Reklamı Kapat

Bakalım “sert siyaset” mi, yoksa “yumuşak siyaset” mi kazanacak?

Ortalık toz duman!

Bir tarafta “sert siyaset”, diğer tarafta “yumuşak siyaset”!

“Sert siyaset”in temsilcileri, Recep Tayyip Erdoğan ve Devlet Bahçeli…

Her gün meydanlarda, televizyonlarda, gazetelerde esip gürlüyorlar.

*Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip ERDOĞAN diyor ki:“CHP örtüsü altında adı iyi, kendi fesat partinin makyajı altında PKK’lılar, FETÖ’cüler belediyelere sızdırılmaya çalışılıyor. Bunlar dörtlü çete! CHP’den FETÖ’cü belediye başkan adayı var. Yüzlerce bölücü örgüt sempatizanı, CHP ve ittifak içindeki diğer partilerin listelerinden belediye meclis üyesi gösterildi. Bunlar kime çalışacak? Bunlar seçildikten sonra elbette kandil için çalışacak.”

*MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ diyor ki: “Biz Türkiye’de beka sorunu diyoruz, ama gerçek sorun belli oldu; Kemal, Meral, Temel… Beş harften oluşanlar, bir ittifak içindeler. Beka söylemi tutmuyormuş. Zillet ittifakını terör örgütleriyle eşitleme algısı geri tepiyormuş. Yalanınız batsın. Bunları işi gücü siyasi dolandırıcılık, siyasi kalpazanlık!”

Yumuşak siyasetin temsilcileri ise Kemal Kılıçdaroğlu, Meral Akşener ve Temel Karamollaoğlu…

*CHP Genel Başkanı KILIÇDAROĞLU, diyor ki: “Sürekli ‘Türkiye’nin beka sorunu var’ deniliyor. 600 yıllık Osmanlı neden battı? Üretimden koparıldığı için battı. Beka sorunumuz var… Kim yarattı bu beka sorununu? Beka sorununu kim yaratır, esnaf yaratmaz herhalde, çiftçi, emekli, taşeron işçisi, sendikacı yaratmaz. Kim yaratır beka sorununu, kim? Ülkeyi yönetenler yaratır. Buradan Türkiye’nin çıkması lazım, kurtulması lazım… Nasıl çıkacağız? Üreterek çıkacağız…”

*Saadet Partisi Genel Başkanı Temel KARAMOLLAOĞLU, diyor ki: ”Kimse umutsuzluğa kapılmasın. İç kavgaya sebep olmadan düzlüğe çıkacağız, ama nasıl çıkacağımızı kestiremiyorum. Bu böyle devam etmez.”

*İyi Parti Genel Başkanı Meral AKŞENER, diyor ki: “Kardeşlerimden ricamdır. Allah aşkına, bu siyasetçilerin oluşturduğu ayrıştırıcı dile pirim vermeyin. Bizim açımızdan MHP’ye de AKP’ye de oy veren bütün insanlarımız, bizim kardeşimizdir, candan ileridir. Bu bir rekabettir, hizmetin yarıştığı rekabettir.”

Gördüğünüz gibi…

“Cumhur İttifakı” ile “Millet İttifakı”nın dilleri birbirine tamamen zıt!

Bir tarafın dili oldukça sert, diğer tarafın dili yumuşak…

Bakalım, seçmen hangi tarafı tercih edecek?

Türkiye ekonomisinin 43 yıllık serüveni

*1976 yılında, yani bundan tam 43 yıl önce, Süleyman Demirel zamanında, Türkiye dünyanın 17’inci büyük ekonomisiydi.

*1979 yılında, Bülent Ecevit döneminde, Türkiye 16’ıncı sıraya kadar yükseldi.

*Daha sonraki yıllarda Türkiye hep bu aralarda geldi gitti.

*Bugün Türkiye ekonomisi dünya sıralamasında 18’inci… Anlayacağınız 43 yıl ve 40 yıl öncesinden bir tık daha geride.

Devlet işleri

Fıkra diye anlatılır, ama gerçektir:

“Devlet, bir gün geniş ve boş bir araziye geceleri göz kulak olacak 700 lira maaşlı bir bekçi almaya karar verir.

Peki, talimatlar olmadan bekçi ne iş yapacak?

Bir planlama birimi kurulur ve her biri 2000 lira maaşla iki denetmen işe alınır.

Bir süre sonra “Bunların maaşları nasıl hesaplanıp ödenecek?” diye tartışılır.

3000 lira maaşla bir mali müşavir, bir kâtip, bir de istatikçi işe alınır.

Daha sonra “Peki, bunlardan kim sorumlu?” diye düşünülür, 7000 lira maaşla bir müdür, 4500 lira maaşla bir müdür yardımcısı işe alınır.

Bir süre sonra ülkede ekonomik kriz çıkar, masrafları kısmak için önce bekçi işten çıkartılar.”

Bu anlattığım fıkra, ama devletin dönen çarkı da bundan pek farklı değil.

3 görüş

*”Türkiye’nin diğer yarısının, kendisine ‘zillet’ demeyen, herkesin cumhurbaşkanı olacak birisini isteme hakkı vardır.” Bekir COŞKUN

*”Siyaset yağlı direğe benzer, kaydın mı dibi bulursun!”

*”Bugünkü daralma işsizliğin daha da artmasına neden olacaktır. Bir sosyal sorun doğurmaması için 4 milyon mu ne kadarsa, Suriyelileri Esad’la anlaşıp geri göndermemiz, istikrarın olmazsa olmazıdır.” Prof. Dr. Esfender KORKMAZ

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?