VAZGEÇMEK

Hocam, ben sizin ' Yeni Bir Ben' atölyenize gelmiştim. Orada yaşamımızda olmasını istediğimiz yeni şeyler için eskiden yaptığımız şeyleri başka türlü yapmamızın yolumuzu kolaylaştıracağından bahsetmiştiniz. Ben de sizi dinleyip yaşamımdaki pek çok şeyi değiştirdim. Baştan mutlu olmadım ama sonraları alıştım yenilere. Ve tam o zaman bir şeyi fark ettim. Alışkanlık ilginç bir konfor alanıymış. Mutlu olmak için yeni seçimlerimizin bizde yarattığı huzursuzluk duygusuna zaman tanıdığımızda o yenilere de alıştığımızı fark ettim.

Bir Pazar günü evde huzurla dinlenmek yerine bir atölye çalışmasına gitmek için iç sesinizi duyup kendinizi ikna ediyorsunuz. Zaten mutlu olmaya olan çabanızı Hayat burada görüyor. Kendi içselleştirdiklerinizle de atölyedeki tavsiyeleri dinliyorsunuz. Bu da sizde pek çok farkındalık yaratıyor. Güzel bir yolculuk hikayesi olmuş. Lakin burada olduğunuza göre bir aksilik yaşamış olmalısınız. Ya da başka bir deyişle kıramadığınız bir direnciniz olmalı...

Direnç demeyelim de bir karışıklık var elbette. Yeni bir insan olduğumda, eskiler gitsin istiyorum. Bu isteğim normal mi? Aslında buz dağının görünen kısmındaki ilk sorum bu.

Araba kullanır mısınız?

Evet. Hem de beni oldukça rahatlatır. Gitmek ile özgürlük hissi bende aynı kapıya çıkıyor. Sanırım ilk golü yedim.

Evet ilk golü yediniz. Ama başka köşeden. Siz sıkıldığınızda giderek, 'Kaçmayı özgürlük olarak tanımladığınıza' dair bir tespit bekliyorsunuz ama bunu siz kendinize yaptınız zaten. Bence özgürlüğünüze bu kadar değer verdiğinize göre buz dağının görünen yerindeki sorunuz başka bir soru olmalıydı. Eskilerden sıkılınca gitmek gibi bir çözümünüz var zaten. Ama gitmek istemiyorum artık onlar gitsin durumu ise başka bir konu. Yine de başka bir şeyi öğrenmek istediğinizi tahmin ediyorum. Siz gitmeye ve gittiğinizdeki yargılanmalara alışmışsınız. 'Git' dediğinizde ne yaşarsınız onu bilmiyor, o yeni yargıyla karşılaşmak istemiyorsunuz. Gitmek sizi 'Asi' yapıyor. Ve bundan hoşlanıyorsunuz. 'Git' demek sizi 'Dönek' biri yapıyor. Siz bu sıfatı ret ediyorsunuz galiba. Ne dersiniz?

Evet o kelime benim lugatımda 'Güvenilmez' biri olarak kayıtlı. Ben insanlar bana güvensinler diye çok uğraştım. Şimdi her şeyi öyle bir anda çöpe atamam.

Atölyenin kapanışında bir konudan bahsetmiştim; 'Sabah uyanınca ilk 20 dakika bir gün önceki insanı hatırlamaya uğraşmayın. Neleri istediğinizi düşünün ve onları yapın.' demiştim.

Hatırladım hocam nasıl unuturum. Zaten o zamana kadar kafam yanmıştı. O dediğiniz bana tuz biber olmuştu.

Bakın önemli olan yoldur. Sizin yolunuz. O yolculuğu araba kullanmak olarak düşündüğünüzde en önemli şey dikiz aynasına ara sıra bakmaktır. O aynaya bakarak arabayı kullanamazsınız. Yolunuzdan geride kalanlara takılmayın o yüzden. Onların size vereceği mesajlar bitmiştir. Yollarına gidip başkalarına başka mesajlar vereceklerdir. Gerçekten hayatınızda kalmak isteyenler sizi izler, değişimlerinizle gurur duyar, size kendilerince ayak uydurmaya çalışırlar. Onlar için önemli olan sizsinizdir. Değişiminiz onlar için sadece yeni bir renktir. İnsanların isteklerine odaklanırsanız, kendi istediklerinizi unutursunuz. Bu da sizi mutsuz ve huzursuz yapar.

Hocam yine de bana bir kaç tavsiye verin. Rahatsız olduğum konuyu anladınız. Ben, bana söyleyeceklerinizle kendimi daha güçlü hissedeceğim.

Bir yemekte karşınızda 'Siyah' diyen biri var. Siz de 'Beyaz' da ısrar ediyorsunuz. Ayaklarınızın üzerinde duran, esnek, kendinize güvenen biriyseniz masadan birlikte 'Gri' diyerek kalkarsınız. Ona muhtaçsanız 'Siyaha' ikna olursunuz. Egonuz izin vermezse 'Beyaz' der, ayrılırsınız. Yaptığınız şeyleri anlatırken özenli olun yeter. Cümlelerinizi tamamlayın. Onun kafasını karıştırmak amacınız olmasın. Sorularınızı sorun. O da sorsun. Böylece 'Gerçekliklerinizi' anlayın. Hiç bir şey sahte kalmasın. Olumsuz özelliklerinizi geliştirmeye çalışın ama gizlemeyin. Onu da bu konuda ikna edin.

Ooo bir yemekte kaç konu var. Çok iyiydi hocam...

Son bir kaç cümlede buraya gelme nedeninle ilgili söylemeliyim. Bir uyarı aslında. Yeni seçimlerinize eskileri kadar sıkı sıkıya sarılmayın. Sadece size olan faydalarını gözlemleyin. Size zarar veriyorlarsa yavaşça yeni başka bir şeye doğru yapın yolculuğunuzu. Eskiden vazgeçerken hatalı bir yeni seçme olasılığımız var. Bir gün sonra da o yeni dediğin şey, bugüne göre eski olup çıkmakta. Seçimlerimize kendimizden çok önem verince yaşamlarımız karışacaktır, emin olun. Hayatı izleyin ve gelişimlere ayak uydurun. Üzülüyorsanız o şeye önemi fazla verdiniz, ondan vazgeçemiyorsunuz demektir.

Peki biz bir şeye sahip olamayacak mıyız?

Elbette olacaksınız?

Neymiş o?

Bu hayattan giderken götürdüklerinize sahip olacaksınız. İyilikleriniz, erdemleriniz, sevgileriniz ve de nefesiniz sizinle gelecek.

Ayy hocam. Şimdi anımsadım. Sizin cenazeniz vardı. 'Başınız sağ olsun.' Anladım 'Ölümü unutma' diyorsunuz.

Dostlar sağ olsun... 'Ölümün olduğu yerde daha ciddi ne olabilir?' diyorum...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Oğuz Tokgöz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?