Basın özgürlüğü ve yerel basının önemi

Giriş

Kocaeli Gazetemizin 50. kuruluş yılını kutlamaktayız. Özellikle basın özgürlüğünün kısıtlandığı, gazetecilerin tutuklandığı ve alabildiğine sansür ve yasakların sürdürüldüğü, ulusal gazetelerin bile zorlandığı, günümüz koşullarında, yerel bir basın organı olarak Kocaeli gazetesinin 50 yıl boyunca çıkartılmaya devam etmesi, çok büyük emek, azim ve kararlılığın bir göstergesi, büyük bir başarı hikayesidir. Gazeteye maddi manevi emeği geçen herkesin kutlanması gerekir. Günümüzde, yasama, yürütme ve yargıdan sonra, basın, dördüncü kuvvet olarak kabul edilir. Bu çalışmayla, öncelikle yerel basının önemine ve işlevlerine dikkat çekmek istiyorum. Sonra da, zor şartlar altında görev yapan gazeteci arkadaşlarım için, basın özgürlüğünün hukuksal çerçevesini çizmeye çalışacağım.

YEREL BASININ TANIMLANMASI

Basın, belirli zamanlarda basılıp, her çeşit haber ve fikirleri topluma ulaştıran tüm yayın ürünleridir. Dar anlamıyla basın, sadece gazete ve dergileri kapsamaktadır. Genellikle günlük basın ürünlerine gazete, haftalık, on beş günlük ve aylık basın ürünlerine de dergi denilmektedir. Gazeteler, her çeşit haberi topluma ulaştıran, bunu yaparken de kamuoyu oluşturarak, toplumu aydınlatan ve kimi zaman yönlendiren, aydınlatan bir yayın organlarıdır.

Günümüz koşulları çerçevesinde gazeteler, çok geniş alanlara dağıtım yapabildikleri ve bu amaçla yayınlandıkları gibi, belirli bir yöre halkına ulaşmak ve o yörenin yerel konularıyla ilgilenmek gayesiyle de yayınlanmaktadırlar. Belirli bir yörede yayınlanan basın, yerel basın olarak adlandırılmakta ve yerel kamuoyuna yönelik hareket alanı içindeki iletişim araçları, topyekûn olarak yerel basın adı ile nitelendirilmektedir

**

Yerel basını, sınırları dar ve tanımlanmış, yalnızca bir şehir veya kasaba gibi bir yöreye bağlı olarak, yöre halkını haberdar edip, bilgilendirmeye, eğitmeye, eğlendirmeye ve yöre kamuoyunun serbest oluşumunu sağlamaya yönelik yayıncılık faaliyeti içinde bulunan, aynı zamanda yöre halkının iletişim kurumu özelliğini taşıyan araç ya da araçlar bütünü şeklinde, tanımlayabiliriz. Tarihsel süreç içinde basın, yerel bir nitelikte doğup, ulusal ve uluslararası boyut kazanırken, yeni boyutları ile ulusal ve uluslararası basın, küçülen Dünya’da yerel sorunların geneli daha fazla ilgilendirmesi, yerel gelişmelere olan ilginin artışı ile yerel haberciliğe yöneliş içine girmiş ve yerel basına bu anlamda dayanmak zorunda kalmıştır.

YEREL BASININ TARIHÇESI

Yerel basının tarihçesine baktığımızda, yerel basının ilk örneği, Tuna vilayetinde 1865'te Türkçe Bulgarca olarak yayınlanan, Tuna gazetesidir. Türkiye'de, günümüzde, Edirne'den Ardahan'a kadar,yüzlerce ilçede yayınlanan birçok yerel gazetenin ataları, Osmanlı döneminde, 1894'te bir nizamname ile vilayetler oluşturulurken, şehirlerin eyalet sisteminden vilayet sistemine geçişiyle kurulan matbaalar ve bu matbaalar eliyle yayınlanmaya başlayan vilayet gazeteleridir.

Matbaalar, devletin kırtasiye gereksinimleri karşılanırken, aynı zamanda resmi nitelikli vilayet gazeteleri de çıkarmaya başlamış, uygulama giderek yayılmış ve 1897'den itibaren İstanbul dışındaki Osmanlı vilayetlerinde 29 yerel gazetenin yayınlanmaya başladığı görülmüştür. Beyrut'tan Girit'e kadar genellikle bulundukları vilayetlerin adlarını taşıyan bu gazetelerin çoğu, Türkçe Arapça ya da Türkçe Rumca olarak yayınlanmıştır. Tirajları 500'ü aşmayan gazeteler, genellikle haftalık olarak çıkmış, başının İstanbul vilayetinin tekelinden çıkmasını sağlamıştır.

Kurtuluş Savaşı yıllarında, yerel basınla halk bütünleşmiş, yerel basının en etkili olduğu dönem yaşanmıştır. 1919 yılında, Cumhuriyetimizin kurucusu, Mustafa Kemal Atatürk’ün başlattığı Kurtuluş Savaşı'ndaki görüş ve düşüncelerini, Türk kamuoyuna yerel olarak yayımlanan Anadolu basını iletmiştir. Adana'da Konya'da Erzurum'da Kastamonu'da Amasya'da Bartın'da ve bilhassa 14 Eylül 1919'da Mustafa Kemal'in Emir ve direktifleri ile yayın hayatına giren İrade-i Milliye gazeteleri, bu kutsal görevi yerine getirmiş olan Anadolu basınıdır.

YEREL BASININ İŞLEV VE SORUMLULUKLARI

Çağdaş demokratik rejimlerde vatandaşların ülke gündeminde, devlet yaşantısında, toplumsal hayatta olan biteni öğrenme hakları vardır. Bu hak yerine getirilirken kullanılan en önemli araç şüphesiz basın olacaktır.

Basının kamusal görevlerinin temelinde haber verme, denetleme ve eleştiri, kamuoyunu açıklama ve oluşturma vardır. Basın, toplumda yaşanan olayı objektif bir şekilde duyurmalı, denetleme ve eleştiride bulunup kamuoyunu açıklamalıdır. Ulusal basın için sayılan tüm işlev ve sorumluluklar, yerel basını da kapsamaktadır.

Yerel basın, gazetecilik mesleğinin gerektirdiği ve kitle iletişimine yönelik faaliyetleri, bulunduğu yörede ifa etmeye çalışmakta, böylelikle yöresinin toplumsal iletişim kurumu ile önemli bir kitle iletişim aracı konumunda bulunmaktadır. Yerel basının da, kitle iletişimi sürecinde çeşitli olayların, sorunların, konuların, düşüncelerin, kanaatlerin, tutumların vb. yörede yaşayan halka iletilmesinde ve yöredeki toplumsal, siyasal, kültürel, ekonomik hayatın işleyişinde önemli bir rolü bulunmaktadır.

Temelde il ve ilçeler olmak üzere, bölgesel konuları ele alan yerel basın, bilgilendirme görevini öncelikli olarak yerine getiren kitle iletişim araçlarıdır. Yerel basın, aynı zamanda demokratik süreçlerin ilk basamağı olan yerel yönetimlerin denetlenmesinde öncü sorumluluğa sahiptir.

Yerel basın, demokrasiye mahallî düzeyde katkıda bulunmak, yerel sorunları araştırmak ve aktarmakla görevli kurumlar olarak nitelendirilebilir. Yöneten-yönetilen ilişkisi çerçevesinde, kamu hizmetlerinin sağlıklı ve doğru bir biçimde halka duyurulması, yerel basının işlevlerinden biridir. Ayrıca, denetim, yöneticilerin denetlenmesi, kamuoyu yaratılması, yerel basının üzerindeki sorumluluklar arasındadır.

**

Yerel basın, haber bakımından yayınlandığı yöredeki olaylara ağırlık veren, yerel sorunları objektif ve doğru bir şekilde dile getirerek, yöresinde kamuoyu açısından etkili olabilen, yörenin kalkınması ve gelişmesi için çaba sarf eden, kendi mahallindeki sosyal, ekonomik, kültürel ve siyasal gelişmeleri sağlıklı bir şekilde okurlarına aktarabilen yayın organlarıdır. Bu görevlerin yanı sıra yerel basın, yaygın basının fazlaca ilgilenemediği ya da üzerinde fazla durmadığı yerel haber, sorun ve yorumları aktarır. En basit biçimde yöredeki faaliyetler, sinema programları, nöbetçi eczaneler, bölgesel hava durumu, yöreye özgü çeşitli sosyal, siyasal ve doğal olayların zamanı, yeri, içeriği gibi konuları duyurarak, yöre halkına vazgeçilmez bir hizmet sunarak, yöre halkının günlük yaşamının düzenlenmesine katkı sağlar. Yerel basının işlevlerini üç ana başlıkta toplayabiliriz:

**

1.Yöneten yönetilen ilişkisi içinde kamu hizmetlerinin, sağlıklı ve doğru biçimde halka duyurulması yerel basının işlevlerinden biridir. Ayrıca yönetimin denetlenmesi, kamuoyu yaratılması, yerel basının üzerindeki sorumluluklar arasındadır.

2. Belediyelerde alınan karar, hüküm ve hizmetlerin duyurulmasıyla halkla ilişkilerinin sağlanması, yerel basının önemli işlevlerinden biridir.

3. Yaygın basının ödevlerinden biri olan eğitim işleri, yerel basının da görevlerindendir. Bu görevlerle yerel basın, toplumsal kimlik kazanır. Aynı şekilde, ulusal iradenin doğru ve amaca uygun yansımasında gerekli demokrasi kültürünün yerleştirilmesi de yerel basının en önemli işlevlerinden biridir.

Yerel basın, sınırları belirli bir yörede bulunan ve faaliyet gösteren, gazetecilik mesleğinin gerektirdiği görevleri ve işlevleri, bu yörede ifa eden ve bu doğrultuda sorumluluklar taşıyan kamusal kurumlardır. Yöre halkının gözü, kulağı, sesi olurken, aynı zamanda yerel kamuoyunun oluşmasına katkılarda bulunurlar. Yerel yönetimleri denetler, yaptığı haberler ve faaliyetlerle, gerek yöredeki insanlar ve gruplar arasında, gerekse yöre halkı ile yerel yönetimler arasında iletişim ve koordinasyonu sağlayarak, yöredeki sosyal hayatın düzenlenmesine yardımcı olurlar.

Yerel basın, özellikle yörede, halkın politik bilinçlenmesinde ve siyasal hayata katılımında, önemli roller üstlenerek, demokrasinin özümsenmesine ve sağlıklı bir şekilde işleyebilmesine elzem katkılarda bulunurlar. Aktarılan kamusal sorumluluklarıyla yerel basın, yerel yönetimler için vazgeçilmez bir teminat olup, yerel gazeteler de ülke demokrasisinin temel taşlarıdır.

YEREL BASININ KAMUOYU OLUŞTURMA GÖREVİ

Bir yandan basın faaliyetinin ve kitle iletişiminin özelliklerinden, diğer yandan ise özgürlükçü demokrasinin niteliğinden kaynaklanan ve basına atfedilen görevler, kamusal olarak nitelendirilmektedir. Basının, kamusal olarak addedilen görevleri içerisinde son derece önemli olanlardan bir tanesi de kamuoyunu oluşturma görevidir.

Kitle iletişim araçları, kamuoyu oluşturma görevi doğrultusunda ele aldıkları konular, olaylar ve gelişmeler itibariyle kendi gündemlerini oluştururlarken, bir diğer taraftan ise nitelikleri ve etkinlikleri ölçüsünde hitap ettikleri insanların oluşturduğu kamuoyunun gündemini de düzenleyebilmektedirler.

Yerel basın organı yerel gazeteler, kamuoyunu oluşturma görevini, nitelikleri ölçüsünde ve doğrultusunda bulunduğu yöre içerisindeki yerel kamuoyuna yönelik olarak gerçekleştirmeye çalışmaktadırlar. Zira, yerel basın; konumu, mahiyeti ve kapsamı itibariyle bir yöre içerisinde lokal düzeyde vazifede bulunurken, doğal olarak yerel kamuoyuna yönelik hareket alanı içerisinde faaliyet göstermekte ve dolayısıyla kendine hedef olarak da yerel kamuoyunu almaktadır.

Yerel basının, yerel kamuoyuna yönelik hareket alanı içerisinde ilk etapta ve ağırlıklı olarak yerel gündemi ele alması ve ortaya koyması gerekmektedir. Çünkü yerel gazetenin, bulunduğu yörenin bir kitle iletişim aracı olmasının yanı sıra o yörede yaşayan, o yörenin bir parçası olan ve yöredeki gelişmelerden çeşitli açılardan etkilenebilen yerel halkın da, öncelikle kendi sorunlarına, yöredeki sosyal, siyasal, ekonomik, kültürel, sanatsal, sportif vb. konulara ve gelişmelere duyarsız kalması düşünülemez.

Yerel basın, yerel alanlarda ve boyutlarda basın faaliyetinin, kitle iletişiminin ve demokrasinin ortaya koyduğu birtakım görevler ile işlevleri, sahip olduğu kendine özgü nitelikleri doğrultusunda yerine getirmeye çalışır. Yerel basın, yerel kamuoyunun oluşmak için, etkinliklerde bulunarak önemli katkılar sağlamaya çalışan ve böylelikle yöresinin toplumsal iletişim kurumu olarak gözü, kulağı ve sesi olan son derece önemli bir kitle iletişim aracıdır.

**

Demokrasi ile kamuoyu arasındaki kopmaz olarak nitelendirilen bağ dikkate alındığında, yerel kamuoyunun önemi ortaya çıkmakta ve bu itibarla yerel kamuoyunun, yöresi açısından âdeta bir can damarı niteliğine sahip olduğu görülmektedir. Bulunduğu yörede, yerel kamuoyuna yönelik hareket alanı içerisinde etkinlikte bulunan yerel basın; görevlerini ve işlevlerini, bunların kamusal niteliklerinin bilinci ve gazetecilik mesleğinin kendisine yüklediği sorumluluklar çerçevesinde tam ve doğru bir biçimde icra ettiği ölçüde yerel kamuoyunun sağlıklı bir şekilde vücuda gelebilmesine ve aynı zamanda, demokrasinin de yerelden genele doğru yayılmasına, özümsenmesine ve sağlıklı bir şekilde işleyebilmesine önemli katkılar sağlayabilmektedir.

Kamuoyunun oluşumuna katkı sürecinde dikkat edilmesi gereken niteliklerin doğrultusunda yerel basının, yöre halkına ve onların sorunlarına yeterince temsil hakkı tanıyan dengeli bir habercilik anlayışı içerisinde hareket etmesi gerekmektedir. Bu bağlamda yerel basının, yöre halkının sorunlarını dile getirebilmesi için fırsatlar yaratması gerektiğini ifade edilmektedir. Yaratılacak fırsatların sadece sorunları duyurmakla kalmayıp, aynı zamanda bu sorunlar için çözüm önerilerinin geliştirilip, tartışılması da sağlanmalıdır.

**

Böyle bir durum da, hedef kitlesine daha kolay ulaşabilen ve hedef kitlesi ile çok daha fazla etkileşim içinde bulunan yerel basın tarafından sağlanabilir. Zira bir kentin âdeta belleği konumunda bulunan, yöredeki gelişmeleri izleyen, eski öyküleri yeniden bulup çıkaran, yerel yöneticilerin icraatlarını ve siyasetçilerin de vaatlerini tutup tutmadıklarını takip eden yerel basındır. Yerel basın, öncelikle kendi yayın bölgesine ve yöresine ait birikimlere ağırlık vererek, burada haber iletimi konusunda pek çok kitle iletişim aracından farklı olarak daha fazla ayrıntıya inebilmekte ve insanları kendi çevreleriyle ilgili olarak, daha fazla bilgilendirebilmektedir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ

Basın özgürlüğü denince, demokrasinin bütün kurum ve mekanizmalarıyla uyumlu bir sistem içinde kişiyi ve kişisel hak ve özgürlükleri temel alan bir özgürlük kavramı anlaşılmaktadır. Basın özgürlüğü, temellerini İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nden almaktadır. Çoğulcu katılımcı demokratik rejimlerin dili ve gözü ve kulağı olan basının özgür olması, doğal ve en çok istenen bir olgudur. Basının en önemli fonksiyonlarından biri de, haber ve bilgileri, topluma doğru ve tarafsız bir biçimde sunmasıdır.

Basın, verdiği haberlerle ve yaptığı açıklamalarıyla bilgilendirme, denetleme, eleştiride bulunma, kamuoyunu açıklama ve oluşturma görevlerini taşımakta ve bu yönüyle toplum ile yönetim arasında bir köprü görevi görmektedir. Basının sayılan bu görevleri serbest bir şekilde yerine getirmesi ise basın özgürlüğünün içeriğini oluşturmaktadır.

Basın özgürlüğü, haber, fikir ve düşünceleri, çoğaltıcı araçlarla, serbestçe açıklayabilmek özgürlüğüdür. Bilgi ve düşünceleri serbest olarak toplayıp, yorum ve eleştiri yaparak çoğaltabilmek ve bunları serbest olarak yayımlayıp dağıtabilmek haklarını içerir. Bu özgürlük, bilgi edinme, yayma, eleştirme, yorumlama ve eser yaratma haklarını da içerir. Basın özgürlüğüne göre, herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu özgürlük, resmi makamların müdahaleleri olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar.

Basın özgürlüğü, son yüzyıllarda yaşanan teknolojik gelişmelerle, kişilerin düşüncelerini istedikleri zaman istedikleri yerde ve istedikleri şekilde dış dünyaya açıklama veya açıklamama özgürlüğünü oluşturan ifade özgürlüğünün kitlesel boyuta taşıyan bir araç olarak karşımıza çıkmaktadır. Temelini düşünce ve ifade özgürlüğünden alan basın özgürlüğü, bireysel olan bu özgürlükleri kitlesel bir boyuta taşırken üstlendiği görevler sebebiyle demokrasinin güvencesi olarak değerlendirilmekte ve gerek ulusal gerekse uluslararası alan da korunmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, basının özgürlüğünü temel bir insan hakkı olarak kabul etmekte ve bu özgürlüğü korumaktadır. Mevzuatımızda da basın kavramı, genel olarak belirli zamanlarda çıkan yazılı yayınları karşılamak üzere kullanılır. 5187 Sayılı Basın Kanunu’nu ve 1982 Anayasası’ndaki düzenlemeler de bu yöndedir. Basın özgürlüğü genel olarak haber, fikir ve düşünceleri serbest olarak toplama, yorumlama ve eleştirip çoğaltarak yayımlayabilme ve dağıtabilme serbestisini olarak, düşüncelerin ve olayların basılmış eserler yoluyla açıklanması serbestisidir. Bu nedenle basın özgürlüğü, sadece yazılı basına özgüdür.

Basın özgürlüğünün olmadığı yerde, demokrasiden uzaklaşılır ve keyfi yönetimler ortaya çıkar.

Gerek bireysel olarak, gerekse toplumsal olarak çok büyük bir öneme sahip olan basın özgürlüğü, temelini aldığı özgürlükleri de başka bir boyuta taşıyarak demokrasinin bir gereği, vazgeçilmez bir unsuru haline gelmiştir. Basın özgürlüğünün sahip olduğu bu kamusal işlevler sebebi ile basın özgürlüğü koruma altında bulunmaktadır.

Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 1999/10585 E. ,2000/1428 K. sayılı, 17.02.2000 tarihli kararında;

‘Basın özgürlüğü Anayasada ve Basın Yasasında güvence altına alınmıştır. Basına bu özgürlüğün tanınmasının nedeni, kamu yararı gereksinmesinden doğmuştur.

Kamu yararının bulunduğu yerde bu yarardan kişi de yansıma yoluyla yararlanacaktır. Basın bu görevini de, ancak bağımlı olmayan, özellikle siyasi iktidara karşı kendini yükümlü hissetmeyen, salt toplumun yararını düşünen tarafsız ve özgür bir yayınla yerine getirebilir. Basın yetkisini kötüye kullanmadığı kendi ahlak kurallarına bağlı kaldığı, kişilerin kişilik haklarına saygı gösterdiği ölçü ve kapsamda bu haklardan yararlanır.

Basın, uygun gördüğünü gördüğü biçimde yazmak ve açıklamakla, kendisine tanınan ayrıcalığın yarattığı sorumluluğunu yerine getirmiş olmaz. Onun görevi objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle hareket etmektir. O an için, o olay veya konu ile ilgili olan, görünen, bilinen her şeyi araştırmak, incelemek ve olmaları gereken biçimi ile yayınlamak zorundadır. Bundan kaçınamaz ve bu konuda zayıflık gösteremez. Araştırmak, bilgi

toplamak ve sonuçlarını kamuoyuna açıklamakla yükümlüdür. Aksi halde, kendisine tanınan ayrıcalığı hak etmemiş ve bu konudaki görevlerini yapmamış olur. Yani basın, olanı tam doğru ve tarafsız biçimde vermekle yükümlü olduğu kadar bunu vermekten de kaçınamaz.

Açıklandığı üzere, gerek görsel ve sözlü ve gerekse yazılı yayının, ( basın ) toplum yararına bir işlevi olduğunu, bundan dolayı da özgürce hareket etmesi gerektiği özgür basının aynı zamanda, kişileri de özgür kıldığı ortaya çıkmaktadır. Kişilik haklarına gelince, bu hakların kişinin doğuştan ve sonradan bu haklara sahip olduğu, bu hakların vazgeçilmez ve kısıtlanamaz haklar olduğu, Anayasa ve Yasalarla güvence altına alındığı bilinen bir olgudur’ şeklinde bir tanımlama ve yorum yapıldığı görülmekte ve basın özgürlüğünün kamu yararı ihtiyacından var olduğunu bu sebeple basının bu kamu yararını ancak özgür olması halinde yerine getirebileceğini belirtilmektedir. Basın özgürlüğü, barındırdığı haklar sebebiyle kamu yararına hizmet etmektedir.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ VE SANSÜR

Gazetecilerin gerçeği iletmek konusunda, karşı karşıya kaldıkları her türlü sınırlama ve baskı, demokrasilerde en temel hak olan haber iletme ve haber alma hakkını ve özgürlüğünün ihlal edilmesi demektir. Basın özgürlüğünün olmadığı yerde öteki özgürlüklerden sözlere edilemez. Basın üzerindeki baskıların, dünyanın her yerinde, zaman zaman artan, farklı biçimlerde ortaya çıktığı bilinmektedir.

Basın özgürlüğünün olumsuz yönde etkileyen uygulamanın başında, sansür gelmektedir. Özgün bir iletişimin tamamını veya da bir bölümünü bloke etmeye ya da manipülasyon uygulamalarına sansür denilmektedir. Türk basınında sansür Abdülhamit döneminde en doğru noktasına ulaşmıştır.

Türkiye'de basın özgürlüğü, Anayasal koruma altında olmasına rağmen, günümüzde yayın yasağı ve sansür ile sık sık karşılaşılmaktadır.  Uluslararası Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütünün hazırladığı 2024 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi'nde Türkiye, 180 ülke içerisinde 158'inci sırada yer almıştır. RSF’ye göre, Türkiye, basın özgürlüğünün çok vahim olduğu ülkeler kategorisinde yer almaya devam etmektedir.

SONUÇ

Türkiye’deki basın özgürlüğü ihlallerinin ötesinde yerel basına odaklandığımızda, yerel basının, toplumun nabız atışı, toplumsal eğilimlerin yansıma aracı, yargı, duygu ve düşüncelerini dile getirdiği yöresel ve demokratik bir araç olduğunu görmekteyiz. Bu işleviyle yerel basın, yöresel toplumla bütünleşen, onun önemli bir parçasını oluşturan, toplumdan soyutlanamayan bir nitelik taşır. Doğrudan yerel halkın içinde var olmakla yerel basın, insan haklarına saygılı, hoş görülü, akılcı, yöre halkını yönlendirici, eğitici ve nihayet onun savunucusu olmak zorundadır. Yerel basın, demokrasimizin vazgeçilmezi, güvencesidir…

Daha nice, nice 50. yıllara diyerek, Kocaeli gazetesi ailesini tekrardan kutluyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gönül Balkır - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Kocaeli Gazetesi editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Kocaeli Gazetesi değil haberi geçen ajanstır.



Anket KOCAELİSPOR PLAY-OFF'A KALACAK MI?