Tiyatrocu Burhan Akçin…

Geçtiğimiz Çarşamba günü Dünya Tiyatro Günü’nde Kocaeli Dokümantasyon Merkezi’nin Yaşayan Tarih Sohbetleri konuğu İzmit’in yakından tanıdığı tiyatrocu ya da tiyatrocu dedesi Burhan Akçin idi.

Geçtiğimiz günlerde bir çocuk tiyatrosu ödülü, çok uluslu bir ödül almış Burhan Akçin. .

Değerli arkadaşlarım, bugün 27 Mart Dünya Tiyatro Günü, böyle güzel bir günün Çarşamba gününe denk gelmesi üzerine ve kendisinin de zamanı uygun olduğu için Dünya Tiyatro Günü’nde Yaşayan Tarih Sohbetlerimizin konuğu tiyatro adamı Sayın Burhan Akçin. Kendisiyle konuştuğum zaman Burhan Bey, sizin isminizin başına tek kelimeyle ne yazabilirim?” diye sordum. “Çünkü Burhan Akçin, tiyatronun her şeyiyle ilgilenen, o konuda çalışmış, emek vermiş bir kişisi, tiyatronun sanatçısı, oyuncusu, tiyatronun eğitmeni, dekorcusu, her şeyi ile ilgilendiği için acaba bunların toplamı bir kelime ne olabilir, ne söylesem tek başına bir şey ifade etmiyor.” dedim. “Kendisi ‘tiyatrocu dede’ diye yazmamı istedi. Elli beş yıldır tiyatro kelimesinin yanında hemen insanların aklına Burhan Akçin adı geliyor. O yüzden bugün kendisini burada ağırladığımız için çok mutluyum. Ama ben burada oturması gereken kişi olarak tiyatroya çok emek vermiş, Lise yıllarından beri oyuncu olarak yer almış bir kişinin burada yan yana olmalarını arzu ediyorum.” diyerek Mustafa Küpçü’yü çağırdı Müzeyyen Ünal. “Ve Tiyatro Günü’nde sizi baş başa bırakıyorum.” diyerek sözü Mustafa Küpçü ve Burhan Akçin’e bıraktı.

Mustafa Küpçü, “Biz Burhan Akçin ile tanışalı çok oldu eğer Burhan Akçin varsa bugün bu kentte bir şehir tiyatrosu var. Bir devlet tiyatrosunun olması için bütün çabasını da gösterdi. Hep o ailesiyle birlikte, eşi ve çocuğu ile birlikte tiyatro yapan ve burada her yıl yüzlerce çocukla birlikte yürüyen bir adam. Senin tiyatro geçmişin önünde saygıyla eğiliyorum. Biz sadece amatörüz ama sen amatörlüğün ötesinde profesyonel olduğun halde amatörlüğü yaşatmış bir kimsesin. Seni kutluyorum.” diyerek sözü Burhan Akçin’e bıraktı.

Amatörlük bitmedi, sanat sokaktan uzaklaşınca, özellikle bu tanımı şunun için yapmak istiyorum, gelişmiş ülkelerde böyle bir sorun yok, her zaman sanatçı istediği yerde olabiliyor çokta ünlü yoktur zaten gelişmiş ülkelerde, ünlü sayısı azdır. Gelişmiş ülkelerde zaten sanat folklorik sanatlarla iç içe geçer ki, benim çocukluğumun geçtiği bir Türkiye’den bahsedebiliriz tabii. Ama gelişmekte olan iki numarada ortada kalan bir ülkenin insanları olarak tabii ki sanatı sanatçıyım diyerek sokaktan kopardığınız zaman yukarıya tırmanışı azalttığınız gibi aşağıdaki feodal gündelik yaşamı da üretime sokuyorsunuz ki bu tehlikeli bir şey oluyor. O yüzden sokaktayım, bilinçli olarak sokaktayım. O yüzden Müzeyyen Hanım’a da tiyatrocu ya da tiyatrocu dede yazın dedim. Hepimiz yaşımız itibariyle halkevlerinin ne demek olduğunu biliyoruz. Halkevleri döneminde de Roma’dan Bizans’tan Nicomedia’dan devralarak tiyatroyu yaşatmak için çok çaba gösterilmiş. 1974 -1984 yılları arasında tersane komutanlığında kadar çalıştım. 1979 yılında vapurla İzmit’e gelirken gazetede bir ilan okudum. İlanda ‘Kocaeli Bölge Tiyatrosu Derneği kurulmuştur, çalışabilecek gönüllüler aranıyor.’ diyordu. Hemen Mehmet Serimer’i aradım, o da tersanede çalışıyordu. Beraber Salih Mat’ı aradık ve biz çalışmaya başladık. Sarıkamış’ta bir oyun oynuyoruz Kiliseden bozma beş yüz kişilik bir salon, oyun oynuyoruz Avukat Belediye Başkanı Devlet Tiyatrolarından emekli olan iki tane profesör var o dönemlerde Sarıkamış’a giderken yolda yemek yedikleri lokantanın penceresinde afişimizi görüyorlar ve akşama oyuna geliyorlar. Ertesi gün babamın dükkânını açtım bir saat sonra bir baktım ki akşam bizi seyreden Ankaralı iki tiyatro hocası bizim dükkânda. Beni göstererek götürmeye geldik dediler babam izin vermedi. Eve geldim ninemin sandığında sakladığı kefen parasını aldım ve anneme sakın babama söyleme dedim ve kaçtım gittim. Sömestre tatilinde konservatuara girdim bir yıl okudum orada. Bir gün babam Kafkas kıyafetleriyle okula geldi beni apar topar doğu ekspresine bindirip Sarıkamış’a geri götürdü. Ben yine okula döndüm. Meseleler, olaylar, yaşantınız, tesadüfler alınyazımızın kendileridir, açıklamalarıdır.

Ne zaman tiyatro sözcüğü geçse akla alkol, sorumsuzluk, köprü altlarında alkolik bir şekilde ölmek, sahipsizlik, salaş ve hippi görüntüsü gibi bir görüntü, herkesin ilk aklına gelen figür bu. Babamın aklına da o geldi, ölürken ‘Bilseydim tiyatro denen zıkkımın bu kadar güzel bir şey olduğunu evladım sana hiç engel olmazdım.’ bir tek onu söyledi”

Türk Tiyatro Yasası diye bir yasa, Namık Kemal Zeybek’le beraber Ankara’da hazırladığımız bir yasa tasarısı var. Artık İstanbul Tiyatrosu Yasası, İzmit Tiyatrosu Yasası, Devlet Tiyatrosu Yasası, Belediye Tiyatrosu Yasası hepsi ayrı ayrı... Sadece oyunu tiyatro gibi gördüğümüz sürece biz yüz yıldır başaramadık, bir yüz yıl daha başaramayız. Oyunu düşünmeyin sadece müesseseyi ve işletmeyi düşünün. Yeni projemiz on iki ilçede belediye tiyatrosu kurmak. Nüfusu elli bini geçenlerde sekiz sanatçı, on işçi, yüz yetmiş beş ya da iki yüz yirmi beş kişi arasında bir tiyatro salonu ama asla başka bir etkinlik olmayacak. Çok amaçlı salon büyük bir kayıp, vatandaşın işine yaramıyor. Tiyatro salonu tek olacak ilçelerde, sadece tiyatrolar orada çalışan sanatçılar aynı zamanda nitelikli hocalar olacak, hem de mahallelerde, okullarda ders verecekler, akşam olunca da oyunlarını oynayacaklar. Bu proje kabul görürse istihdam sağlanacak.”

İkinci derneğimizin merkezi Ankara olan Prof. Dr İnci San’ın kurduğu Çağdaş Drama Derneği... Dört ilde şubesi var yaklaşık on iki ilde de temsilcilikleri var. Amacı sanat eğitiminde oyunu kullanmak, yaratıcı dramayı kullanmak. O derneğin çalışmalarını ben Kocaeli’ye taşıdım.”

Bizim gruplarımız var, festival yapıyoruz biri sokaklarda yaptığımız sözsüz tiyatro festivali. 2002 yılından beri Dolfin’in üst katında yapıyoruz. Çocuklar oyun oynuyorlar, herkes ‘Tiyatro yapıyor’ diye bakıyor, Burhan Dede onlara ‘Tiyatro festivalinin alt yapısını oluşturuyorlar’ diye bakıyor.”

Müzeyyen Ünal’ın sorusu üzerine kendi yetiştirip bugün sanat dünyasında olan sanatçılardan örnekler verdi Burhan Akçin. “Edip Saner, Nazan Koçak, Mehmet Çevik, Serkan Keskin halkevinden yetişme, yine halkevinden yetişme Musa Uzunlar var, Aylin Zubaroğlu gibi isimler. Şehir tiyatrosunda diyelim 60 sanatçı çalışıyorsa 45 – 50 sanatçı bizim öğrencilerimiz. Daha doğrusu bizim derken Kocaeli’nin öğrencileri. Düşünsenize bir otel çalıştırıyorsunuz, bir mağazanız var, size bir şey olsa çocuklarınıza kalır ama benim yaptığım iş ve biriktirdiğim her şey ben allahaısmarladık dedikten sonra Kocaeli de bir taban oluşturacak. Belki de bir tiyatro müzesine konacak. Bin’e yakın kitabım var. Onlar için de tiyatro kütüphanesi oluşturulacak bu sayede. Zaten bununla ilgili bazı planlarımız var tabii ki. Arşivimiz çok dolu, bunların hepsini bilgisayar ortamına geçirmeye çalışıyoruz.”

Alkış, hiçbir şey ifade etmiyor, uyuşturucu, illüzyon. ‘Alkışsız yaşayamam’ diyen bir adam eroin bağımlısı gibi bir şey, kişiliği gelişmemiştir. Ama ödül için öyle bir şey söyleyemem ödül bir uyarıdır. Biz seni gördük işe yarayan şeyler yapıyorsun, ayağını denk al, sürdür ve yükselt. Ödül bir sorumluluktur. Ya uyarılırsınız ya da bir daha ödül alamazsınız.”

Seyfettin Tekçe’nin ‘Yaptığınız bütün bu çalışmaları bir kitapla geleceğe bırakacak mısınız?’ sorusuna “Yavuz Ulugün ile çalışıyoruz bu konuda. Ben de doküman ve arşiv var onda kitap yazma ustalığı var. Dijital ortamda girildiği zaman hangi oyunlarda, hangi sene oynadığım çıkmalı. Cumhuriyet gazetesinin arşivi var, aynı şekilde bir sistem bırakmak istiyoruz.” diye cevap veriyor Burhan Akçin.

Oyun yazmak kendi kendini yaratıyor, ‘Pembe Solucan ile Güneş’ oyunu elimde oynadığım tahta kaşığın şekil almasından dolayı doğdu. Oyun yazmak hayatın içinden geliyor.

Alternatif Tiyatro olmazsa bilimsel çalışma olmaz, Alternatif Tiyatro olmasaydı deneme tiyatroları da olmazdı. Alternatif Tiyatro her zaman gereklidir.”

Herkes oyun oynayamaz ama herkes tiyatro yapabilir. Çünkü tiyatro bir eğitim aracıdır ve insanların kişiliğinin gelişmesine, özgüveninin gelişmesine, kendilerini ifade etmelerine çok yardımcı olur. Konservatuvar gibi bakmamak lazım.” diyerek ve bayram sonrası bizleri ‘Pembe Solucan ile Güneş’ oyununu seyretmeye davet ederek bitirdi sözlerini Burhan Akçin.

Bugün gerçekten Dünya Tiyatro Günü’nü kutladığımıza inanıyorum. Bu konuda yöremize, bölgemize uzun soluklu emekler vererek ve yaptıklarınızın sonuçlarını da gören şanslı bir sanatçı olarak sizi kutluyorum ve size teşekkür ediyorum.” diyerek kapanış konuşmasını yaptı Müzeyyen Ünal.

Tiyatrocu Burhan Akçin…
Tiyatrocu Burhan Akçin…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?
Tüm anketler