Mehmet Orhon ile dünden bugüne…

Geçtiğimiz Çarşamba günü hayali baharat kokularıyla yaptık toplantımızı. Çünkü konuğumuz eski İzmitlilerin çok iyi bildiği aktar İzzet Orhon’un torunu Mehmet Orhon idi. Bizlere ticaret hayatında dünden bugüne kadar hangi aşamalardan geçtiğini anlattı.

14 Şubat 2024 Çarşamba çok güzel bir gün, sevgi günü.” diyerek Kocaeli Dokümantasyon Merkezi Yaşayan Tarih Sohbetleri’nin açılış konuşmasını yapıyor Müzeyyen Ünal. Ve ekliyor, “1998 yılından beri, önce Pazartesi günleri, 2002 yılından beri de Çarşamba günleri devam eden bu toplantılarından birinde daha birlikteyiz. İzzet Orhon adıyla markalaşmış eski yazılışıyla attarlık mesleğini, herkesin çok iyi tanıdığı ve günümüzde devam ettiren aileyi anlatacak olan, İzzet Orhon’un torunu Mehmet Orhon bugün misafirimiz. Hoş geldiniz.” diyerek sözü Mehmet Orhon’a bırakıyor.

Mehmet Orhon, “Davetiniz için çok teşekkür ediyorum.” diyerek,

Benim baba tarafım, dedemin dedesinin İzmit doğumlu olduğu bilgisine kadar ulaştım. Üç kuşak İzmitliyiz. Bizim nereden geldiğimize baktığımızda, Orta Asya Göktürklere dayanıyor diye biliyorum. Orhun Kitabeleri’nden Orhon soyadına dedem tarafından dönüşmüş.”

Dedemin kayınpederi Ali Rıza Bey ticaretle uğraşan birisiymiş. Dedem onun yanında tezgâhtar olarak işe başlıyor. Ali Rıza Bey dedemi o kadar çok seviyor ki kızını dedemle evlendiriyor. Babaannem Mukaddes Hanım eski İzmit Belediye Başkanı Kemal Öz’ün kız kardeşi. Fahri Öz, Nihat Öz’ün babası oluyor. Eski Belediye Başkanı Kemal Öz, Ali Rıza Bey’in bir kızı da Zehra Köseoğlu, Halil Köseoğlu’nun annesi oluyor. Babaannemler dört kardeş.”

İzzet Orhon bir süre İstiklal Caddesi üzerinde yeni istikamet ticarethanesi adlı bir işyeri açıyor. “Hala bize ait olan bir dükkândır orası. Dedemin aktar dükkânı Kuyumcular Çarşısı’nın tam karşısındaki dükkândı. Bizim ticaret mazimiz yüz sene. Dedemden babama ve amcama geçiyor. Babam Robert Koleji’nde okumuş fakat dedemin rahatsızlığı dolayısıyla aktariye işini devam ettirmek için okulu bitiremeden bırakmak zorunda kalmış. Ben de çocukluğumdan beri ticarete yatkın ve seven bir insandım. ‘Ve ben ticaret okumalıyım’ diyerek ticari ilimleri bitirdim. Yirmi sekiz yaşımdayken babamı kaybettim ve zorlu bir süreçten geçerek bugünlere geldik.”diyor Mehmet Orhon.

İzzet Orhon’un üç çocuğu vardı. Biri rahmetli halam, kumaş mağazası sahibi Nejat Özemek’in eşi Melahat Özemek. Babam Celal Orhon, bir de amcam Faruk Orhon. Amcamın ticarete merakı olmadığı için işleri babam devam etti ve sonrasında bizler devam ettirdik. Bizim dükkânımız o zamanların marketi gibiydi. Dükkânda kumaş boyasından, karabibere, tırpan taşından, porselen yemek tabağına, çay bardağına kadar ürün vardı. Daha sonra ben züccaciye ve hediyelik eşya ağırlıklı şimdi de aydınlatma ağırlıklı aynı müessesenin devamı olarak çalışıyorum. Ama Aktar İzzet dükkânından o kadar çok öğrendiğim şeyler var ki, dedemin verdiği terbiye, üslup bana hayatım boyunca verdiği örneklerle ders niteliğinde olmuştur.”

Aktar İzzet dedemin lakabıydı, ondan sonra amcam, babam ve benim de dahil olduğum ortaklık olunca Orhonlar Kolektif Şirketi olarak devam etti o müessese. Fakat babam vefat edince amcamla yollarımızı ayırdık. Bu işin yanında Alemdar Caddesi üzerinde 1980 yılından 1991 yılına kadar on bir sene devam eden lokantayı açtım. Sonradan lokantayı kapatarak İstiklal Caddesi’ne bakan dükkânla Alemdar Caddesi’ne bakan dükkânı birleştirip tamamen züccaciye işine döndüm. Daha sonra orasını kiraya verip 2011 yılında eşimin olduğu İstiklal Geçidi’ndeki iki mağazayı birleştirerek yine Orhonlar adıyla faaliyetimize devam ediyoruz. Erkek kardeşim kırk yıldır Amerika’da yaşıyor. Orada bir otelde yöneticilik yapıyor. Birde kız kardeşim var, o da İzmit’te yaşıyor. Onun da ticaretle bir ilgisi yok. Orhonları ben yürütüyorum benden sonra ne olur bilmiyorum. Kızım ve oğlumun kendi çalışma hayatları var. Devam ettirirse bu işlere meraklı olan gelinim devam ettirir diye düşünüyorum. Bu işte yirmi sekiz yıl eşimin desteğini çok gördüm. Beş yıldır yerine yetiştirdiği elemanlara bırakarak kendisi ‘evimi özledim’ diyerek eve geri döndü.”

Anne tarafında dedem Saray Bosna’dan gelmiş, yani Boşnak, Tam tarihini söyleyemeyeceğim ama Türkiye’ye 1893 harbi sonrası gelenlerden olabilir. Dedem Türkiye’de okula başlıyor. O zamanlar Devlet Demir Yollarının Okulu yani Şimendifer Okulu’nda okuyor. Ve Pendik’te Demir Yolları’nda hareket memurluğu ile göreve başlıyor. Annem Pendik doğumlu… Derince’ye görevle geliyor. Annem de kız sanat enstitüsüne devam ediyor. Ve babamla evleniyorlar. Sonrasında dedem Sirkeci ve Adapazarı’nda gar müdürlüğü yaptıktan sonra emekli oluyor.”

Dedemin, babamın dükkânında o kadar enteresan şeyler vardı ki, ben bazen espri olsun diye söylüyorum, rahmetli babam kalkıp gelse benim dükkânımı görse ‘ben böyle bir şey bırakmadım sana’ der ve kaçar geri döner diyorum.”

Mustafa Küpçü’nün “Ben Mehmet Orhon’u tanıyorum ama çocukluk ve gençlik arkadaşlarını merak ediyorum, kimler var?” sorusu üzerine Mehmet Orhon “Çocukluk ve gençlik arkadaşlarımın çoğunluğu Şirinyalı’da ki yazlığımızdaydı. Orada Suat diye bir arkadaşım vardı, ilk arkadaşım. Nalbur Hilmi Ege’ nin torunuydu. Yine Şirinyalı’da Eskişehir’den gelen arkadaşlarımız vardı. Gençlik arkadaşlarımdan lisede en yakın arkadaşım tiyatrocu Ulvi Alacakaptan. Askerliğimi İskenderun’da kısa dönem elli beş gün yedek subay olarak yaptım. İstanbul da beraber kaldığımız arkadaşım Mehmet Tilgen vardı. Melih Sanalan, rahmetli Cengiz Horozal, Sami Pekdemir arkadaşlarımdı. Ben on yaşından beri çalışıyorum, okuldan çıkar işyerine giderdim. Şimdi dede mesleğini, baba mesleğini yürüten çok az insan kaldı İzmit’te.” diyor Mehmet Orhon.

Bizler Mehmet Orhon, İzzet Orhon’u ve ailesini tanıdık Mehmet Orhon’un dilinden. Peki, siz Mehmet Orhon’u nasıl tanırsınız?” diye Mehmet Tilgen’e soruyor Müzeyyen Ünal.

Mehmet Tilgen, “Mehmet Orhon benim İzmitli olmamız sebebiyle çok eski bir dostum. Aynı zamanda ticari faaliyette bulunduğumuz süreçte Mehmet Orhon’ların mağazası çok ünlü bir mağazaydı. Kimin neye ihtiyacı varsa oradan temin edilirdi. Sonra okul arkadaşlığımız başladı, üniversite beraberliğimiz oldu. İstanbul’da üniversite de aynı evi paylaştık.”diyor.

Müzeyyen Ünal’ın “İstanbul’a giden bir aktariye dükkanı sahibi nerelere gider ve neler alır?” Sorusuna “Toptan baharat almak istiyorsa Tahtakale’ye, perakende almak istiyorsa Mısır Çarşısı’na gitmeli.”diyor Mehmet Orhon.

Otuz kırk kilo tane Karabiberi alıp çektirir ve başında beklerdim, içine bir şey karıştırmasınlar diye.” diyor.

Ali Rıza Bey’in aktar dükkânını İzzet Orhon devam ettirdi, Fahri Öz’ün dükkânı Koçaklar İşhanı’nın olduğu yerdeydi. Nizamettin Çetin’in dükkânının yanında olan dükkân da Nihat Öz’ün kardeşi Sedat Öz’e aitti.”

Çalışmaktan spora zaman ayıramadım ben, Mehmet Tilgen’de bilir Üniversite’de okurken Pazartesi günleri araba ile geliyordum, Çarşamba günü malımı alır dönerim, Perşembe günü tekrardan İstanbul’a giderdim. Bazı derslere girmezdim, arkadaşlarım vardı, onların tuttuğu notlarla okulu bitirdim diye hep onlara dua ederim. On yaşından beri çok çalıştım. O yüzden spor yapmaya zamanım kalmadı, şimdi sabah yürüyüşleri yapmaya çalışıyorum. Sevgili Sami Pekdemir ile on beş – yirmi senedir sabah yürüyüşleri yapıyoruz.”

Seyfettin Tekçe’nin “O günleri ve bugünleri yaşayan insansınız, o günlerde dayanışma mı, rekabet mi?” sorusuna Mehmet Orhon “Kesinlikle dayanışma” diye cevap veriyor. “Bugün nasıl görüyorsunuz?” sorusuna ise “Maalesef haksız yere rekabet yapılıyor.”

Son sözleriyle dünü ve bugünü çok iyi anlattı bence Mehmet Orhon.

Bugün Kocaeli Dokümantasyon Merkezi Yaşayan Tarih Sohbetleri’nde üç kuşaktır aktarlık mesleğini devam ettiren ve günümüzde züccaciye ile devam eden Orhon ailesinin son ferdiyle görüşme yaptık, kendilerine çok teşekkür ediyoruz.” diyerek toplantıyı kapattı Müzeyyen Ünal.

Mehmet Orhon ile dünden bugüne…

Mehmet Orhon ile dünden bugüne…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?
Tüm anketler