Öte Evren

“Arttırılmış gerçeklik deyince,

ne anlıyorsun, güvercin?”

Güvercin, her zaman yaptığı gibi, Lal’ı görmeye gitmişti. Gündelik konuşmalarını, dörtlü gözle beklerdi. Bugün, çok merak ettiği bir konuyu sormak, istiyordu.

‘Bugün farklı bir şey konuşabilir miyiz, Lal?’. ‘Neden olmasın güvercin?’.

‘Son zamanlarda, çok sık olarak sanal mülkiyetler lafı duymaya başladım. Ne olduğunu merak ediyorum’.

‘Neden, ne oldu ki? Merak ettiğin şey ne? Birdenbire neden, insanların zenginliğini ve iktidar hırsına merak sardın?’. Belki de insanların gittikçe neden fakirleşip, yoksulaştığını merak ediyorumdur, Lal. Son zamanlarda insanların, gerçeklik algıları değişmeye başladı. İnsan davranışlarında, bir gariplik var.Ne olduğunu merak ediyorum’.

‘Toplumsal yapının değişmeye başladığını mı gözlemliyorsun güvercin?’.

‘Neden olduğunu bilemiyorum. Yaşanan teknolojik değişimler, ekonomik sıkıntılar ve belki de çaresizlik, insanların, fiziksel gerçekliklerden uzaklaşmaya, kaçmaya çalışmasına neden oluyor’.

‘Her şey, hepimiz canlı varlıklarız, güvercin. Zamanın geçişi, bizi değiştiriyor. Toplumlar da canlı organizmalar.Onlar da, yaşadıklarıyla değişip. dönüşüyorlar. Kafana takılan ne, güvercin?’.

‘Mülkiyeti merak ediyorum, Lal’. Güldü, Lal.

‘Geçenlerde, bunu konuşmamış mıydık güvercin?’.

‘Demek ki, sorularım, merakım bitmemiş, lal’.

‘İnsanlık tarihine bakıldığında, avcılık araçlarına sahip olmakla başlayan mülkiyet, tarım toplumunda toprak mülkiyetine, hayvan ve hatta köle mülkiyetine kadar uzanıyor. Ticaretin gelişimiyle birlikte taşınır mal mülkiyetine doğru genişliyor. Günümüzde fikir ve bilgi mülkiyetine, fikri mülkiyete doğru evriliyor. Mülkiyet, toplumların ekonomik, sosyal ve siyasi sistemlerindeki değişim ve dönüşümlerle özel mülkiyetten, ailelerde gördüğümüz ortak mülkiyete ve devlet sistemlerine bağlı olarak da kolektif mülkiyete doğru çeşitleniyor. Öyle ki, şimdilerde teknolojik gelişmelerden etkilenerek, sanal mülkiyete kadar uzanıyor’.

‘Mülkiyet, ortadan kalkabilir mi ya da mülkiyete kökten karşı çıkılabilir mi Lal?’.

‘Geçmiş zamanlarda anarşist filozoflardan biri, mülkiyetin hırsızlık, olduğunu söylemişti. Bir başkası, özgürlük için mülkyetin kaçınılmaz olduğunu savunmuştu’.

‘Ben aslında mülkiyetsiz bir yaşam mümkün değil mi, diye sormak istemiştim. Özgürlük için mülkiyet şartsa, herkesin mülk sahibi olması gerekmez mi, Lal?

Mülkiyetin, emeğin sömürüsünden ortaya çıktığı, mülkiyetin emek sömürüsüyle var olduğu da tartışılmıştı. İnsanlık tarihinde, tüm varlıkların zenginlerin elinde toplanması, kargaşa yaratmış, tartışma konusu olmuştur’.

‘Mülkiyet, insanlar arasında özgürlük yaratmak yerine eşitsizliklere neden olmaz mı, Lal? Savaşların, kavgaların temel sebebi, mülk sahipliği, zenginlik açgözlülüğü değil mi?’.

‘Bunu tartışmak istediğinden emin misin?’.

‘Neden, Lal?

Bunu konuşmak istemiyor musun?’.

‘Çok açık gerçeklerin, tartışılmaya ihtiyacı yoktur.

Neden yaşadığımız dijital çağda değişen mülkiyet çeşitlerinden, anlam değişikliklerinden bahsetmiyoruz? Dijital yapılanmanın, kökten bir değişim yaratmaya başladığını fark etmedik mi?’.

‘Mülkiyetle ilgili konuşmayı tercih ederim’, dedi güvercin.

Lal, güvercinin itirazına aldırmadan, kaldığı yerden, devam etti.

‘Dijital devrim, öyle bir değişim yarattı ki, tüm devletler, ilişkiler, toplumlar ve insanları kökten değiştirecek bir hale getirdi’.

‘Böylesi bir değişim beni korkutur, Lal’.

‘Mülkiyetsiz bir toplumun var olabileceğini düşünebilir miyiz? Sen, havada uçarak varolan bir gerçekliksin. İnsanların zenginliği ve mülk sahipliği, birden bire, neden seni, ilgilendirmeye başladı?’.

‘Mesela diyorum, Lal, mesela?’. ‘Peki, o zaman’, diyerek anlatmayı sürdürdü, Lal.

‘Mülkiyet, somuttan soyuta, sanal bir yapıya doğru evrilmeye başladı. Somut gerçeklik, hiper gerçekliğe dönüşmeye ve soyut alanlara doğru yer değiştirmeye başlayınca, mülkiyette soyutlaştı. İnsanlık, nicedir hayalini kurduğu sanal bir evrene doğru kaçmaya çok hazırdılar zaten. Yaratılan bu yeni sanal evrene, metaverse, dediler’.

‘Metaverse ne demek, Lal?

Öte evren ya da başkalaşan evren anlamına geliyor, yaşadığımız sosyal yaşamdan başka bir evreni tanımlıyor, gerek ötesi bir dünyayı, evren ötesini anlatıyor. Sanal ve gerçeğin birlikte eş zamanlı deneyimlenebileceği bir evreni kurguluyor’.

‘Dostluk ve arkadaşlıkların yerini, internet ve sanal iletişimler aldı. İnternete bağımlı bir toplum yaratıldı, Lal’.

‘Metaverse ya da öte evren de, internette bakmak yerine, içine gireceğimiz, içinde hareket edebileceğimiz bir internet yarattılar, güvercin. Herşeyi oturdukları yerden yapmaya başladı insanlık’.

‘Anlatacaklarını, anlayabileceğim gibi somut anlatamaz mısın?’.

‘Dijital çağın en önemli aracı, bilgisayar ve internet. İnsanlar, bilgisayar başında ve internetle çalışıyorlar, İnternete bakarak, eğleniyorlardı. Şimdi ise interetin içinde var olup, arttırılmış gerçeklik içinde geziniyorlar’.

‘Bunu nasıl yapıyorlar?’.

‘Sanal gerçeklik gözlüklerini takarak, sanal evrene giriş yapıyorlar.

Metaverse de var olmak, orada kendini tanımlamak için, insanlar, sanal evrende arsalar satın almaya başladılar. Ülkemizin sanal topraklarından otuzbin parsel, şimdiden satılmış durumda. Satılanların, onbeşbini, senin çok sevdiğin İstanbul’dan. İstanbul Taksim'de ve Moda'da tüm parsellerin satılmış olduğunu söyleyebilirim. Sanal arsaların metrekaresi, 4.000 dolarmış’.

‘Artık kendini, iyice aştın, Lal’.

‘Anlatacaklarımın en önemlilerini, sona sakladım, güvercin. Yaratılan bu sanal evren, insanların gerçeklik algısını yıkabilir. Katılımcılar, fiziksel çevrelerini ve mevcut ilişkilerini kaybetmekten endişe ediyorlar. Arttırılmış gerçeklik algısı, kafaları karıştırıyor, güvercin.

Yaratılan sanal evrenin, toplumlar için cazibe merkezi haline getirilmesinin ardında, insanlığı daha büyük, bir başka tehlike bekliyor. İnsanlar somut ve fiziksel mülk ve varlıklarını satarak, sanal alemin soyut varlıklarına yatırım yapıyorlar. Sanal evren kurucuları ise, soyut varlıklara yapılan yatırımlardan elde ettikleri gelirlerle, somut ve fiziksel varlıklara, mülklere yatırım yaparak, zenginliklerini arttırıyorlar. Böylece zenginlik ve mülkler, çok küçük bir grup elinde toplanıyor. Sermayeyi kendilerine transfer ettirirken, fiziksel dünyadaki zenginliğin el değiştirmesine neden oluyorlar’.

‘Sermaye transferinin, küçük bir grup elinde toplanması, insanlar arasındaki eşitsizliğin ve yosulluğun artması, zenginin daha zengin, fakirin daha fakir hale gelmesi değil mi, lal’.

‘İnsanların somut varlıklarını satarak, öte evrenin soyut varlıklara yatırım yapması, fiziksel dünyanın mülksüzleşmesi anlamına da geliyor’.

‘Söylediğin herşey, hayalinin bir ürünü değil miydi, Lal? Anlattıklarını, hiç sevmedim. Fiziksel olmayan, nefes almayan şeyleri zaten hiç sevmem. Sorduğuma, soracağıma pişman ettin, beni. İçimi kararttın, biliyorsun değil mi, Lal? İnsanlar arasındaki ekonomik eşitsizliklerin ve yoksullukların, savaşların arttığı, salgınlar, kıtlıklar, ekonomik krizler ve enflasyonla boğuşulan, nüfusun azaltılmaya çalışıldığı kaotik bir dünyayı, ne düşünmek, ne de orada yaşamak isterim’, diyerek, uçmaya başladı.

Kalbi sıkışmış, korkmuştu, güvercin.

İnsanları bu kadar gerçeklikten uzaklaştırıp, metalaştıran, insan onurunu, insanlığı yok eden bir sistem, güvercinlere ne yapmazdı ki…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gönül Balkır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?