Son düzlük

İlk ikiyi beklerken üçüncülük hesaplarına döndük.

Her ne kadar Kocaelispor’un bir türlü iyi futbol oynamadığından yakınsam da son Bandırma maçı ile iyi futbol izlediğimi söylemem gerek.

Kocaelispor bunun için sezon sonunu mu bekledi, bize mi öyle geldi.

Konumuza odaklanırsak…

Kısa ve öz ifade etmem gerekir ki;

Son iki maçta da aynı futbolu oynarsak, üçüncülük çantada keklik derim.

Kocaelispor son iki haftada oynadığı futbol ile ilk defa bana umut verdi.

En azından son düzlükte...

***

Yeni stada kavuştuğumuz günler dün gibi aklımda.

Yıllarca Kocaelispor’a ve taraftarına yakışan, yeni, çağdaş ve Uluslararası kalitede bir stadımızın olmasını hayal etmiştik.

Gerçekleştiğinde de buruk bir sevinç yaşamıştık.

Zira stadın yeri başta ulaşım ve İzaydaş’ın dumanı olmak üzere birçok konuda içimize sinmemişti.

Daha gerilere gidersek, henüz stadın temeli atılmadan proje aleyhine çok yazılar yazmıştım.

Geçelim.

Avrupa daha önce denedi.

Stat yerlerini şehir dışına taşıdılar ve kısa zamanda yanlışlarının farkına vardılar.

Seyirci sayısında belirgin bir düşüş yaşadıklarında hemen yanlışlarından döndüler.

***

Yakın tarihimize gelelim.

Bizimkiler İstanbul’da Olimpiyat Stadı yaptılar ve bir süre sonra şaşkınlıkla kendileri de inanamadılar.

Yıllar geçse, yöneticiler ulaşım sorununu çözmek için çaba sarf etseler de stat ellerinde patladı.

Bugün hiçbir kulüp mecbur kalmadıkça maçlarını orada oynamak istemiyor.

Ve yetkililer Olimpiyat Stadı hakkında bugün kara kara düşünüyorlar.

***

Bize gelirsek.

Umut ediyorum ki, Kocaeli’nin yerel yöneticileri de elbet bir gün yaptıkları hatanın farkına varacaklardır.

Kocaelispor’un yeterli tribün desteğinden mahrum kalması, bir türlü stadı dolduramaması ve gelenlerin de kapılarda çile çekmesi onları da rahatsız edecektir.

Tüm bunlara takımın başta kombine olmak üzere maç hasılatlarının düşüklüğü de ekleneceğine göre, bir gün bir Kocaelispor başkanı çıkacak ve haykıracaktır;

“Ya bize Seka Park’ta kırk bir bin kişilik yeni stat yapın, ya da maçlarımızı yakın ilçe statlarında oynayacağız” diye.

Hatadan dönüşte bir erdemdir unutmayalım.

Ve elbet bir gün Seka Park’ta kırk bir bin kişi Kocaelispor maçı izleme umudu ile beklemeye devam edelim.

***

Okuyucularımız iyi bilir ki, yazılarımda hiçbir zaman siyasete yer vermedim.

Yine vermeyeceğim.

Bugün burada bir Gönül adamından bahsetmek istiyorum.

Geçtiğimiz günlerde İzmit Belediye Meclis üyesi İbrahim Efe’nin yaşadıkları hepimizin malumu.

Ben bir kez daha olayın nasıl cereyan ettiğini, olaydan önce nelerin olduğunu ya da olmadığını, kim kimi itmiş, kim düşmüş, nasıl düşmüş, oralarda da değilim.

Varsa Efe’yi böyle bir duruma iten sebepler nedir, onları da geçtim.

Bir adam düşünün ki, tek bir mazerete sığınmadan içtenlikle özür diliyor ve kimse ile polemiğe yeltenmiyor.

Bu bile Efe’nin kişiliği hakkında bize fikir verebilir.

Uzun yıllar önce basın ile pek de iyi geçinemeyen meşhur bir bakanımız vardı.

Bu bakan, her seferinde gazetecilere hazır cevaplar verir, özellikle başkanına sert eleştiriler gelince, O’nu savunanların da başında gelirdi.

Gazeteciler özellikle bu huyuna gıcık olur, bakana farklı yönlerden vurmaya çalışırdı.

İş öyle bir raddeye geldi ki, artık basın ile o bakan arasındaki polemikler siyaset haberlerin de önüne geçmişti.

Sonunda Genel Başkanı da rahatsız oldu ve ilk fırsatta bu bakanı önce Başkanlık divanından, sonra da bakanlıktan aldı.

Meşhur bakanın sadece milletvekilliği kalmıştı.

Ve basın sevinç içinde “eski bakana” şu soruyu sordu;

Tasfiye edilmeniz hakkında düşünceleriniz nelerdir?

Bakanın verdiği cevap “bana göre” ders verir cinsten bir cevaptı;

Ben neden tasfiye edildim?

Yolsuzluk mu yaptım? Hırsızlık mı yaptım? Sahtekârlık mı yaptım?

Milletin parasını mı çarçur ettim?

Yoksa Ülkemi Uluslararası Arena da küçük mü düşürdüm?

Bunların hiçbirini yapmadığımı en iyi siz biliyorsunuz.

O yüzden boşuna sevinmeyin!

***

Evet.

Verilen cevap buydu ve her şeyine bir kulp takan basınımız bile bu soru karşısında sessiz kaldı.

Şimdi de ben şunu söylemek istiyorum; Efe ne yaptı?

Yolsuzluk mu, hırsızlık mı?

Ne yaptı Efe?

Elbette yaptığı hareket hiş hoş olmadı ve özrünü de diledi.

Ancak.

“İki dönem muhtarlık yaptığım mahallemde tüm ışıklar sönmeden ben yatağıma yatmadım” diyen İbrahim Efe.

On yıl boyunca sadece kendi mahallesinde değil.

Tanıdığı, tanımadığı hiçbir kimsenin sorunlarına kayıtsız kalmayan.

Gönül verdiği partisinin her daim emrine amade olan.

Büyüğüne saygı, küçüğüne sevgiyi hiçbir platformda eksik etmeyen.

Herkesin iyi-kötü gününe koşan…

Her derde elinden geldiğince çare bulmaya çalışan ve insanların gönlünü fetheden Efe. En yakınları tarafından bu kadar mı yalnız bırakılırdı?

Hangi yüz kızartıcı suçu işledi de sahip çıkmak akıllarına gelmedi?

Akıllarına değil de işlerine gelmedi?

Bir hata ile bir adamın harcanması bu kadar kolay mı olmalı idi?

Belki klasik bir söz olacak ama, Vefa sadece İstanbul’un semt adı olarak mı kaldı?

Anlayamıyorum.

Anlayamıyorum ve Efe ve Efe gibi insanları kazanmak mı, yoksa kaybetmek mi daha zor, bu soruyu da Efe’yi yalnız bırakanlar ile baş başa bırakıyorum.

Efe’ler kolay yetişmez.

Ama kolay harcanırmış.

Bir kez daha öğrenmiş oldum.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah Malçok - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?