Reklamı Kapat

Ramazan ayı ve oruç

İşte yine bir Ramazan ayı kapımızı çaldı ve “Ben geldim, bir ay misafiriniz olup tekrar aranızdan çekip gideceğim” demektedir. Nitekim her yıl Ramazan günleri geçip gitmektedir de hiç farkında bile olmamaktayız. Tıpkı koca ömrümüzün gelip geçtiğinin farkında olmadığımız gibi. Ömür de Ramazan da gelip geçer ama mühim olan onları iyi değerlendirebilmektir. Boş ve kötü işlerle geçirilmiş koca bir ömür insanın iki dünya mutluluğunu yıkmaktan başka neye yarar? Gelişinden hiç haberdar değilmiş gibi geçirilen bir Ramazan ayı fırsatı kaçırmaktan başka ne işe yarar? Mühim olan bize emanet olarak verilen ömrü iyi işlerde harcayarak değerlendirmektir. Ömrümüz içinde geçirdiğimiz ramazanları ise ibadet, insanlara iyilik, günahlardan temizlenme ile en iyi şekilde geçirmektir.

Ramazan deyip de geçmeyelim. Biraz üzerinde duralım. Ramazan ayı mübarek bir aydır. Zira insanları kötü yoldan doğru yola, karanlıktan aydınlığa, vahşetten insanlığa sevk eden ve mutluluk yolunu gösteren Kur’an Kerim bu ayda Peygamberimize gelmeye başlamıştır.  Yapılan iyiliklere yüzlerce kat sevap verilen ve bin aydan daha üstün olan Kadir Gecesi de bu ay içinde bulunmaktadır. Bu ay hayır ayıdır, iyilik yapma ayıdır, ibadet yapma ayıdır. Bu ay yardım ayıdır. Bu ay bağış ayıdır, rahmet ayıdır. Bu ayda, oruç farz olmuştur. Bu ayı iyi değerlendirenin gideceği yer cennettir.

Peygamberimiz (sas) bu ay hakkında şöyle buyurmaktadır: “Ramazan geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır, şeytanlar da bağlanır.” (Müslim. Sıyam, 1,2)

Ramazan ayında günahlar bağışlanır. Peygamberimiz bu konuda; “Bir kimse mükâfatını Allah’tan bekleyerek Ramazan ayını oruçla geçirirse bütün günahları af edilir” (Riyâzü’s-Salihîn, II,463) demiştir.

Oruç, İslam dininin beş şartından biridir. Ramazan ayında tutulması farzdır. Oruç nefsi terbiye eden, kalbi ve düşünceyi bütün kötülüklerden koruyan, insanı melekleştiren bir ibadettir. İbadetlerin en zahmetlisi ve meşakkatlisidir. Bunun için Cenab-ı Allah; “Oruç benim için tutulan bir ibadettir, onun için kuluma tuttuğu orucunun mükâfatını bizzat ben takdim edeceğim” buyurmuştur. Oruç öyle bir ibadettir ki, insanı yeme, içme ve kötü isteklerinden uzaklaştırır. Böylece insanı sabır, azim, metanet ve irade sahibi yapar. İnsan oruçla İlahi mükafata kavuşur.

Yüce Allah, orucu diğer peygamberler zamanındaki insanlara farz kıldığı gibi bize de farz kılmıştır. Oruç tutan kimse kendini bütün fenalıklardan korur. Bu dünyada ve öbür dünyada büyük derecelere kavuşur. Peygamberimiz (sas) “Oruç tutunuz, sıhhatli olursunuz. Her şeyin zekâtı olduğu gibi vücudun da zekatı oruçtur” buyurmuşlardır. Diğer bir sözlerinde; “Bir kimse inanarak, sevabını Allah’tan isteyerek oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır” buyurmuşlardır. Cenab-ı Allah cennette oruç tutanlara hitaben “Yeyin için afiyet olsun,  zira siz benim için yemediniz içmediniz” buyuracaktır.

Oruçlu insan kendisini nasıl yemekten, içmekten ve cinsel arzulardan koruyorsa, dilini de yalandan, dedikodudan, iftiradan, laf getirip götürmekten ve başkalarının şeref ve haysiyetini ihlal etmekten korumalıdır. Oruç, insanın kötülüklerden uzak kalmasını, dilinin iyi şeyleri konuşmasını ister. Oruç, insanın fikrini geniş, kalbini açık kılar. Derdin esası mide dolgunluğu olduğundan oruç perhizi dertlerin davasıdır. Zira Peygamberimiz: “ Her hastalığın kökü mide dolgunluğudur” buyurmuşlardır.

Yüce Allah’ın Ramazan orucunu bize farz kılmasında bir çok hikmetler vardır. Yüce Allah bize bir şeyi boşu boşuna emrederek yaptırmaz. Öyleyse oruçla aç durmamızın bir takım faydaları vardır. Allah orucu farz kılmakla insanlardan bir fayda beklemez, ancak oruçtan hasıl olan menfaat insana aittir. Çünkü oruç, nefisleri terbiye eder, ahlakı güzelleştirir, kalpleri haset, kin, düşmanlık, buğuz ve intikam hislerinden, şehvani arzulardan uzaklaştıran ve insanı melekleştiren bir ibadettir. İnsanı bedenen, ruhen, ahlaken sağlıklı bir duruma getirir ve yapılan tövbelerle günahlardan temizler. Oruçtan maksat sadece yemeyi içmeyi terk, cinsel arzulardan uzaklaşmak değildir. İnsanın kendisini de her türlü kötülükten uzaklaştırması ve düzeltmesi gerekir. Oruçtan bu şekilde faydalanmamış kimseler için Peygamberimiz; “Nice oruç tutanlar vardır ki onlardan kendilerine kalan sadece açlıkları ve susuzluklarıdır” buyurmuşlardır.

Oruçlu aç ve susuz kaldıkça, aç olan fakirleri hatırlar, Allah’ın kendisine verdiği nimetlerden onlara verir. Böylece Allah’ın nimetlerine karşı şükran borcunu ödemiş olur. Cenab-ı Hak oruçluyu yemekten içmekten men ettiği için oruç tutan bir kimse insanların yanında değil yalnız kaldığı halde bile orucunu bozacak şeylerden kendini korur. Oruçlu esirger, bağışlar, ahdine vefa gönderir, emanete riayet eder. Böyle olunca da insanların arasında sevgi bağları sağlamlaşır. Düşmanlıklar, kinler, çekememezlikler azalır. Menfaatlerde birleşmek, zararları defetmek hususunda insanlar bir el gibi olur. Diğer insanların noksanlıklarına tahammül ederler. Bu şekilde birbirine kenetlenmiş bir bina gibi olurlar. Oruçlu kendisine kötülük yapana bile iyilikle karşılık verir. Zira Peygamberimiz: “Ben oruçluyum, ben oruçluyum desin ve ona karşılık vermesin” buyurmuştur.

Oruç insanı kötülük yapmaktan korur ve ahlakını güzelleştirir.

ORUÇ SIHHATTİR

Peygamberimiz “Oruç tutunuz, sıhhat bulunuz” buyurmuştur. Sokrat ise “İnsanlar vahşi hayvanlar gibi yer-içerler ve hastalanırlar; biz onları kuşlar gibi yemeye alıştırarak tedavi ederiz” demiştir. Günümüz modern tıbbı birçok hastalıklar için perhiz yapılmasını ister. Yalnız Ramazan’da oruç tutamayacak kadar hasta olanlar yolcu olanlar ve düşkünlerin oruç tutmamalarına sonradan tutmaları şartıyla izin verilmiştir.

FITIR SADAKASI

Ramazan içinde bayram namazından önce yerine getirmemiz gerekli bir dini görevimiz daha vardır. O da Sadaka-i Fıtırdır. Sadaka-i Fıtrı Ramazan içinde bayram namazından önce vermek vaciptir. Bu görevi üzerine zekat ibadeti farz olan Müslümanların mutlaka yerine getirmesi gereklidir. Bayram namazından önce zenginlik ölçüsüne kavuşan herkese fitre vermesi vaciptir. Fitre aynı zamanda buluğ çağına ermemiş çocuklar için de verilir. Sadaka-i fıtır zekat verebilen kimselere verilir. Yani fakirlere, yolda kalmışlara, öğrencilere, borçlarını ödeyemeyenlere verilir. Ne var ki zekat ve sadaka-i fıtır yakın akrabadan uzak akrabalara doğru verilmesi efdaldir. Eğer akrabalar arasında yoksul yoksa diğer fakirlere verilir. Yalnız kişi anne, baba, büyükanne, büyükbaba, çocuklar ve torunlarına zekat ve sadaka-i fıtır veremez.

Konu zekâttan açılmışken İslam dininin beş temel esasından birisi olan bu mühim ibadetten biraz söz etmek istiyorum. Zira zekât toplumu zengin-fakir kaynaştıran, seviştiren ve bütünleştiren mühim bir ibadettir. Umumiyetle zekât ibadetimizi daha çok sevaba girebilmemiz için Ramazan ayında yerine getiririz. Zekât, zenginin üzerinden kazanç sağladığı toplumunun fakirine karşı bir mali teşekkür borcudur. Zenginin malının kırkta biri dinen fakirin hakkıdır. İşte bunun adı zekât olup dinen mutlaka verilmesi gerekir. Bu ibadet zengin sayılan nisaba malik kişiye farz olup, fakire farz değildir. Zekât, mal, para, altın, ziynet eşyası ve ticaret mallarından verilir. Zekât vermekle zenginin malı noksanlaşmaz bilakis artar. Zira sevgili Peygamberimiz; “Zekât vererek mallarınızı koruyunuz, sadaka ile hastalıklardan korununuz, dua ile de belalardan korununuz” buyurmuştur. Cenab-ı Allah da Kur’an-ı Kerim’inde: “Eğer şükrederseniz ben size karşı nimetlerimi fazlalaştırırım” buyurmuştur.

KADİR GECESİ

Ramazan ayının 27. gecesi bir yıldan beri gelmesini sabırsızlıkla beklediğimiz Kadir Gecesi’ni idrak etmiş olacağız. “Yiğit bin yaşar fırsat bir düşer” demiş atalarımız. Mübarek Kadir Gecesi’ni ibadetle geçirmemiz, günahlarımızın affı için Yüce Allah’tan af dilememiz biz Müslümanlar için en büyük bir fırsattır. Bu fırsatı kaçırmayalım. Zira gelecek seneki mübarek Kadir Gecesi’ne kadar ömrümüzün yetip yetmeyeceğini hiçbirimiz bilemeyiz.

Bu geceyi iyi değerlendirenler için Peygamberimiz A.S. şu müjdeyi veriyor: “Kim iman ederek ve mükâfatını Allah’tan ümit ederek kadir gecesini ibadet ve tövbe istiğfarla geçirirse bütün günahları affedilir”. Mühim olan Kadir gecesini iyi değerlendirmekle affa uğradığımız günahlarımıza Ramazandan sonra tekrar dönmemizdir. Dinimizde tövbe tekrar günahlara dönmemek üzere Allah’a verilen kesin sözdür. “Ramazan gitti, iş bitti” şeklinde düşünülürse ve tekrar eski kötü alışkanlıklara dönülürse bu tövbe tutulmamış olur.

RAMAZAN BAYRAMI

Biraz mübarek Ramazan Bayramı’mızdan söz etmek istiyorum. Ramazan Bayramı bütün Müslümanları ilgilendiren iki büyük dini bayramımızdan birisidir.

Ramazan Bayramı, ramazan ayı içinde tuttuğumuz oruçların, yaptığımız ibadetlerin ve hayırların topunun birden sevincini duyduğumuz gündür. Sıkıntıları, dargınlıkları, kırgınlıkları unuttuğumuz ve sevgi deryasına daldığımız gündür bayram. Sabahın erken saatlerinde bayram namazını topluca kılmak için yollara düşeriz. Namazımızı kıldıktan sonra bayramlaşarak camilerden dağılır, evlere gelerek aile içi ve dışı tüm insanlarla bayramlaşır, hal ve hatırlarını sorarız. Uzakta olan akraba ve tanıdıklara da tebrik göndeririz. Telefonlaşırız.

Bilhassa çocukları bayramlarda ihmal etmemeliyiz. Onlara eğilerek ince ruhlarını anlamaya çalışmalı ve onları çeşitli hediyelerle sevindirmeliyiz. Bayramda hastalar, hapisler, garipler ziyaret edilmelidir. Özellikle küslerin barıştırılması için gayret göstermeliyiz. Yoksul olanlara ise bayramda daha çok yardım yaparak onları da sevindirmeliyiz. Ancak bu şekilde bayramı bayram olarak kutlamış oluruz.

Bayramlar küskünlük ve kırgınlıkların ortadan kaldırılarak yok olduğu günlerdir. Barış günleridir. Bayramlar barışa vesile olmalıdır. Özellikle Bugünkü İslâm dünyasının karmaşık ve huzursuz hali bayramlarda yok edilerek barışa dönüştürülmelidir.

Gelin ne olur bayramı barış ve huzur için bir fırsat bilelim.

Vacip olan sadaka-i fıtrı, bayram namazından önce vermeyi de unutmamız gerekir. 2019 yılı için Diyanet işleri Başkanlığınca Türkiye için tespit edilen Sadaka-i Fıtır miktarı 23 liradır. Sonradan oruçlarını kaza edemeyecek kadar hasta olanlar ve düşkünler tutamadıkları her oruç için fakirlere bir sadaka-i fıtır vermelidirler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fahri Kayadibi - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?