BURASI TÜRKİYE

Üç tarafı denizle çevrili bir ülke…

Dört mevsim yaşanıyor.

Toprağı bol ve verimli…

Yağmuru, karı var.

Güneşi, çoğu yabancıları kendine çekecek kadar bol ve yumuşak.

Dağı, ovası, kanyonu bol, koyları, mavi bayrak sanayiini dört vardiya çalıştıracak kadar mavi ve temiz.

Son derece gayretli ve yapısında, temelinde, misafir ağırlamayı namus sayan bir halkı var.

Toprağı, uygarlıkların izini sanatla biçimlendirmiş, geçmiş dönemlerin tarihi özelliklerini taşıyan değerlerle iç içe.

Yakın tarihinde önce vatanı kurtarmış, sonra devrimleriyle ülkesini dünyanın uygar ülkeler katarına bağlamış, yüzyılda bir dünyaya gelebilecek, bütün dünyanın örnek aldığı özgürlükçü, demokrasi ve bağımsızlık ahlakını ilkeleştirmiş, bir asır sonra bile hala yol gösteren bir lidere sahip.

Halkı, bir kişiye kul olmaktan çıkarılıp, kendini özgürce yöneten bir ülke…

“Yurtta barış, cihanda barış” ilkesiyle, yıllardır çok kritik bir konumda olmasına rağmen, yıkıcı bir savaştan uzak tutulmuş bir ülke.

Tüm renklerin birlikte yaşadığı, bir bayrak altında toplanan dini, mezhebi, her türlü farklılıkları, aile yapısında birleştirmiş bir ülke.

BURASI DA TÜRKİYE

Bugünkü durumunu anlatmak istemiyorum. Gerçek demokrasi baharının çiçek açtığı mutlu ve umut yüklü günlerde, sizi bunaltmaya hakkım yok. Sadece birkaç cümle yazacağım, bağışlayın.

Bütün bu zenginliklere rağmen, yıllarını bu ülke için çaba göstermiş, her sorumluluğunu yerine getirmiş ak saçlı ihtiyarlarına emekli maaşı, ikramiye, zam diyerek aylarca “dalga” geçilmiş, ilkokul çocuklarına bir tas çorba verilmemiş bir ülke.

NEDEN?

Bütün bu olağanüstü zenginlilere rağmen 3. Dünya ülkeleri arasında yer almanın tek nedeni var: Yetersiz, kendine Müslüman, seçmenlerini dinle, hayali beka korkusuyla kandıran yönetimler…

Türk halkı son seçimlerde bu gerçeği bir kez daha açı seçik gördü.

Artık takım tutar gibi siyasi partilere kulluk olmamalı. Seçmen kendine refah sağlayan, eşitliğe, liyakate, bilime değer vermeyen, koltuktan kalkmasını bilmeyen yöneticilere nefes aldırmamalı.

Din gibi kutsal bir gücü oy için istismar edenlerin peşinden gitmemeli. Göz göre göre yalan söyleyen siyasilerin bu durumlarını “siyaseten yapıyor” deme gafletini göstermemeli.

O zaman bu zengin ülkede yaşayan herkes, hak ettiği refaha kavuşacak, geleceğe umutla bakıp hayal kurabilecek, vatandaş olmanın güvenini duyacaktır.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Adnan Filiz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?