Reklamı Kapat

Oya Gündüz Aksu ile şiir üzerine

“Şiir benim için hayatı anlamlandırmanın, anlamanın, kendimi tanıma ve ifade etmemin en iyi yolu. Şiir okuyan, yazan, kısaca şiire ve sanata ilgi duyan insanlar bilerek ve isteyerek kimseye zarar vermeyeceklerdir. Buradan yola çıkarak şiir ne kadar çok anılır, okunur, yazılır ve sevilirse daha yaşanası, daha barışçıl bir dünya ve toplum oluşmasına katkıda bulunur kanısındayım.”  Oya Gündüz Aksu şiirle ilgili düşüncelerini böyle açıklıyor.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Artvin-Ardanuç doğumluyum. Çocukluğum ve ilk gençliğim Ankara’da geçti. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ev Ekonomisi Yüksek Okulu’ndan 1987 yılında mezun oldum. 2015 yılında emekli olana dek birçok ilde öğretmenlik yaptım. Deprem öncesi beş yıllık Karamürsel konukluğumuzu da sayarsak, yaklaşık yirmi beş yıldır ailemle birlikte Kocaeli’de yaşıyorum.

Çocukluğumdan beri şiire ve edebiyata olan bağlılığım,  Aydili Sanat Topluluğu’nun ders ve etkinlik gibi çalışmaları ile farklı bir boyut ve hız kazandı diyebilirim. 2012 yılında ilk şiir kitabım “Kağıt Kokusu” Aydili Sanat Yayınları tarafından yayımlandı. Bunu, aynı yayınevinden olmak üzere 2014 yılında çocuk romanı “Kuş Ağacı ” ve 2015‘te ilk gençlik romanı “Aksak Sesler” izledi. İkinci şiir kitabım “Kuşlara Tutunsam Ölmem” 2015 yılının eylül ayında yayımlandı. Yazı ve şiirlerim yurt içi ve yurt dışında çeşitli dergilerde ve bazı kitaplarda da yer aldı. Bir süre Aydili Sanat Dergisi’nin yayın kurulunda bulundum. Son olarak üçüncü şiir kitabım “Kaçış Rampası” Aydili Sanat Yayınları’ndan Nisan 2019’da çıktı.

Oya Gündüz

Oya Hanım, beş kitabınız var üç şiir ve iki çocuk kitabı, size göre şiir daha mı ağır basıyor acaba, bundan sonra yazmaya nasıl devam edeceksiniz?

Kesinlikle söyleyebilirim ki evet, şiirin bendeki yeri çok ayrı. Hatta şiir benim için hayatı anlamlandırma ve bir tür var olma biçimi. Çocukluğumdan beri hiç vazgeçmediğim, hep sevdiğim ve hep seveceğim bir alan. Yazmaya ara verdiğim zamanlarda bile yanı başımdan ayırmadığım bir çıkış yolu, bir tür iyileşme, iyi hissetme aracı. Şiir ile kendimi ve hayatı anlamaya çalışıyorum. Sanırım bu nedenle, belki de şiire bir vefa borcu olarak “21. Yüzyıl Türkçe Şiir Antolojisi” hazırlamak gibi son derece zor bir işe giriştim.  2019 yılının sonunda, en geç 2020 yılında yayıma hazır olmasını hedefliyorum. Bunun dışında, biri başlangıç aşamasında iki roman çalışmam var. Roman uzun soluklu bir iş… Ha deyip de ortaya çıkarılabilecek bir çalışma değil. Korkarım yine şiir bunların önüne geçti ve ancak antoloji çalışmasının bitiminde roman çalışmalarıma dönebileceğim.

Diğer bir şiir kitabını yayımlamak için, son kitabınızdan sonra yazmaya başladığınız şiirlerinizin yenilenmesi gerekiyor yoksa şair kendisini tekrar etmiş olur. Siz bu yenilenmeyi kitaplarınız arasında hissettiniz mi?

Aslına bakarsanız zaman zaman şiir kitaplarımı karıştırıyorum ve bir sonraki ile önceki arasındaki farkı görmeye çalışıyorum. Elbette biçim ve içerik açısından ilk kitap ile sonuncusu arasında farklılıklar var. Bir de şair kendi dilini kurma çabasıyla,  kendine en çok yakışan dili bulmaya çalışıyor. İlk kitabımda çıraklık dönemi şiirlerim yer alıyordu, ikinci ve sonuncu için de kalfalık dönemi kitapları diyebilirim. Sanırım bu sorunun en doğru cevabını okur verecektir.

Şiirin insan üzerindeki yararı nelerdir?

Az önce de belirttiğim gibi şiir benim için hayatı anlamlandırmanın, anlamanın, kendimi tanıma ve ifade etmemin en iyi yolu. Sanırım şiir ile ilgilenenler de benzer şeyler söyleyeceklerdir. Hayatın trajedisine en kolay katlanma, karşı koyma yollarından biridir de diyebilirim. Şiirin insan ve insanlık için yararlarını çoğaltmak olası. Şiir okuyan, yazan, kısaca şiire ve sanata ilgi duyan insanlar bilerek ve isteyerek kimseye zarar vermeyeceklerdir. Buradan yola çıkarak şiir ne kadar çok anılır, okunur, yazılır ve sevilirse daha yaşanası, daha barışçıl bir dünya ve toplum oluşmasına katkıda bulunur kanısındayım. Gençlerin dillerinde ve ellerinde şiir gördüğümde insan ve insanlık için umutlanıyorum.

Teknoloji çağındayız ve yapay zeka insanlığı etkisi altına almış durumda. Bu bağlamda şiir sizce nereye gidiyor?

Evet, ister istemez çağın eğilimlerine uyum sağlamak zorundayız. Bilgisayar çağını yaşıyoruz ve artık şiire ve diğer edebi eserlere ulaşmak eskisinden çok daha kolay. Bir tıkla pek çok eser karşımıza çıkabiliyor. Şiir de çok yazılıyor, çok paylaşılıyor. Her yazılanın şiir olup olmadığı tartışılır elbette ama ben yine de bu yolla şiirin binlerce kişiye ulaştırılma olanağını olumlu buluyorum. Kitaba ulaşmak da kolaylaştı ancak, internetin olanakları çok daha hızlı ve ucuz. Gerçek şiir okuru, gerçek şiiri ayırt etmeyi de bilecektir elbette. Kimi paylaşımlarda bazı şiirlerin ya da yazıların altına rastgele yanlış isimler, üstelik tanınmış şairlerin, yazarların isimleri yazılıyor. Kimi paylaşımlar hatalı ve eksik yazılabiliyor. Bu da bu kolaylığın cilvesidir kanımca. Şaire ve şiire haksızlık olsa da…

Bir şiirin bütünselliğinden ne anlayabiliriz?

Bütünsellik estetiğin olmazsa olmazlarındandır. Biz herhangi bir nesneyi ya da eseri bütünselliği ile kolayca kavrayabiliriz. Nasıl ki bir cümlenin öznesi, yüklemi gibi öğeleri eksik olduğunda cümle anlamsız ve eksik kalıyorsa, şiir de böyledir. Şiirde bir sözcüğün eksikliği ya da fazlalığı şiiri basitleştirmeye yeter. Şiirin anlam bütünlüğü de sözcüklerinin ustaca seçilmiş olmasıyla ilgilidir. Fazla sözcük şiire ağır gelir, eksik sözcük anlamı eksiltir. Şiirde bildirmeden çok sezdirme esastır ancak anlamı bozan eksiklik şiiri bozabilir. Bu yüzden özenle seçilmiş, biçime ve içeriğe uygun sözcükler şiirin bütünselliğini de beraberinde getirecektir.

Kitabınızın adı neden “kaçış rampası”?

Yolculuklarım sırasında kaçış rampaları beni hep etkilemiştir. Kitapta da yer alan “ Kaçış Rampası” şiirinin esin kaynağı, Artvin’de yokuşu zorla tırmanmaya çalışan bir kamyon oldu.  Son kitap için de etkili bir isim olacağını düşündüm. Kitaplarım arasında “Kağıt Kokusu” ndan sonra en çok içime sinen isim oldu.

Etkilendiğiniz edebiyatçı var mı?

Sevmek anlamında ise bu soru, var. Hatta çok var. Sevdiğiniz edebiyatçılar- şairlerden de etkilenme olacaktır ister istemez. Şiirlerini çokça okuduğum, aklıma gelen ilk isimler; Cahit Külebi, Behçet Necatigil, Nazım Hikmet, Asaf Halet Çelebi, Özdemir İnce, Bedri Rahmi Eyüboğlu, Bekir Sıtkı Erdoğan ve daha birçok isim sayabilirim. Ev konulu şiirlerimde Behçet Necatigil etkisi görüyorum zaman zaman. 

Her insanın özünde şairlik ya da yazarlık var mıdır, içindeki şairliğin ya da yazarlığın kimler farkına varabilir?

Belki herkes şair ya da yazar olamaz ama çoğumuzun özellikle ilk gençlik ya da ergenlik döneminde yazma denemesi olmuştur. Herkes yazabilir, yazılanın edebi değer taşıyıp taşımamasıdır önemli olan. Yazılanların geleceğe kalıp kalmaması da zamana bağlıdır. İyi bir şair ya da yazar olabilmek önce yürekten istemek, gönül vermek ve çok çok emek vermekle mümkün olabilir diye düşünüyorum.

Şairin, şiiri yazdığı anda değerlendirme yapması oldukça zordur; ama bir süre şiirden uzaklaşıp sonra tekrar bakması, şiiri daha rahat değerlendirmesini ve hatalarını görmesini sağlar. Siz bu süreyi şiirlerinize sağlıyor musunuz?

Evet, bunu yapmadan “oldu” dediğim şiirlerimin sayısı çok azdır. Şiiri yazdıktan sonra bir süre demlenmeye bırakıyorum deyim yerindeyse. Daha sonra yeniden okuduğumda eksiklerini, fazlalıklarını daha rahat görebiliyorum.

Şiir ve felsefenin ilişkisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Şiir ile kendimizi, felsefe ile dünyayı anlamaya çalışıyoruz. Felsefe kavramlarla ilgilenir. Şiir, doğası gereği her söyleyişe, her sözcüğe açıktır. Şiire felsefe karıştırılabilir mi, bunu da yapmak olası elbette. Kimi şiirler ustaca kurulmuş dizeleriyle düşündürücüdür. Ancak felsefeye şiir karıştırılmaz kanısındayım. Belki de bu nedenle Platon şairleri “Devlet”ine almamıştır.

Estetik açıdan bütünsellik, sezdirme, özgünlük gibi kavramlar şiirlerinizde size göre nasıl ve nerede?

Şiir estetiği açısından baktığımızda bu öğeler şiiri şiir yapan öğelerdir. Ben de bunları olabildiğince dikkate alarak yazmaya çalışıyorum. Yoksa yazılanlar şiir değil, sadece şiir denemeleri olurdu.

Şiirin geleceği hakkında ne düşünüyorsunuz?

Şiirin geleceğinden umutluyum. Her geçen gün yeni şiir kitapları basılıyor. Bu bana göre umut vericidir. Çok yazılıyor, yazıldığı kadar okunup okunmadığı tartışılır belki ama şiir değeri taşıyan eserler zaten zamanın eleğinden geçerek geleceğe kalacaktır. Oya Hanım, bu güzel sohbetiniz için çok teşekkür ederim.  Ben teşekkür ederim Gül Hanım.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Gül Anasal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?