Mutluluk ve Erdem

Cahillik kötülüktür güvercin,
Kötülükte, en büyük cahillik.

Yine buluşmuş, konuşmaya başlamışlardı.

’Bayram yaklaşıyor, bugün bayram mutluluğunu konuşalım mı güvercin?’.

‘Neden olmasın?

Önce mutluluğu konuşalım’.

‘Mutlu olmak, erdemli olmak değil mi güvercin?’

‘Mutluluk ve erdemi yan yana nasıl getiriyorsun, Lal?’.

‘Onları, birlikte algılıyor, ikisini birbirine eşit ve özdeş buluyorum’.

‘Bence iyi olmak, mutlu ve erdemli olmak değil mi?

Erdemli olmak, iyi olmak anlamına gelmiyor mu?’.

‘Onu, bunu bilmem’, diye burun kıvırdı, Lal.

‘İyi insan, duygulardan kurtulup, aklını doğru bilgilere ulaştırmış, nesnelerin kölesi olmaktan çıkmış insandır’.

‘Belki de tam tersidir, Lal. İyi insan, duygularına ve sosyal kimliğine hapsolmuş olamaz mı?

Belki de soruyu başka türlü sormalıyım.

Sence yaşamın amacı nedir? Mutlu bir yaşama nasıl ulaşılabilir?’.

‘Yaşamın kendisi, eğer bir amacı varsa, anlamlı hale gelebilir’.

‘Yaşamın anlamı nedir, Lal?’.

‘Yaşamın anlamı, mutluluktur’.

‘Bazen acıdan kaçmanın, kendisi de mutluluk yaratabilir, dedi güvercin.

‘Belki de acıdan kurtulmanın verdiği sevinci de, mutluluk diye özelleştirebiliriz, güvercin’.

‘Acıdan kaçmak, hazza koşmak diyorsun, Lal. Yaşamın anlamı, bu, öyle mi?

Bu, çok sığ bir yaşam biçimi değil mi?’.

‘Beğenmedin mi, güvercin? Yaşamın anlamı, hazza koşmak değil mi? ‘.

‘Ne zavallı bir bakış açısı, ne bencil ve dar bir mutluluk anlayışı…

Böyle bir yaşamın, nasıl mutluluk vereceğini anlayamıyorum.

Başka bir şey sormak istiyorum.

Mutlu olmanın bir ölçüsü var mı, Lal, olabilir mi?’.

‘Mutlu olmanın ölçüsünü mü soruyorsun, yoksa ölçülü bir mutluluk mu hayal ediyorsun güvercin?’.

‘Ölçülebilirlik bütün erdemlerin kaynağını oluşturmazsa, mutluluklar nasıl olur da erdeme ulaşabilir, Lal? Mutluluk ve erdem birbirine sıkı sıkıya bağlı değil mi?’.

‘Yaşam, en değerli şey değil mi güvercin?’

‘Yaşama bu kadar değer verince, en temel korku olan ölüme de yer açmak gerekmez mi, Lal?’.

‘Sadece akılla, namuslu ve dürüst yaşandığında, mutluluğun kendiliğinden gerçekleşeceğini söylemek istiyordum, güvercin’.

‘Sana uymayacağım, Lal. Namusu nasıl tanımlıyorsun, diye sormayacağım’.

‘Korku ve acıdan arınmış bir yaşam, mutluluğun ta kendisi değil midir, güvercin?’.

‘Korku ve acıdan arınmış bir yaşam, birçok olanak yaratabilir, Lal’.

‘Ne gibi, güvercin?’.

‘Derin bir iç huzuru, ölümü bile, bir hiç haline getirebilir’.

‘Ölümün, bir hiç olduğu mantığı mı, bizi mutlu edecek, güvercin?’.

‘Sadece bu gerçeği kavramak bile, bizi, ölüm korkusundan kurtarmaz mı?

Yok olmak kaçınılmaz bir yazgı olduğuna göre, bu yaşamdan alabileceğimiz en fazla mutluluğu almamız gerekmez mi? Tek amacımız, bu dünyada, iyi yaşamak ve mutlu olmak değil mi?

En fazla bunun için, uğraşmamız gerekmez mi?’.

‘Öyleyse güvercin, yaşamak, başlı başına bir amaç değil mi?’.

‘Ya toplum, toplulukla birlikte mutlu olmak’, diye sordu güvercin.

‘Bugünlerde, topluluklara takmış durumdasın. Farkında mısın?’.

‘Güvercinler, topluluklar halinde yaşayarak varolabilirler, Lal’.

‘Her zaman aşırı bireyci olduğunu söylemiyor muydun güvercin?’.

‘Eylemlerimize tek başına karar verir, öyle yaparız ama toplulukla birlikte yaşarız, yaşamak zorundayız. Birbirimize bağlıyız. Var kalmamız, birlikte olmamıza bağlıdır’.

‘Biraz önce, iç huzurundan bahsediyordun, güvercin.

İç huzuru, toplum ve bireylerle kurulacak, sağlam bir uyuma bağlı değil mi?’.

‘Yeniden, erdem ne, diye sorsam, bana kızar mısın, Lal?’.

‘Erdemli olmak, ahlaklı olmaktır. İnsanın ve yaşamın anlamı, erdemli olmaktan geçer.

Erdem, doğru olanı yapıp, yanlış olanı yapmamaktır’.

‘Ya mutluluk’, diye sordu yeniden güvercin?’.

‘Mutluluk, yaşamın temel amacıdır. Mutluluğa ulaşmanın yolu, erdemli olmaktan geçer. Erdemli olmak, bilgi sahibi olmak demektir’ dedi Lal.

‘İyi bir hayatın, nasıl yaşaması gerektiğini, aramak mıdır erdem, bize bunu mu öğretir?’.

‘Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru ve neyin yanlış olduğu, hayatın gerçek amacının ne olması gerektiğini belirlemekle, ortaya çıkar. Hangi amaçlar uğrunda yaşadığımız, nasıl bir yaşam süreceğimizi, iyilik ve kötülük algılarımızın nasıl oluştuğunu göstererek, doğrudan ahlaka gönderme yapar, güvercin. Ahlak ise, bizi, erdemliliğe yöneltir, ona ulaşmayı, bir hedef olarak önümüze koyar’.

‘Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru ve neyin yanlış olduğunu araştırıp, belirlemek gerek, güvercin’. ‘Ya kötülük? Kötülüğü, nasıl tanımlıyorsun, Lal? Kötülük nedir?’.

‘Kötülük, bir yanılsama halidir, güvercin. Kötünün seçilmesi, aynı zamanda irade özgürlüğü değil midir?’.

‘İyi kötü çatışması nasıl çözülebilir? Hiç kimse, kötülük olarak, kötülüğü seçmez. Kötülük yapan, iyi bir şey yaptığını zanneder. Hiç kimse bilerek veya amaç edinerek, kötülük yapmazsa çatışma kalmaz, Lal’.

‘Bazen senin bu masumiyetini, çok kıskanıyorum güvercin’.

‘Kötülük, bilgisizliğin sonucu oluşan cahilliktir. Kötülüğün kaynağı, yanlış bilgidir.

Ölçülü olmak, ölçülü davranmak, dış dünyaya karşı koymak, yüreklilik ister.

Yüreklilik, ahlaklı oluşla, mümkün olabilir.. Erdem için, kendini tanımak gerekmez mi, diye sordu güvercin.

‘İnsanın kendi içine yolculuk etmesi, erdem için ve çok gereklidir’, dedi Lal.

Güvercin, bir an durdu ve sonra da, başka bir şey sordu.

‘Korkmadan minnet duymadan, doğru düşündüğümüz şeyleri yapmalı değil miyiz?’.

‘Herkese yardım etmek, hiç kimseye kötülük etmemeye çalışmak, en büyük mutluluk değil midir? İyiye ulaşmak, aynı zamanda mutlu olmaya ulaşmayı da sağlamaz mı güvercin?’

‘Mutluluğu, böyle mi algılıyorsun?’.

‘Onu, bunu bilmem’, dedi Lal.

‘Nereden buldun, bu tekerlemeyi?’.

‘Tekerlemeyi mi? Eskiler, bütün bildiğimiz, hiçbir şey bilmediğimiz demiyorlar mıydı, güvercin?

Güzelin kendini bilmeden, en güzel olduğunu nasıl bilebiliriz? Bir şey iddia edenler, aslında bilmediklerini bile, bilmiyor olabilirler mi?’.

‘Onu, bunu bilmem’, diye güldü güvercin.

‘O zaman öğren, güvercin’, derken, o da gülmeye başlamıştı.

‘Benim anlayabileceğim gibi anlat, Lal. Erdem nedir?’.

‘Erdemli olmak, ahlaklı olmak değil midir? Ahlaklı olmak, erdemli olmaktır.

Ahlaklı olmak, bilgili olmaktır. Ve erdem bilgidir.

Neyin doğru olduğunu bilen, doğru olanı yapacaktır’.

‘Yanlış yapma hakkımız yok mu? Ya da yanlışlıkla seçme özgürlüğümüz?’.

‘Bunlar, yanlışlıkla yapılan, cahillik seçimleridir. Hiç kimse bilerek, kötülük yapmaz’.

‘Anlayabileceğim şekilde, demiştim’, diye sızlandı güvercin.

‘Erdemli yaşamak, dürüst ve mutlu yaşamaktır’, dedi Lal.

‘Devam etme artık, güneşi selamlamaya gidiyorum’, dedi güvercin.

‘Bütün erdemlilere, erdemli topluluklara selam olsun…’.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gönül Balkır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?