Anneler babalar Öğretmenler Günü

Anneler, babalar, öğretmenler herkesin sahip olduğu değerlerdir; doğal olarak baş tacıdır. Bu günler bu değerlere değer mi katıyor, değersizleştiriyor mu? Değer katmadığı apaçık ortadayken değersizleştirdiği de belli oluyor. Bu değerler bir güne sığar mı? Sığmadığını hepimiz biliyoruz. Bu günler sadece ekonomik özellik taşıyor. Annen yoksa hiçbir şeyin yoktur. Baban yoksa arkanı dayadığın dağlara kar yağmış demektir.

Anneler, babalar günü olabiliyorsa, belki aileyi bir araya toplayabilir ama bir araya gelmek için özel güne ihtiyaç var mı? Düşündürücü… Bir insana anne, babadan daha yakın kim olabilir? Üstelik sırası geldikçe herkes anne, baba olabilir. Amacımız, her zaman, her yerde anne babanın rızasını kazanmak, bize verdiği emeği bilerek davranmak olmalıdır… Olaya böyle bakınca her gün anneler, babalar günü oluyor. Bu iş hediye almakla, uzaktan telefon ederek mesaj çekerek olmaz. Gönül işi… Sevgi ister, saygı ister, edep ister… Bu durumda anneler, babalar günü anlam ifade etmiyor.

Öğretmenlere gelince; bambaşka durum ortaya çıkıyor. Öğretmenlik kutsal meslektir. Öğretmenler eli öpülesi insandır. Bunlar doğru da her şey öğretmenden beklenir. Biz, öğretmene ne yapabiliriz? Sorusunun yanıtı yok. Bu devlet işi, eğitim politikasına verilen önemin göstergesi. Okuldan mezun olunca istisnalar olmakla beraber çoğu öğrenci öğretmenini unutur. Hayat şartlarının ağırlığı dolayısıyla hadi bu normal bir durum diyelim. Devlet neden gereği kadar önem vermez? Veriyor görünüyor da görünmek yetmez; manevi önem yanında maddi duruma da önem vermek gerekiyor. Ben öğretmen olarak düşünüyorum; ne kuaförü, ne öğretmen evi, ne tatilde gidebileceği yerlerde özel bir şey var. Hepsi çok pahalı, öğretmensiniz diye size yapılan özel bir şey yok. Emekli ikramiyesi de insanı şaşırtıyor. Maaş az, dolayısıyla emekli ikramiyesi hiç yeterli değil. Bu durumda Öğretmenler Günü olsa ne olur, olmasa ne olur? Okulda bile öğrencilere görevler verilerek kutlamaları öğretmenler hazırlıyor. Bu gün, etkisiz elaman olmaktan öteye geçemez.

Hele kutlama mesajları nasıl itici ve saygısızca geliyor; bari telefon aç, bir iki güzel kelam çıksın ağzından… Ya da bir şey yapma, yapmayın zaten, gereksiz; buna karşılık öğretmen her zaman, herkes için gerekeni yapmaya hazırdır.

Bütün bunların yanında annesi, babası olmayan çocukların durumu var. Bu durumu göz ardı etmek bencilliğin tavan yaptığı, sözün bittiği yer oluyor.

Anneye, babaya, öğretmene küsülmez, gözünün içine bakılır. Onlar gidince gerçekten, insanın, içinde uça bucağı belli olmayan bir boşluk oluyor. Bunun yaşla ilgisi yok. Hangi yaşta olursanız olun o yoksulluğu yaşarsınız. Evlatlar da anne, babalar, öğretmenler için aynıdır. Zaten herkes günün birinde anne, baba, öğretmen, anneanne, babaanne, dede, hala, teyze, dayı, amca oluyor. Hatta hepsi birden bir kişide toplanabiliyor. Kimi kimden ayıracaksınız.

Sözün özü sırtımızı adlandırılmış özel isimlere dayamadan birbirimizin kıymetini bilelim, sevmesek de saygı duyalım, bir şekilde birlikte yaşamayı kabullenelim. Birbirimize ihtiyacımız var; kimse kimseden üstün değil…

Bugün ve her zaman güneşin altın tozları sizleri bulutsuz gökyüzü ile kucaklasın.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Seher Keçe Türker - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?