Güç tapınağı…

Çocuklukta azıcık büyüyüp sokağa çıkmaya başladığımız, çocukluktan delikanlılığa doğru yürüyüşe geçtiğimiz zamanlarda erkek çocuklar olarak en büyük eğlencemiz mahalle arasında top oynamaktı. Zamanla biz büyüyünce onun adı da futbol oldu.

Top oynamak için kaleleri kurmak kolay  iki taş üst üste  bir tarafa, birkaç adım arayla iki taş daha üst üste konulunca kale işi tamam da top oynamak için öncelikle top lazım.

Herkesin topu yok. Mahallede kimin topu varsa  kaptan o. Öyle her aklımıza estiğinde top oynayamıyoruz. Topun sahibi arkadaşımızın canı ne zaman isterse o zaman.

Maça başlıyoruz. Topun sahibi arkadaş ne derse o olacak. Yanından geçsen bile hatta öbür kalenin önünde öksürsen bile faul oluyor. Yoksa  alır topunu gider. Oyun bozulur, yarıda kalır. En büyük tehdit de bu.

Takım seçerken istediği arkadaşlarını seçme önceliği  de onun. Mutlaka onun oynadığı takım galip gelecek. Kazara karşı takım galip gelirse iş bozuk. Verin topumu oynamıyorum gidiyorum derse maç yarıda, hevesimiz kursağımızda kalır.

Karşı takımın attığı gol sayılmıyor, mecburen evet. Top sahibinin takımı galip gelene kadar maç bitmiyor.

Ancak hava iyice karardıysa evden  hadi artık akşam oldu evlere denilinceye kadar devam.

Hemen hepimizin mahalle arasında yaşadığımız bu ortak anımızı niye  anlattım.

Dikkat edecek olursanız  daha  çocuk çağımızda, farkında olmamadan, giderek alışkanlığa dönüşen güce boyun eğmeye başlıyoruz.

Gücü elinde bulunduranlar da, hırslarını, egolarını, kaprislerini, komplekslerini  tatmin edebilmek için, bir şekilde güce boyun eğmeye alıştırılan, alışanları malzeme olarak  görmekte  ve  kullanabildikleri kadar kullanmaktadırlar.

O çocuğa  o futbol topunu veren ailesi de  kendi çocuğunun diğer çocuklar üzerinde  bu şekilde farklılık  yaratacak şekilde davranmasını istiyor. Bu şekilde  onlar da   gizli egolarını tatmin ediyor.

Şimdi dönüp etrafımıza bakalım. Kendini beğenmişlik dürtüsüyle değil, insani ölçülerde bakalım. Ne  yazıktır ki, günümüzde  etrafımız  bu anlayışlarla  hayatını  kazanmaya endekslemiş insanlarla  dolu.

Yine ne yazıktır ki,  ne pahasına olursa olsun  yakalayabildikleri  servet, üstündeki elbise, altındaki koltuk, arkasındaki torpil  kadar insandırlar.

Cebindeki parayı alırsan, Ütündeki elbiseyi çıkartırsan, Oturtulduğu koltuğu altından çekersen, arkasındaki  torpili  önlersen; göreceksin ki  geriye  hiçbir şey kalmaz. Çırılçıplak kalıverirler.

Şimdi bu pencereden bir de siyasi kaliteye bir göz atalım.

Şu anda milletvekili olarak  parti genel başkanının iki dudağı arasından seçtirilmiş  kişilere bakalım.

Bu kişilerin toplam seviyesi genel ortalamada Türkiye ortalamasının  üstündedir.

Ama onların seviyesinin  kat be kat  üstünde bu ülkede milyonlarca kişi vardır.

Vardır da, bu kişiler seçtirilen milletvekilleri arasında  yoktur. Neden olmadığına biraz  kafa yordum.

Varabildiğim sonuç şu:

Siyasi partilerin genel başkanlarına ve üst yönetimlerine  baktım. Bir de hani milletvekili ortalamasının  kat be kat üstündeki  milyonlarca  değerli insanımıza baktım.  Mukayese götürmeyecek  derecede milletvekillerimizin aleyhine, o insanlarımızın lehine bir değer tablosu ortaya çıktı.

İşte o zaman karar verdim.

İki dudağının arasından milletvekillerini seçtirenler, sözünü ettiğimiz milyonlarca  değerli insanlarımızı seçtirmezler. Çünkü onlar seçilir  gelirse  “evet efendim, sepet efendim”  politikası işlemez. “Eller emme basma tulumba  gibi “Kalkıp inmez. Hani top oynarken alıştırıldığımız güce boyun eğme faktörü bu kişilere kolay kolay işlemez.

 Çorlu’da  yaşayan emekli öğretmen, 55 yıllık  kardeşten öte arkadaşımla telefonda dertleşiyorduk. Laf  döndü dolaştı siyasilerin ve genel başkanların siyasi manevralarına geldi. Yurdumuza  ve milletimize lazım olan siyaset bakımından bir karşılaştırma yaparsak; Partilerin mevcut  genel başkanlarının  ve siyasilerin ne halde olukları da ortaya çıkar dedim.

Bana dedi ki, çok fazla kafanı yorma. “U” dönüşü yapmayı  becerenler utanmayı beceremezler.”

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Raif Kandemir - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?
Tüm anketler