Taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini profesörler derslerde öğretemediler!

İnternette haberlere bakarım, sıklıkla olmasa da zaman zaman sosyal medyada paylaşımlara bakarım.

Gazeteci meslektaşım Mustafa Onur, önceki gün sosyal medya hesabından bir hikaye paylaştı.

Hikayenin başlığı da şöyleydi; “İnsanlık. Evladınıza ne araba bırakın ne ev ibret alınacak bir hikaye”… Okudum, ilgimi çekti. Bu hikayeyi sizinle paylaşmak istedim:

**

“Toplantıya gideceğim. Baktım geç kalma ihtimalim var, bindim bir taksiye, muhabbetçi bir arkadaş. O anlatıyor ben dinliyorum. Tam işyerinin önüne geldik. Ankara’da Bakanlıklar. Diyelim ki, taksi parası 9.75 TL tuttu, ben 10 TL uzattım. Hani hepimizin yaşadığı sahne vardır ya, taksici üstünü arıyormuş gibi yapar, siz de para üstünü alabilmek için bir ayak dışarıda, inmemek için debelenirsiniz. Tam o sahne olacak. Şoför, para üstü var mı diye aranmaya başladı.

- Üstü kalsın kardeşim” dedim.

Döndü bana doğru:

- Vaktin var mı ağabey ?” dedi.

- Evet” dedim (tek ayağım hala dışarıda)

Dörtlülere bastı, trafik dört şerit akıyor, indi araçtan. Önde bir büfe var. Gitti oraya, bir şeyler konuşup geldi. Bana 25 krş uzattı. Belli ki para bozdurmuş.

- Birader” dedim,”9.75 değil,10.50 yazsa ister miydin 50 kuruş benden?”

- “Ne alacağım ağabey 50 kuruşu!”

- Peki, niye gittin 25 kuruş için o kadar uğraştın. Üstü kalsın demiştim.”

Döndü bana, attı kolunu arkaya:

- “Vaktin var mı ağabey?”

- “Var.”

- Çek kapıyı o zaman.”

5 dakika konuştuk. İngiltere’de profesöründen, bilmem kiminden eğitimler aldım. O taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini, İngiliz hocalar haftalarca verdikleri derslerde öğretemediler:

- “Ağabey biz Keçiören’de 5 kardeşiz. Babam rençberdi, günlük yevmiyeye giderdi; artık inşaat falan bulursa çalışır gelir, o gün iş bulamamışsa, biz eve gelişinden, yüzünden anlardık.”

“Durumumuz hiç iyi olmadı. Akşam yer sofrasında yemek yerdik. Yemek bitince babam bize” Durun kalkmayın” derdi. Önce dua ederdik sonra babam bize sofrada konuşma yapardı.”

“Aha” dedim, “Bizim meslekten”, seminerci.

- “Ne anlatırdı baban ?”

- “Hayatta nasıl başarılı olunur ?”

” O gün inşaata çağırmazlarsa eve para getiremiyor, sonra çocuklara hayatta başarı teknikleri anlatıyor.”

- Babam işe gidince büyük ağabeyimiz onu taklit ederdi, delik bir çorapla pantolonun ceplerini çıkarır, dört kardeşi karşısına alıp “Dürüst olun, evinize haram lokma sokmayın” diye anlatırken, biz de gülerdik. Annem kızardı, “Babanızla alay etmeyin. O, hem dürüst hem de çalışkandır” derdi. Yan evde iki kardeş var, onların babası zengin. Babaları birahane işletiyor, ama adamda her numara vardı, kumar falan oynatırdı. Bizim yeni hiç bir şeyimiz olmadı, hep o ikisinin eskilerini kullandık. O amca mahalleden geçerken biz 5 kardeş ayağa kalkardık, çünkü bize bahşiş verirdi. Babam eve gelince ayağa kalkmazdık. Çünkü hediye, para falan hak getire. Ağabey biz babamı kaybettik. Altı ay içinde yandaki baba da öldü. Yandaki baba iki çocuğa 5 katlı bir apartman, işleyen birahane, dövizler ve araziler bıraktı. Bizim baba ne bıraktı biliyor musunuz?”

- “Ne bıraktı?”

- “Bakkal veresiyesi ve konuşmalarını bıraktı : “Evladım işinizi dürüst yapın, hakkınız olmayan parayı almayın.” Falan filan…

“Ağabey, aradan 15 yıl geçti…”

“Diğer babanın 2 oğlu şu anda cezaevindeler, ne ev kaldı ne birahane. Ailesi dağıldı.”

“Biz 5 kardeş, beşimizin Keçiören de taksi durağında birer taksisi var. Hepimizin birer ailesi, çoluk çocuğu, hepimizin birer dairesi var.”

“Geçenlerde büyük ağabeyimiz bizi topladı ve dedi ki :

- “Asıl mirası bizim baba bırakmış.”

“Hepimiz ağladık. 5 kardeş taksiciliğe başladığımızdan beri, taksimetrenin yazmadığı 10 kuruşu evimize sokmadık. Her şeyimiz var Allah’a şükür.”

Çok duygulandım, veda ettim. Tam ineceğim:

- “Dur ağabey, asıl bomba şimdi!”

- Nedir bomban ?”

- Nerede oturuyoruz biliyor musun? O iki kardeşin oturduğu 5 katlı apartmanı biz aldık. 5 kardeş orada oturuyoruz.”

Evladınıza ne araba bırakırsınız, ne ev, ne de başka bir miras. Evlada sadece değer kavramları bırakırsınız. Bakın iki baba da evlatlarına değer kavramları bırakmışlar.”

ESKİDEN, SÖZ SENETTİ…

Hikayeyi okudunuz.

Gerçekten de ibret verici bir hikaye…

Eski yıllarda, çek, senet yoktu…

Çünkü SÖZ SENETTİ…

Bizden önceki kuşaklar için bu böyleydi.

Ama son yıllarda birçok değerimizi yitirdik.

Artık SÖZÜ SENETTİR diyebileceğimiz insanlar çok fazla kalmadı.

Kalmayınca da her türlü dolandırıcılık, kaptı kaçtı, aldı başını gitti…

GÜVENDE DEĞİLİZ….

Bir de üstüne üstlük teknoloji dolandırıcılığı çıktı…

Açıkçası hiçbirimiz güvende değiliz.

Birileri bankadan arayıp, sizi dolandırmaya çalışıyor…

Birileri telefonunuza mesaj gönderiyor, dolandırmaya çalışıyor…

Kimileri kredi kartınızı çalıp, içini boşaltmaya çalışıyor…

Bu örnekleri çoğaltmak mümkün…

**

Yukarıdaki hikayede olduğu gibi, çocuklara dürüstlük aşılanmalı…

Ancak o zaman yavaş yavaş eski değerlerimize ulaşabiliriz.

Bunun için de çok zaman gerekli…

Taksicinin 5 dakikada öğrettiklerini profesörler derslerde öğretemediler!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mesut Akbulut - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?