıştı. Kalabalık içinde farklı yaşantılarıyla boy gösterenlerin yanı sıra, bazı siyasi partilerin de olduğu dolayısıyla, hep birden ezana tepki gösterildiği şeklinde basında genişçe yer almıştı. Olayın aslı ise sonradan ortaya çıktı. Kalabalık gurubun polisle yaşadığı gerginlik nedeniyle sesini yükseltmeye çalıştığı bu esnada ezan okunduğu için olayın farklı olduğu anlaşıldı. Tabi olay netlik kazanana kadar özellikle sosyal medyada yapılan paylaşımlar ile o kalabalıkta yer alan kimse varsa adeta linç edildi.

Ben de esas bu konuya geleceğim. Toplumumuzun büyük çoğunluğu ne yazık ki bu tür bir haber duyduğunda balıklama atlamayı, kendine pay çıkartmayı ve işin şov kısmında olmayı çok seviyor! Ezana karşı hassasiyetimiz elbette olacak ama yaklaşımımız böyle mi olmalı? Daha olayın ne olduğunu bilmeden, öğrenmeden, netlik kazanmadan bu linç de neyin nesi? Peygamber Efendimiz, Mekke panayırında kendisine karşı hakaret eden, işi daha da abartıp yüzüne toprak atan topluluğa karşı nasıl şevkat ve merhametini göstererek “ya rabbî, onlar bilmiyorlar, bilseler yapmazlardı” dememiş miydi?

Diyelim ki gerçekten bu hadise yaşandı, bunun çözümü ve karşılığı yine hakaret ve küfür etmek mi olmalı? Neden bu insanlar bu hale geldi diye kimse oturup düşünmeyecek mi? Çalışanın hakkını vermeyen sözde dindar, her türlü şeytani eylemde bulunup “kimmiş bu ezanı yuhalayanlar” diyerek racon kesmeye çalışan sevimsiz tipler, sizler o insanlardan daha fazla dine zarar verdiğinizin farkında mısınız? Çalacaksın, çırpacaksın, gizliden nefsinin isteklerini yerine getireceksin ama bu tür durumlardan vazife çıkartarak sesini yükselttin mi dindar olacaksın! Bu tür insanlardan dolayı da toplumumuzda dine karşı bir soğukluk var. Okuyup araştırıp dinini öğrenmek yerine “dindar” gözükenlerin yaşantısı üzerinden değerlendirme yapan bir toplum olduğumuz için de, yanlış içinde yanlışı yaşıyoruz.

Yine söylüyorum, kimse kutsallarımıza ses çıkartılmasını, tepki gösterilmesini istemez. Ama işin diğer boyutunu da göz önünde bulundurarak, her dindar görünenin de kendini biraz sorgulaması gerekiyor. Alışverişine, verdiği sözlere, ağzından çıkana, çevreye saygısına, milletin emanetlerine… Özellikle de toplumu yönetmeye talip olanların dikkat etmesi gerekiyor. Belediye başkanıysa rüşvet alıp vermeyecek, israf etmeyecek, ayrım yapmayacak. “Şuna bak bir de namaz kılıyor” dedirtmeyecek kimse arkasından!

Seçimlere iki hafta kala Kartepe’de durum

Ak Parti’de rehavet devam ediyor. Başkan Adayı Mustafa Kocaman gayret etse de, bir önceki dönemde Hüseyin Üzülmez’in nasıl çalıştığını bildiğim için arada çok fark var diyebilirim. Ak Parti’nin en büyük dezavantajı mecliste ve ilçede toplumun pek olumlu bakmadığı isimlere yer vermesi. Birkaç kişi olsa yine kabul görecek ama sayıları o kadar çok ki… Topluma selam vermeyen, kibirli, tüm gücün kendilerinden kaynakladığını düşünen bu isimleri Ak Parti “bari sahada olmayın, evinizde oturun” diye ikna edebilirse, seçim daha da hareket kazanabilir. Ama durum şu an Kocaman’ın rutin çalışmalarının dışına pek çıkılamadığı ve eski heyecandan eser olmadığı şeklinde.

CHP’de de durum çok farklı değil. Aday tanıtım coşkulu olsa da, genel olarak bir heyecan yok. Heyecanlı, koşturan bir ekip yok. Onlar da rutin olarak devam ediyor.

DSP ve Saadet Partisi’nde ise durum farklı. Ak Parti ve CHP kendi isimleriyle öne çıkarken, bu iki parti ise başkan adayları ve meclis üyeleriyle öne çıkıyor. Toplumda sevilen ve karşılığı olan isimler olunca, yıpranmamış yüzlere yer verince çok rahat seçim çalışması yapabiliyorlar. Tabiri caize; oy istemeye yüzleri var! Vatandaş verir mi vermez mi bilemiyorum ama çok rahat çalışma yapıyor bu iki parti. Genel seçimlerde yüzde birlerde oy alan bu iki partinin yaptığı çalışmalarla ve meclis üyesi profiliyle dikkat çekecek oranda oy alabileceğini düşünüyorum. Eğer son günlerde ekstra bir durum yaşanmazsa, şu anki tabloyla ortaya çıkacak sonuç eminim hepimizi çok ama çok şaşırtacak…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?