Bizden söylemesi (2): Bedevi eğitimi mi, medeni eğitimi mi?

Hz. Peygamber (S.A.V.)’in eğitim metodundan bahsederken sıkça verdiğim bir örnek vardır.

Buna göre Hz. Peygamber (S.A.V.) İslam’ı anlatırken muhatabının “anlayış” seviyesini de dikkate alırdı.

Bunun en güzel örneğini kendisine İslam’ı soran bir bedeviye verdiği cevapta görüyoruz.

Hadiseye göre İslam’ın neyi emrettiğini soran bedeviye Hz. Peygamber (S.A.V.) “namaz kılmasının, oruç tutmasının, zekat vermesinin” gereğini söyler. Bedevi giderayak dönüp “bunların ne eksiğini ne fazlasını yapacağını” belirtince de “sözünde durduğu takdirde cennete gidecek bir adam olduğunu” belirtir.

Peki, İslam dinin tamamı bu mudur?

Elbette değil.

Nitekim olmadığını medeni (daha kültürlü) kimselere dini anlatırken ana-baba hakkı, komşu hakkı gibi hususlardan bahsetmesinde de görüyoruz.

İşte bu noktada “anlayış” farkının dikkate alınması karşımıza çıkıyor.

Anlayış farkına yol açan temel sebeplerden biri ise içinden geldiğimiz çevredir.

Zira insanlar doğdukları ve büyüdükleri çevre ile şekillenir.

Başta aileniz olmak üzere çevreniz size iyi bir eğitim alma ve buna bağlı olarak hayata daha derinlikli bakma imkanı veriyorsa, alt yapınız kuvvetli oluşur, kültür seviyeniz yüksek olur.

Dolayısıyla anlama seviyeniz de yükselir.

Meselelerin şekilden ziyade özüne inme kabiliyetiniz artar.

Kendinize mesele edindiğiniz konular yüzeysel olmaktan çıkar.

Bir eğitimci olarak bunu çoğu kez tecrübe etmişimdir.

Ailelerinden ve çevrelerinden aldıkları donanımları güçlü olan öğrencilerin dini anlama derinlikleri, bu konuda imkanı dar olanlara göre ciddi farklılık gösterir.

İşte bizim meselemiz de bu noktada başlıyor.

Şöyle ki:

Öncelikle Türkiye’de uzun bir müddettir dinin, kültürel seviyesi yüksek olmayan kesimlerin ilgi alanına terk edildiğini görmek gerekir.

Hatta ilginçtir ki din alanına ilgi gösteren ve kültürlü çevrelerden gelen sayılı kişilerin bile çocuklarını bu alana yönledir(e)medikleri dikkati çeken bir husustur.

Din gibi hayatın her alanına hitap eden bir sahada, dar bir bakış açısına sahip olan kişilerin dinin yüce değerlerini gerektiği gibi anlayarak bilgi üretmesi söz konusu olabilir mi?

Çok zor.

Çünkü, istisnalar hariç olsa da, eğer gerekli alt yapı yoksa, işin bu tarafını anlayana kadar neredeyse bir ömür geçebilmektedir.

Hatta anla(ya)madan ömrünü tamamlayanlar da söz konusudur.

Dolayısıyla Türkiye’de “din” denilince tartışılan bazı konuların seviyesini bu açıdan da değerlendirmek gerekir kanaatindeyim.

Kısacası dini anlama biçimimiz kendimizi nasıl geliştirdiğimizle doğru orantılı ilerler.  

İkinci olarak özellikle din sahasında hizmet vermek isteyen, bu konuda görev alacak arkadaşlarımız için bir hususun dikkate alınması gerekir:

Yukarıdaki örnekten hareket edecek olursak; bir bedevi olarak doğabilirsiniz, bu bir nasip meselesidir.

Ancak din alanında hizmet verecekseniz bedevi olarak kalamazsınız. Medenileşmek zorundasınız.

Bu husus sadece sizin değil, sizi yetiştirenlerin, yani bizlerin de dikkat etmesi gereken çok önemli bir noktadır.

Aksi halde İslam’ın “evrensel”liğini sadece konuşabilirsiniz; anlayamaz, bu boyutta yaşayamaz ve neticede doğru anlatamazsınız.

Üçüncü olarak ise sadece yukarıda bahsettiğimiz hedeflerin sağlıklı gerçekleşmesi için bile ilahiyat tahsilinin örgün olması zaruridir kanaatimi vurgulamak isterim. Zira ilahiyat sadece “malumat” aktarılan bir alan değildir. Malumatın “anlamlandırılması” da söz konusudur.

Ve ilahiyat bu anlamlandırmanın nasıl yapılabileceği, sağlıklı malumatın nasıl elde edilebileceği, malumatın nasıl değerlendirilmesi gerektiği hususunda “anahtar” verir.

Bu anahtarı verimli kullanabilmek için dinin hayatın her alanıyla ilgili olduğunu, dolayısıyla hayatın her alanına dair bilgimizi derinleştirdikçe dini anlamamızın da derinleşeceğini, problemleri daha iyi görüp çözüm üretebileceğimizi gösterir.

Kısacası bizi “medenileşmeye” zorlar.

Zaten bugün ilahiyatlar üzerine gidilmesinin bir boyutunu da kanaatimce bu nokta oluşturmaktadır.

O nedenle ilahiyat üzerine yapılan tartışmalar esnasında cevabını arayacağımız temel sorulardan biri de şudur:

Din alanında bedevi eğitimini mi medeni eğitimini mi hedef alacağız?  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Banu Gürer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?