CAN’lı, iki ANI…

Türk futbolunun SİNYORU öldü…

Futbol dünyamızda; “Ordinaryüs”, “Taçsız Kral” gibi unutulmaz isimler de vardı.

Amma, SİNYOR BARTU onlardan çok farklıydı.

Dört gün önce hayata veda ettiğini öğrendiğimiz ve dün ebediyete uğurlanan Can Bartu gerçekten “efsane” biriydi.

Onu, futbolcu değil basketbolcu olarak Fenerbahçe-Galatasaray basketbol maçında tanımıştım.

Onu keşfeden Türk spor tarihinin canlı ansiklopedisi Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından Cem Atabeyoğlu, yücelten ise Muhtar Tuncer’di. Can’la ilk tanışıklığımız ve anım yine bir Fenerbahçe-Galatasaray derbisi öncesinde oldu.

Fenerbahçe derbi maçı için Pendik’te sahil kenarında kamp yapıyordu. Faruk Ilgaz’ın başkan olarak Fenerbahçe kampında futbolculara “moral” konuşması yapacağını duymuş, soluğu Pendik kampında almıştım. Kampta herkes Faruk Ilgaz’ın konuşmasını beklerken gruplar olarak etrafa dağılmıştı.

Bir yanda, Basri-Nedim, Naci, bir yanda Canavar Burhan, Feridun, kaleci Şükrü, diğer yanda Selim-Ercan…

Gruptakiler birbirlerine laf atıyor, espriler yapıyordu. Selim ve Ercan ayrılmaz ikili olmuştu.

Gruptan biraz daha uzakta devamlı fısıltı halinde konuşuyorlardı. Tam kısık sesle konuştukları sırada, Selim’in telefonla arandığı haberi geldi. Aslında kampta telefon konuşması yasaklanmıştı.

Selim başını sağa sola salladı “ben telefon görüşmesi yapamam, yasak” dedi. İtalya’dan gelip tekrar Fenerbahçe’de yer alan Can seslendi:

“Hadi oğlum yenge arıyor Ada’dan, koş telefon’a ben başkana söylemem!”

Selim evli değildi. Kız arkadaşı olduğunu bilen duyan olmamıştı. Herkes şaşkın Can’a bakıyordu.

Ne de olsa İtalya’da oynamış bir futbolcuydu. Takımdakilerden bir farkı vardı. Selim utangaç bir halde telefona giderken Can gülerek:

“Oğlum, Ada’yla Pendik’i telefonla yol yaptın. Şu işi bitirin de siz de otelde rahat edin” dedi.

Herkes şaşırmıştı, Selim’le aynı odayı paylaşan Ercan bir şeyler söylemeye çalışsa da bombayı Can patlattı: “Hadi bir artist yengeniz olacak!”

Cin gibi zeki CAN, Selim’in “kaçak” telefon konuşmalarını takip etmiş, tilki gibi saman altından su yürüten Selim’in Hülya Koçyiğit’le olan ilişkisini öğrenmiş, arkadaşlarına duyurmuştu.

Hiçbir basın mensubunun duymadığı haber CAN vasıtası ile ülkeye yayılmış oldu.

***

Basketbol ve futbolda milli formayı giyen efsane adam jübile ile spor hayatına veda edecekti.

Mithatpaşa’da yapılan  jübilede Halit Kıvanç’ın organize ettiği bir mizansenle Can; Galatsaray, Taçsız Kral Metin Oktay da Fenerbahçe formalarını giyerek 10-15 dakika oynadılar. Stat seyircilerin uğultuyu andıran sesleri ile inliyor, Can sahadan çıkıyordu.

O tarihlerde Foto-Spor kapanmış, Spor 21 isimli dergiyi yayınlıyoruz. Sahibi naçizane ben, yazı işleri müdürü de kadere bakın CAN’ın basketbolcu arkadaşı Fenerbahçeli Erdoğan Karabelen.

Can’ın jübile haberini dergide nasıl vermemiz gereğini tartışıyoruz. Ve karar verdik Can’ın gözyaşları ile sahadan çıkarken kocaman tam boy bir resminin üzerine “Fenerbahçe’nin CAN’ı çıktı!” yazdık.

Dün bu anıları yaşadığımız Sinyor’u, Türk sporunun “efsanesi” Can Bartu’yu hayranlarının, taraftarlarının, sevenlerinin elleri üzerinde omuzlarda Karacaahmet Mezarlığı’ndaki ebedi istirahatgahına uğurladık.

Sinyor; çok yetenekli, esprili, şık giyinen, Kadıköylü olmakla gurur duyan, ama zor bir insandı.

Efsaneler ölmez, insanlık yaşadıkça CAN BARTU’lar yaşayacaktır.

Mekanın cennet olsun CAN kardeşim…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdullah KARAGÖZ - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (262) 323 39 17
Reklam bilgi

Anket Sizce Kocaeli'nin en büyük sorunu nedir?