Kimlik arayışları

“Farklılığın ölümü nedir,

bilir misin, güvercin?”

Lal’in serasında buluşmuşlardı, yine. ‘İyi sabahlar’, dedi güvercin.

‘Sana bir şey sormak istiyorum, Lal. Biraz önce iki kişiyi, kavga ederken gördüm. Birbirlerine, kimliksizsin, deyip bağırışıyorlardı. Kimliksiz, ne demek, yoksa bir küfür mü? Neden birbirlerine öyle bağırıyorlardı?’

Güldü Lal. Güvercinin soruş şekli ve masumiyeti hoşuna gitmişti.

Gülme, Lal. ‘Önce kimlik nedir, bana onu tanımla...’.

Kimlik, bir kişinin kendi niteliklerini, konumunu ve değerini bilinçli olarak algılaması, yaratmasıdır. Kimlik,

karmaşık bir toplum içinde, pek çok farklı kimliğin etkileşimiyle oluşur, değişen koşullara göre sürekli olarak yeniden üretilir.

Her şey değişiyor ve kültürlerde…

Hepimiz değişimi yönlendirmek, değişim içinde kendimizi konumlandırmaya çalışırız. Kimliğimiz, var olma biçimimiz, dünyayla bağ kurma şeklimizdir. Dünya içinde çeşitli biçimlerde var olmayı başarabiliriz Kimliğimiz, bizi şimdiki dünyaya bağlayacak ve onun yardımıyla geçmişimizle, bağ kuracak, gelecekteki beklentilerimizi yaratacağız.

Kimlik, geçmişle ilgili özdeşimlerimizin, bugünkü rollerimizin ve geleceğe yönelik arzularımızın yaratıcı şekilde biçimlenerek, bütünleşmesiyle oluşur. Geçmişin sosyal tarihiyle bugünün ve geleceğin kültürel beklentileri arasında bağlantı kurar.

Yine de kimlikle ilgili sorunlarımız, hala kimlik arayışlarımız, kimlik kargaşamız, bunlımlarımız ve kimlik sorunlarımız var. Yaşadıklarımızla, kimlik kazanma süreci, bir çok kutuplaşma, çatışma, gerilim ve karşıtlık üzerine inşa edilir. Yaşadığımız çatışmalar, kimlik bunalımı, kimlik kargaşası yaratırlar. Zira içine doğduğumuz verili kimliklerle benliğin gelişmesi ve sosyalleşme süreçlerindeki bilinçli olarak edinilen kazanılmış kimlikler arasında çatışma yaşanır. Benliği saran çok sayıda kimliğin birbiriyle çatışması, en yoğun gerilim hatlarından birini oluşturur. Çoğu zaman birbiriyle yarışan ve çatışan birçok kimliğe aynı anda sahip olunur. Bu kimlikler arasında sürekli değişim ve çatışma yaşanırken, yaşanan bu çatışma ve gerilim, yaşam boyu sürerek insanın sürekli olarak kimliğini yenilemesini ve gelişmesini sağlar.

İnsanın kendine özgü özelliklerinin, kimlik olarak kabulü, diğerlerini büyük ölçüde aynı özelliklerden mahrum bırakmakla gerçekleşir. Kimlik, diğerleri üzerinden kendilik bilinciyle kendini tanır. Ancak, kendilik bilinciyle var olmak için, arzulayan bilinç olarak, diğerini inkâr etmek gerekir. Arzulayan öznenin bilinçlenmesi, tanınmak isteyen başka bir arzulayan bilince karşı olduğu ölçüde anlam taşır’.

‘Kimlik kazanmak mümkün değil mi’, diye sorarken, güvercinin aklı çok karışmıştı.

‘Kimlik kazanmadan önce kimlik aramaya başlamalı değil miyiz? Kimlik arama, bir yaratmadır, söyleşidir, iletişimdir. Belki de önce, kimlik arayışımızın nasıl olması gerektiğini, konuşmalıyız’.

‘Arama mı dedin Lal? Aramaları severim. Aramaya nerden başlayalım?’.

‘Arayışlar, tam da durduğumuz yerden ve o noktadaki bilincimizle başlar. İleriye doğru sıçrayan bu arayış, şimdi durduğumuz noktadan ileri doğru gitmek istediğimizi gösterir…Farklı bakış açılarıyla, kimlik kavramını derinleştirebiliriz güvercin.

Kimlik kavramına akılsal bakış açısı, planlı, hesaplı, düşünülmüş görüş sağlar. Neyi, nereden, nasıl arayacağımız konusunda, bizi yönlendirebilir, malzeme sağlayabilir ve çok gereklidir’.

‘Galiba kayboldum Lal. Ne anlattığını anlayamıyorum’.

‘Aslında tarihsel birikimimizle, aynı dili konuşan insanlar olarak, hayatımız neye benzemektedir sorusu, dönüp dolaşıyor, kimlik sorununa takılıp kalıyor. Bir türlü yaşamayı beceremediğimiz hayatı, anlamlı kılmak için yorum arıyoruz, güvercin. Kimliğimize, kültürümüze yorum arıyoruz’.

‘Neden dünyanın genel gidişinden ayrı bir kimlik arıyoruz?

Neden bir kimlik arayışı içindeyiz?

Neden buna ihtiyacımız var?

Başkaları nasıl yaşıyorsa, biz de öyle yaşasak, olmaz mı?

Başkaları gibi yaşamak, bize yetmez mi?’.

‘Yetmez, güvercin’.

‘Neden yetmiyor, Lal?’.

‘Kimlik arayışının çok boyutlu, derinlikli arayışları, hayatımıza farklılık ve anlam katar’.

‘Kimlik kargaşası, aslında toplumsal bir sorun değil mi Lal?

Belki de tüm insanlığın ortak sorunudur bu.

Bütün insanları kucaklayan bir kültür sorunu ile karşı karşıya değil miyiz?

Kimlik arayışının peşine düşmeden, yaşayamaz mıyız, Lal?’.

‘Kimliksiz olduğumuz, kimlik kazanamadığımız zaman, sürü olma tehlikesi yaşarız. Bize kimlikler, dikte ettirilebilir. Bu yüzden, kimlik kazanmak, kimlikli olmak ve farklı kimlik özelliklerimize ihtiyacımız var.

‘Kimlik kazanmaktan, herkesten farklı olmayı anlıyorsak, önce farklılıklarımızı bulmak gerekiyor. Daha soyut bir bakış açısıyla kimlik kavramına, kültürle aramıza mesafe koyarak, biraz uzaktan bakabiliriz’.

‘Kültür mü?’.

‘Kültür, toplumsal yaşama biçimlerimizdir. Kültüre soğukkanlı ve uzak bir bakış açısıyla, bütün kültürleri de içine alacak şekilde, soyutluk kazandırdığımız bir düzlemde, hayatımızın yaşam mühendisliğini bile yapabiliriz. Böylece sadece bize özgü olanı, yaşamayı sağlayabilir, özgün, original, özellikli kimliksel bir varoluş yaratabiliriz’.

‘Aksi halde, Lal?’.

‘Aksi halde özgürlüğümüzün yitirilmesi ve sürü içinde kaybolma tehlikesi belirir. Biraz önce kimliksizliği küfür olarak algılamamış mıydın güvercin?

‘Her insan doğduğunda, ona bir ad verilir, kimlik kartı çıkartılır’. Bir an durdu Lal. ‘Dede Korkut hikayelerinde yeni doğan çocuğa isim vermezlerdi, güvercin. Çocuk büyür, bir beceri kazanırsa, bir iş yaptığı zaman ona isim takarlardı. Çocuk kendi becerisiyle bir iş yapacak, diğerlerinden farklı olduğunu gösterecek, ondan sonra isim sahibi olacak ve kim olduğunu kanıtlayabilecekti…’.

‘Çünkü kendi varoluş özelliğini kanıtlaması gerekiyordu’, diye Lal’in kaldığı yerden devam etti güvercin.

Yine de dayanamadı, tekrar sordu, ‘varoluş özelliği nedir Lal’.

‘Kimliğin varoluş özelliği, kişinin davranış ve tutum farklılıklarıdır. İnsanın diğerlerinden farklılığı, kimliğini oluşturan davranış çeşitliliğiyle, davranış zenginliğiyle ortaya çıkar. Kimlik, davranışlar arasında, öznel bir bütünlük, uyum, tutarlılık ve süreklilik sağlar. Kimlik, bir var oluş tarzı olarak daima kültürel yaşamın içinde olmayı gerektirir. Kimliksel tutum ve davranışlar arasındaki, uyum ve tutarlılık ise, senin çok merak ettiğin kimlikli olmak demektir’.

Ansızın güldü güvercin.

‘Nedense, kimliksiz olmayı, kayıp kimlikleri, daha çok merak ettim şimdi…’.

‘Kayıp kimlikleri mi soruyorsun?

Farklılığın ölümüdür, kayıp kimlikler.

Sürü olmak, sürünün içinde kaybolmak demektir…’.

‘Bugünkü sohbetinin, tadından yenmiyor Lal.

Belki de sürü içinde olmayı seviyorumdur, onların arasında olmayı güvenli buluyorumdur…

Belki de gerçek özgürlük, sürünün içinde kaybolmaktır’.

‘Sürünün içinde kaybolmak, bireysel varoluş sorumluluğundan kaçmaktır, güvercin’.

‘Belki de sürümden başka, ayırt edici hiçbir özelliğim yoktur.

O yüzden sürünün içinde kaybolmak istiyorumdur’.

‘Boşuna mı konuştuk bu kadar’, dedi Lal.

‘Bugün konuştuklarımızı hiç anlamamamıştım zaten.

Sürümün yanına gidiyorum Lal…

Onlarla birlikte uçarak, gökyüzü maviliklerinin tadını çıkaracağım…’.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gönül Balkır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?
Tüm anketler