“Talan” kültürü ile yetişenler, “tasarruf” yapabilir mi?

Osmanlı; çok milletli, çok dinli ve çok dilli bir imparatorluktu.

Dün Osmanlı Devleti’nin hükmettiği topraklar üzerinde, bugün 45 ayrı devlet var.

Bunlardan 27’si Asya’da, 13’ü Avrupa’da, 5’i Afrika’da.

Türkiye Cumhuriyeti de, bu devletlerden biri.

İster kabul edelim ister etmeyelim, hepimiz ama az ama çok “Osmanlı geni” taşıyoruz.

Yani Osmanlı’nın “kalıtımsal özelliklerine” sahibiz.

Nedir bu özellikler?

Anlatayım…

Osmanlı ekonomisinin temelinde, “fütuhat siyaseti” vardı.

Bir ülkeyi ya da bir kenti savaşarak ele geçirmek, talan etmek, ganimetleri toplamak ve bunları devleti yönetenlere paylaştırmak.

Hatta bazı Osmanlı Padişahları, fethettikleri toprakları “cizye ve haraç vermek şartıyla” tekrar eski Hristiyan idarecilere teslim ederlerdi.

(Cizye, Müslüman devletlerde Müslüman olmayan yurttaşlardan alınan vergi. Haraç ise, savaşarak alınan bölgelerin halkına hürriyetlerinin ve topraklarının işletmeciliğinin geri verilmesi karşılığında yüklenen vergi.)

Sonuçta Osmanlı, kendi yarattığı değerlerle değil, başkasının yarattığı değerlere el koyarak şahsi ve devlet ekonomisinin çarklarını çeviriyordu.

Yine o dönemde, padişah, ülkeyi istediği gibi yönetir, istediğine istediğini verir, istemediğine zırnık koklatmaz, kimse ağzını açıp tek söz söylemez, söyleyemezdi.

Halk, bu ayrımcılığı “padişahın hakkı” olarak görürdü.

Ganimet bugün nasıl paylaşılıyor?

Devir değişti.

Ülkeler, artık “savaşarak” talan edilmiyor.

Başka başka yöntemler kullanılıyor.

Ülkeden ülkeye değişen yöntemler…

Örneğin ülkemizde, “ganimete ulaşmanın en kestirme yolu”, siyaset!

Siyasete giren, seçim kazanmak için savaşıyor, seçimi kazandığında da bir daha sırtı yere gelmiyor.

Hep kazanıyor… Hep kazanıyor…

Türkiye’de siyaset, “devlet malını talan etme” aracı oldu.

Devlet malını “ganimet” olarak görüyorlar, “iki sana iki bana” diye kardeşçe paylaşıyorlar.

Paylaşmada eşitlik bozulursa, kavga o zaman çıkıyor.

Dikkat edin, siyasi kavgaların temelini araştırın, mutlaka “paylaşımda anlaşmazlık” olduğunu görürsünüz.

Siz hiç ülkemizde “siyasette fakirleşen” birine rastladınız mı?

Bizde siyaset, “ganimet toplama ve zenginleşme” aracıdır.

Anlatmak istediğim…

Osmanlı’dan günümüze değişen bir şey yok.

“Talan etme ve ganimet paylaşma” yöntemi tüm hızıyla devam ediyor.

Bu “kalıtımsal” bir kültürdür, Cumhuriyet döneminde de bu kültürü başarıyla devam ettiriyoruz.

Ganimetleri dün padişah ve çevresi paylaşıyordu, bugün de ülke yönetim gücünü elinde tutanlar paylaşıyor.

Kafa, yine aynı kafa!

Yöntem, yine aynı yöntem!

Peki, Türkiye’de “tasarruf” yapılabilir mi?

Yapılamaz…

Neden yapılamaz?

Yapılamaz, çünkü “talan kültürü” olan bir ülkede “tasarruf kültürü” yoktur.

Olamaz da…

“Tasarruf”, başlı başına bir kültürdür.

Gerekliyse, gerektiği kadar para harcarsın.

Gerektiği kadar yersin, içersin.

Gerektiği kadar giyinirsin, kuşanırsın.

Gereken büyüklükte bir evin ve bir otomobilin olur.

Özetle, “tasarruf kültürü”nde, “ihtiyaç tüketimi” söz konusudur.

Alışverişini “ihtiyacın kadar” yaparsın.

Satın aldığın ev, otomobil, mobilya ve giyim eşyaları, ihtiyacını karşılayacak düzeydedir.

Peki, “talan kültürü”nde durum ne?

Talan kültüründe, “ihtiyaç tüketimi” değil, “gösteriş tüketimi” söz konusudur.

Talan kültürü içinde büyüyenler, parayı alın teriyle kazanmadıkları için, hesap kitap bilmezler.

İhtiyaçları olduğu için değil, gösteriş olsun diye, çevrelerine hava atmak için alışveriş yaparlar.

Pahalı giysiler…

Lüks otomobiller…

Şatafatlı villalar…

Nasıl olacak bu iş?

“Türkiye’de tasarruf dönemini başlatıyoruz” diyorlar.

Tamam da, nasıl olacak bu iş?

“Talan” kültürüyle yetişenler, yani çalışarak ve üreterek değil de “köşe dönerek” yaşamayı marifet sananlar, devletin kaynaklarını aralarında pay edenler; şimdi “tasarruf” düzenine alışabilir mi?

Ne demek “tasarruf” etmek?

Türkiye’de böyle bir kültür yok ki!

En tepede de yok, en altta da yok.

Herkes kendi çapında götürüyor.

En nihayet, yediden yetmişe hepimiz, Osmanlı’nın torunlarıyız.

“Talan kültürü”, iliklerimize kadar işlemiş.

“Tasarruf edilecek” demekle, şipşak “tasarruf kültürü”ne geçmek mümkün mü?

“Tasarruf” isteyenler, önce dönüp aynada kendilerine bir baksınlar!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.

03

Jeol.müh. Behzat Gönül - Talan kültürü sadece mal üzerinde yapılmıyor, insanların ürettiği "bilgi ve emek" üretimi de talan edilmektedir. Jeoloji Mühendisi olarak, yetenek ve meslek bilgime dayalı olarak yaptığım deprem tespit çalışmalarım; baskı, tehdit ve saldırılar ile almaya çalışmaktalar. Gündem olsun ve deprem tespiti yapmak mümkündür diye vede depremleri önceden tespit yapabildiğimi kanıtlamak için bildirdiğim depremleri kendileri buluyor gibi yapıp iş insanlarına ve işletmelerde çeşitli kademelerde görevli müdürleri kandırıp haksız kazanç sağlamaktalar, bu durumu sürdürmek için her türlü yolu kullananlar var. Günümüzdeki dijital iletişim kaynakları sayesinde, birçok iş insanı dernekleri üzerinden doğru bilgiyi iletmeyi başardım. Iş insanları, yıllardır kendilerini kandıran ve umutları ile paralarını talan eden kötü niyetli kişileri buldular. Bu durumlar, iş güvenliğine ve verimine zarar verdiler. (Jeoloji Müh. Behzat Gönül / Kocaeli).

Yanıtla . 2Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 13:55
02

Reşat Keçeci - Bunların tasarruf dediklerinden memurun servisi ve A 4 kağıdının her iki tarafınızda kullanılması ifadesi aklımda kaldı. Saraylar inşa edenler tasarrufu düşünür mü? Osmanlı da böyle battı!

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 09:48
01

Gölcüklü - bizim başkan ilk icraatı makam arabasını değiştirmek olmuştu. dere pis akar tek bir açıklama bile yapmaz ve de önleyemez, pazarda denetim yok. dikilen yüzlerce fidan kurudu. çocuklara prefabrikte eğitim layık görüldü kendileri dev binalarda otururken

Yanıtla . 4Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 09:05


Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?