Reklamı Kapat

“Türkiye İttifakı” iyi güzel de

Önce tek başına yürüyordu çıktığı yolda.

Sonra baktı nefesi yetmiyor, MHP’yi destek aldı yanına.

“Cumhur İttifakı”nı kurdu.

Varsa yoksa “Cumhur İttifakı”…

Diğerleri “illet” ve “zillet”!

Ancak gördü ki, MHP’yi “koltuk değneği” olarak kullansa da motor çekmiyor.

Rüzgâr tersine döndü.

Büyükşehirler elden gitti.

Pabuç, pahalandı.

İnatlaşmanın anlamı yok.

Çıktı dedi ki, “Gelin Türkiye ittifakı yapalım!”

“Seçim tartışmalarını geride bırakarak, ekonomi ve güvenlik başta olmak üzere asıl gündemimize odaklanmamız şarttır. Dönem, kızgın demiri soğutma, musafahalaşma (hal-hatır sorma, Güleryüz gösterme), kucaklaşma, birlik ve beraberliğimizi yeniden perçinleme dönemidir.

Türkiye’nin bekası, vatandaşlarımızın birlik ve beraberliği her türlü politik hesabın üstündedir. Ülkemizin bekasını ilgilendiren konularda siyasi görüş ayrılıklarımızı bir tarafa koyup 82 milyonla Türkiye ittifakı olarak hareket etmeliyiz.”

Erdoğan, aynen bunları söyledi.

Söyledi de, bunlar Erdoğan’ın sadece “cumhurbaşkanı şapkasına” uyan sözler.

“AKP genel başkanı şapkasıyla” da bunları söyleyebilecek mi?

Sıkıntı burada!

Bu, aslında “cumhurbaşkanlığı yönetim sistemi”ningetirdiği bir sıkıntı!

Bir kişi hem parti genel başkanı, hem cumhurbaşkanı olursa, sonunda olup olacağı bu!

Cumhurbaşkanı; birlik ve beraberliği sağlar.

Birleştiricidir, bütünleştiricidir…

Partileri bir araya getirir, sorunları çözer…

Ülkemizin bekası söz konusu olduğunda, herkesi “tek yumruk” olmaya çağırır.

Bütün bunlar cumhurbaşkanının görevidir.

İyi de…

Erdoğan, AKP genel başkanı olarak, toplumu ayrıştırmışsa, kendisi gibi düşünmeyenleri dışlamışsa, diğer partileri “illet ve zillet ittifakı” olarak nitelendirmişse, bu “Türkiye İttifakı” nasıl kurulacak?

Sonra…

Daha önce yaşanan olaylar var.

Birlik ve beraberlik çağırısı yapıp, kısa bir süre sonra tam aksine takınılan tutumlar var.

Bu güvensizlik nasıl giderilecek?

Türkiye ittifakı, elbette şart!

Ama bunun temeli sağlam olmalı.

Cumhuriyetin kurucu değerlerine dönülmeli.

Gerçeklerimizle yüzleşmeli.

Atılan köprüler yeniden kurulmalı.

Kırılan kalpler tamir edilmeli.

“Höt höt dönemi” sona ermeli.

Bir şey daha…

Millet, yıllardır oynanan “orta oyunu”ndan artık bıktı.

Ülkemizi yöneten ve yönetme iddiasında bulunan liderler, kendilerine güveniyorlarsa “Türkiye ittifakı” için yola çıksınlar.

Bir gün bir sazı, diğer gün başka sazı çalacaklarsa, hiç “Türkiye ittifakı” şarkısı söylemeye kalkmasınlar.

Dediğim gibi, millet artık seyrettiği filmi tekrar tekrar izlemekten bıktı, usandı.

Kucaklaşma şart, ama bu kucaklaşma “lafta” kalmamalı, “tırışkadan” olmamalı.

Kucaklaşma, belirli bir temelde ve candan olmalı!

Bu seçimde ne oldu?

                            ******

Özetle…

*Erdoğan’ın “parlak imajı”, “yenilmez imajı” yerle bir oldu.

*Hem seçmen, hem de muhalefet artık Erdoğan’ın yenilebileceğini biliyor.

*Muhalefetin, bugüne kadar, doğru isim ve kadrolarla seçmenin karşısına çıkamadığı için yenildiği ortaya çıktı.

*Seçmen, Türkiye genelinde oyları ikiye bölerek hem iktidara hem de muhalefete “Çalışmaya devam edin, sizi izliyoruz. Bu ülkeyi iktidarıyla muhalefetiyle el ele yöneteceksiniz” mesajını verdi.

Suyun başını tutanlar

                                      ******

Bütün mesele, suyun başını tutmakta!

Suyun başında…

*Emperyalist ülkeler var.

*Çalışıp, üretip, tasarruf edip, kasasını hep dolu tutan ülkeler var.

Suyu, yani dövizi yollarlarsa, bizim değirmenin çarkları dönüyor.

Para gelirken, bizimkiler aslanlar gibi kükrüyor.

Para kesilince, “dış mihraklar” diye sinirlenseler de, suyun başını tutanlar karşısında “süt dökmüş kediye” dönüyorlar.

Yıllardır izlediğimiz manzara bu!

Suyun (paran) yoksa, suyun başını tutamazsın.

Tekrar söylüyorum, bütün mesele suyun başını tutabilmekte!

2 görüş

                            *******

*”Ruhu öldürmek, cismi öldürmekten daha büyük cinayettir.”Gerhart HAUPTMANN

*”Çoğunluğun sırf çoğunluk olduğu için daima mantıksız ve akıl dışı kararlar alacağını varsaymak doğru olmadığı gibi, çoğunluğun verdiği her kararın, niteliği ne olursa olsun, meşru olduğunu farz etmek de makul değildir.” Nagehan Gürbüz ERSOY

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

01

vatandaş 41 - ne yaparsanız yapın biz en çok islama ümmete kim hizmet ediyorsa onun yanındayız . 15 temmuzdan sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan olmasaydı Devleti meclis, hükümet , değil amerikayı yönetenler yönetirdi. ne akp ne chp ne mhp nede diğerleri olurdu sadece hdp olurdu. ne siz gazeticilik yapardınız nede bu millet böyle rahat ederdi.

Yanıtla . 0Beğen 21 Nisan 08:24

Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?