Köy Enstitüleri ve, eğitimin sefaleti…

Eğitimin başlıca iki işlevi vardır;

  • İnsanı meslek sahibi ve ÜRETKEN insan yapmak,
  • İnsanı TOPLUMSAL YAŞAMA hazırlamak.

İnsan, öğrenmek ve bilmek ihtiyacındadır.

BEYİN her insanda vardır.

Ya AKIL?

Akıl, kendiliğinden oluşmaz!

Eğitim, öğretimle aklın yolu açılır.

Ancak, bir de “Aklın özgürlüğü” kavramı vardır.

Özgür akıl, “SORGULAYAN İNSAN” ister!

Olaylara “ezbere” değil, “sorgulayarak” bakan insanın aklı özgürdür!

Belirli bir “mesleki eğitimi” ve “niteliği” olmayan; bir iş bularak çalışıp kendi ihtiyaçlarını kendi emeği ile karşılayamayan; bir “aile düzeni” kuramayan bir insan “ÖZGÜR İNSAN” sayılabilir mi?

Kendisine ekmek veren, iş bulan birinin KÖLESİ haline gelir!

İnsan beyni, küçük yaşta şekillenir.

Hani, araçlarda “motor açma” deyimi vardır. Her “sürücü” motor açmayı beceremez! Bu yüzden aracı sık sık arıza yapar, beklenen etkinliği gösteremez.

İnsan da öyledir.

İnsan, beyni ve aklı küçük yaşta ya sağlıklı bir şekilde açılır ya da köreltilir!

Eğitimde “DÜŞÜNME” yetisini yok ederseniz, insan aklını da köreltirsiniz!

Bu durumda, kendisine EZBERLETİLEN ne varsa o bilgiyi “doğru” sayan,  farklı bilgileri reddeden bir “CANLI ROBOT” sahibi olursunuz!

Ülkeyi “yönetmek” değil, “gütmek” tercihinde olan, kendisini “ÇOBAN” ve vatandaşı da “SÜRÜ” olarak görmek isteyen siyasetçiler işte böyle GÜDÜLEBİLECEK kuzucukların çoğalmasını isterler!

Böyle bir düzende “düşünmek” en büyük suç ve günahtır!

Osmanlı Devleti, emperyalist saldırılar altında önce topraklarını, sonra ekonomik gücünü ve sonunda da egemenliğini yitirdi.

Osmanlı’da eğitim-öğretim, “nitelikli insan yetiştirmek” hedefi üzerine kurulu değildi. Yalnızca Saray’a devlet adamı yetiştirme amaçlı, ENDERUN denilen bir okul vardı. Onun dışında, dini eğitim ağırlıklı Sıbyan Mektepleri ile başlayan, Ortaokul düzeyinde Rüştiye ve Lise düzeyinde İdadi adı verilen okullar vardı. Öte yandan, yabancıların kurdukları “misyoner okullar” vardı! Bu okullara üst düzey yönetici ve tüccar sınıfının çocukları giderdi!

Ya ANADOLU?

Yunus Emre’nin dili ile konuşur, şiirler, deyişler, türküler üretir ama “mesleki eğitim” bilmezlerdi. AHİ Teşkilatı en büyük eğitim-öğretim kurumuydu.

Anadolu insanı “Arapça-Farsça-Türkçe” karşımı, “Osmanlıca” denilen ağdalı dili bilmezdi! Okuma yazma oranı “yok” düzeyindeydi.

Önce Kurtuluş Savaşı’na sonra da CUMHURİYET’in kuruluşu ile “ÖZGÜR İNSAN” yetiştirmeyi hedefleyen Mustafa Kemal ATATÜRK ve O’nun değerlerini paylaşan yol arkadaşları, büyük bir eğitim seferberliği başlattılar.  Mustafa Kemal Atatürk, köklü ve ülkeyi ayağa kaldıracak bir “EĞİTİM SİSTEMİ” için kimi yol arkadaşlarına görevler verdi. İsmail Hakkı TONGUÇ, nüfusunun yüzde 80’inden fazlası köylerde yaşayan halkın eğitilmesi ve üretken hale gelmesi için, eğitimi köyden başlatan “KÖY ENSTİTÜLERİ” modelini ortaya koydu. Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali YÜCEL ile, dünyanın en etkin ve daha sonra bir çok ülkenin örnek aldığı bir eğitim sistemini hayata geçirdiler.

Köy çocukları, hem meslek öğrendi hem de üretti. Kendi okulunu kendisi yaptı. Kendi yetiştirdiği meyve, sebze, et, yumurta, süt ile beslendi. Dünya klasiklerini okudu, her biri en az bir müzik aleti çalmayı öğrendi. Öğrenmeyi, öğretmeyi, SORGULAMAYI öğrendi.

Köy Enstitüleri’nin ömrü kısa oldu. Siyasetteki “toprak egemeni” güçlerin oyunlarıyla yok edildi.

Özellikle 1950 sonrası ABD emperyalizmi eğitim sistemimize egemen oldu. Öğrenmeyi değil, “ezberleyip unutmayı” dayattı!  Günden güne, yıldan yıla eğitim-öğretim düzenimiz çöktü! Kendi çocuklarını özel yabancı okullarda, yurtdışında okutan kimi siyasetçiler, bu ülkenin çocukları için “ezberci eğitim” sistemini dayattılar. Öğrenim görürken bir şeyler ezberleyip sınav veren ama yaşam pratiğinde “hiç” olan insanlar çıktı ortaya! Liselerde de üniversitelerde de eğitim düzeyi çağdışı kaldı!

Sonuç?

Milyonlarca genç insan İŞSİZ!

Umutsuz, öfkeli!..

Aile kuramıyor, kurulan aileler de sürdürülemiyor!

Çünkü;

Üniversite mezunu çok, “NİTELİKLİ İNSAN” bulmak zor!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (262) 323 39 17
Reklam bilgi

Anket Sizce Kocaeli'nin en büyük sorunu nedir?