Gönül köprüsü

Her insanın bir gönlü vardır. Fakat sorun insanların kendi gönlü ile başkalarının gönlü arasında bir köprü kuramayışıdır. Bu köprü yeterince kurulamadığından kırgınlıklar, kinler, nefretler, düşmanlıklar, kavgalar, savaşlar ortalığı kasıp kavurmaktadır.

Biz insanlar aramızda bu köprüyü nasıl kurabiliriz? Eğer kurduysak nasıl sağlamlaştırabiliriz? Her insan bu konuda yeterince kafa yormalıdır. Yormalıdır ki aramızdaki hoş olmayan tatsızlıklar ve çekişmeler bitsin.

Gönül köprüsünü en güzel şekilde kurabilecek aracımız sözdür. Sözü yerinde ve zamanında söyleyebilirsek köprü kendiliğinden kuruluşa geçer. Yersiz ve kırıcı sözler ise kurulmuş olan gönül köprülerini de yıkar. Size karşı içinde bir soğukluk besleyen kişilere selam verip gönül alıcı sözler söylerseniz o kişinin kısa zamanda size karşı sıcacık bir dost oluverdiğini görürsünüz. Atalarımız “Yedi düşün bir konuş” derler. Ünlü bir halk şairimiz de “Ben sözü önce ağzımda pişirip sonra söylerim.” Der. Gerçekten iyi pişmemiş ham sözü herkes hazmedemez. Bunun için sözlerimizi pişirerek karşımızdakini kırmayacak şekilde söylemeliyiz. Her söylediğimiz güzel söz karşımızdaki ile gönül köprüsü kurmalıdır. Biz insanlar gönül yıkan değil, gönül yapan olmalıyız.

Konuşurken Peygamberimizin “İnsanların akıllarının anlayacağı şekilde konuşun” sözünü de unutmamalıyız. İnsanların akıl, kültür, bilgi, görgü seviyeleri farklıdır. Büyüklerin anlayabileceği sözleri küçükler anlayamayabilir, Çocuklara konuşuyorsak onların anlayacağı ve hoşlanacağı dille konuşmamız gerekir. Sonra örf ve adetler, gelenekler, görenekler toplumların konuşmalarında farklılık oluşturur. Konuşmalarımızda bu anlayış farklılıklarını da göz önünde bulundurmalıyız.

Gönül köprüsünü kurmada en önemli rolü oynayan bir durumda hediyeleşmektir. Hediyeleşmek gönülleri birbirine yaklaştırır. Bunun için Peygamberimiz “Hediyeleşin” buyurmuştur.

Zekâtın en önemli hikmetlerinden birisi de yardımlaşmanın yanında zenginle fakir arasında gönül köprüsü kurmayı sağlamasıdır. Verilen sadakalar da aynıdır.

Ziyaretleşmeler, telefonlaşmalar, tebrikler, davetler, acı ve tatlı günlerinde insanların yanlarında yer almalar hep gönül köprüsünü kurma araçlarıdır.

Üç aylara girdiğimiz şu günlerde, yaklaşan Ramazan ayında ve sonundaki bayramda gönül köprülerini kurmaya daha çok özen göstermeliyiz. Yardımlaşmalıyız, ziyaretleşmeliyiz, telefonlaşmalıyız, gönül kırmamalıyız ve gönül yapmalıyız. Böylece gönül köprülerimizi daha da sağlamlaştırmalıyız.

Sözlerimizde ve davranışlarımızda yıkıcı değil, yapıcı olmalıyız. Birbirimizi hoşgörü sarayında ağırlamalıyız.

Yapılan her iyi işe destek olmalıyız, yanlış ve noksan gördüklerimizi de kırmadan- dökmeden düzeltmeye çalışmalıyız.

Değil insanlar hayvanlar ve bitkilerle bile gönül köprüsü kurmalıyız. Onlarla gönül köprüsü kurmak onlara iyi davranmakla olur. İncitmemeliyiz, dikmeliyiz, kesmemeliyiz bakıp-korumalıyız.

Gönül köprüsünü kurmaya ve kurulan bu köprüyü sağlamlaştırmaya çok ihtiyacımız var.

Gönül köprülerini kurduk mu birlik-beraberlik, dayanışma, kardeşlik kendiliğinden oluşur.

Yazımı Yunus’un gönül konulu deyişleriyle bitiriyorum:

Gönül Çalabın tahtı Çalap gönüle baktı

İki cihan bedbahtı kim gönül yıkar ise.

***

Çalış, kazan, ye yedir, bir gönül ele getir

Yüz Kâbe’den yeğrektir bir gönül ziyareti.

***

Bir kez gönül yıktın ise bu kıldığın namaz değil

Yetmiş iki millet dahi elin yüzün yumaz değil.

***

Ak sakallı bir koca

Bilemez hali nice

Emek yemesin hacca

Bir gönül yıkar ise.

Gönül yıkan değil, gönül yapan olalım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?