Türkiye’de işsizlik oranı yüzde 14.7 mi, yoksa yüzde 35.7 mi?

İşsizlik oranlarına oldum olası kafam hep takıktır.

Bir oran açıklarlar, sayı verirler, şu kadar arttı şu kadar eksildi derler, bir ay bunun gevezeliği ile geçer.

Dün sabah yine bir işsizlik rakamı açıklandı.

Ocak 2019 ayı işsizlik oranı, yüzde 14.7!

İşsiz sayısı, 4 milyon 668 bin olmuş.

Ben işsizlik oranının açıklananın çok üzerinde yüzde 35.7 olduğunu iddia ediyorum.

Bazılarınızın “Nasıl yani?” dediğini duyar gibi oluyorum.

Açıklayayım…

Bizimkiler, işsizlik oranını açıklarken hep “kurnazlık” yapıyor.

Düz mantıkla hareket ediyor.

İş arayıp da bulamayanların sayısı şu kadar, diyorlar.

Oysa tam bu noktada, ülkemizdeki işgücüne katılım oranını göz önünde tutmamız şart.

Kaç kişi çalışabilecek durumda da çalışmıyor?

Veya kaç kişi iş bulma umudu olmadığından, iş aramayı bırakmış?

Batı ülkelerinde işsizlik oranı hesap edilirken bütün bunlar gözönünde bulunduruluyor.

Türkiye’de gerçek işsizlik oranı neden yüzde 35.7?

Sevgili okurlarım, Türkiye’de erkeklerin işgücüne katılma oranı yüzde 71.1, kadınların işgücüne katılma oranı ise yüzde 33.6.

Ortalamasını alırsak, ülkemizde işgücüne katılma oranı yüzde 52.2.

Yani çalışabilecek nüfusun ortalama yarısı çalışıyor, yarısı çalışmıyor.

OECD ülkelerinde bu ortalama, yani işgücüne katılım ortalaması yüzde 73.2.

Bizde yüzde 52.2, OECD ülkelerinde yüzde 73.2…

Aramızda yüzde 21 fark var.

Bu ne demek?

Aslında bizim kafadan yüzde 21 işsizimiz var, bunun üzerine yüzde 14.7 işsiz daha ekliyoruz…

Bu hesapla bizim işsizlik oranımız, yüzde 35.7!

İtirazı olan varsa, otursun vicdanen ve mantıken tekrar hesap yapsın, benim bulduğum oranı bulur!

Bazı ülkelerde işgücüne katılım oranları

Türkiye’nin işgücüne katılım ortalaması yüzde 52.2 ya…

Diğer bazı ülkelerin işgücüne katılım ortalaması ise şöyle:

*İsviçre-Yüzde 86.6

*İzlanda-Yüzde 84.9

*Danimarka-Yüzde 83.2

*ABD-Yüzde 74.5

*Almanya-Yüzde 81.6

*Japonya-Yüzde 80.6

*İngiltere-Yüzde 76.7

*Fransa-Yüzde 69.3

Demek ki neymiş?

Çalışınca, zengin olunuyormuş.

Nüfusunun yarının çalışmadığı bir ülke, biz, nasıl zengin olacağız, nasıl sorunlarımızı çözeceğiz ki?

Yine ekonomide kısır döngü… Bu kaçıncı?

Türkiye, bilmem kaçıncı defadır aynı kısır döngü içinde.

Dönüyoruz dolaşıyoruz yine aynı kapana kısılıyoruz.

Aslında “üretim ekonomisi” yerine, “borç ekonomisi”ni tercih eden ülkelerin başka kaçar yolu yok.

Türkiye’nin, sistemini sürdürebilmesi için sürekli dövize ihtiyacı var mı?

Var…

Peki, rahat döviz bulabiliyor mu?

Bulamıyor…

Finans merkezlerinde sürekli “kendini beğendirme” defileleri yapıyor olmuyor.

Tefeci faizi veriyor, yine sonuç yok.

Nedeni belli.

Sen, demokrasi kurallarını tam uygulamıyorsun…

Sen, hukuk devleti değilsin…

Sen, basın özgürlüğünde gerilerdesin…

Sen, sandık sonuçlarına saygı göstermiyorsun…

O kadar yırtınıyoruz, ancak ve ancak “eski borçların anapara taksitlerini ve faizlerini” ödeyebilecek kadar döviz ya buluyoruz ya bulamıyoruz.

Sonuçta…

*Dışarıdan bol döviz gelmeyince, döviz fiyatı yükseliyor.

*Döviz fiyatı artınca, enflasyon fırlıyor.

*Enflasyon yükselince onu düşürmek için Türk Lirası faizleri yükseltiliyor.

*Şirketlerin borçları, durduğu yerde artıyor.

*Firmalar konkordato ve iflasa sürükleniyor.

*Yatırımlar azalıyor.

*Hane halkı gelirleri, sürekli artan fiyatların gerisinde kalıyor.

*İç talep daralıyor.

*İşsizlik artıyor.

*Ve sonunda “milli gelir” küçülüyor.

Yani “kısır döngü”!

Geriye dönüp bakın bakalım biz bu kısır döngüyü bugüne kadar kaç defa yaşadık?

Böyle bir sistem, yani “borç ekonomisi”, sürdürülebilir bir sistem olabilir mi?

Bunu, başımıza gelen bunca belaya rağmen hâlâ göremiyor muyuz?

Şeytanın en önemli 4 özelliği

Kuran’a göre, şeytan…

*Sinsi ve yalancıdır. (İbrahim Suresi 22)

*İnsanlara korku vermeye çalışır. (Al-i İmran 175)

*Müminlerin arasını bozmaya çalışır. (İsra 53)

*İnsanları sözde onlara iyilik yaptığına ikna etmeye çalışır. (Araf 20-21)

Kuran’da böyle yazıyor.

Sinsi ve yalancılık…

İnsanlara korku salma…

Müminlerin arasını bozma…

Bunlar, sanırım pek çok kişiye tanıdık gelen ifadeler.

Bakın çevrenize, şeytan kılığında pek çok insan görürsünüz.

Efe Tur’un yaptığına bakın!

Şikâyet, Levent İlter isimli okurumdan.

“Merhaba Tanzer Bey,

Yazımın konusu, çokça gazetenizde yer verdiğiniz Efe Tur.

14/04/2019 tarihinde saat 01:00 da İzmir'den bindiğim 130 numaralı 41 EF 225 plakalı otobüsle Değirmendere'ye yolculuk yaptım. Otobüs normal olarak Susurluk’ta mola verdi. Mola sonrası seyrine devam etti. Bursa Otogarda anlaşıldı ki otobüsün 2. kaptanı mola yerinde kalmış.

50 dakika Bursa’da bekledik. 2. kaptan geldiğinde 1. kaptan ile 2. kaptan otobüs seyir halinde iken (tartışma sırasında otobüsü 1. kaptan kullanıyordu)Gemlik ilçesine kadar sözlü olarak tartıştılar. Gemlik ilçesinde de 1. kaptan ve muavin otobüsten indi! Otobüs yoluna muavinsiz ve yedek kaptan olmadan devam etti!

Ben bir Kocaelili olarak bu firmanın artık kendisine ciddi bir şekilde çeki düzen vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Şikâyetimin ilgililere duyurulmasını istiyorum.

Teşekkürler.

Levent İlter”

***

Levent İlter’in şikâyeti aynen böyle!

Tarihi var, saati var, otobüsün plakası ve sefer sayısı var.

Olup biten, ayrıntılarıyla anlatılmış.

Bakalım ilgililer ve yetkililer bu konuda ne diyecek?

4 görüş

*”Kim sandıkta hile yapılıyor diyorsa, bilin ki kaybetmesine bahane arıyor demektir.” Bekir BOZDAĞ (AKP’li eski Başbakan Yardımcısı-5 Mart 2018)

*”Yetki ve güç, zayıf insanların kötü yanını ortaya çıkartır.”

*”Akıl odur ki, ede düşmanını kendine dost.” İzzet MOLLA

*”Cesur bir insan, tek başına çoğunluktur.” Vedat DALOKAY

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

SELİM - tren olmadığı sürece otobüs firmaları yolcuyu ezer...adapazarı tren seferleri halen niye artırılmıyor? otobüs firmaları yeterince zengin oldu..

Yanıtla . 0Beğen 16 Nisan 16:38

Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?