Reklamı Kapat

Gazete ve gazeteci olabilmek!..

Demokrasi kültürü gelişmiş, “Hukuk Devleti” kimliğinin tartışmasız yaşanabildiği, “bilinçli ve okumayı seven” bir ülkede gazetecilik hem kolaydır hem de çok zordur!

Çünkü, böyle bir ülkede gazeteler de gazeteciler de hem hukuk devleti değerlerini ve demokrasi kültürünü iliklerine kadar içselleştirmişlerdir.

Okuyucu sayısı çoktur ve okuyucu, para verip aldığı gazetenin kendisini kandırmasına izin vermez!

Böyle bir ülkede, “siyasi iktidara eleştiri yapıyor” diye gazeteler baskı ve tehdit altında tutulmaz, “filan yazarı atın o gazeteden” diye patrona talimat verilmez!

Gazetelerin, ilan ve satış gelirleri dışında da “YASAL” gelirleri vardır. Resmi ilanların yanı sıra, “özgür basının yaşaması” için kamusal destekler vardır.

Gazetelerin sahipleri, “GAZETECİLİK” dışında iş yapmazlar!

Bu nedenledir ki, ülke genelinde yayın ve dağıtım yapan gazeteler kadar “yerel gazetelerin” de önemi ve gücü büyüktür.

Ya bizim ülkemizde durum nedir?

Ülke genelinde gazetelerin patronları, büyük ölçüde farklı alanlarda ve özellikle “kamu ihaleleri” alabilen kişilerdir!

Siyasi iktidar yanlısı gazeteler, çoğu zaman “AYNI MANŞETLER” ile yayınlanırlar! Çünkü, “Genel Yayın Yönetmeni” adları farklı olsa da, hepsinin ortak bir “üst yönetmeni” vardır!

Bu gazetelerin “köşe yazarları” siyasi iktidara övgü ve destek verdikleri ölçüde ödüllendirilirler!

Hatta, “DANIŞMAN” olarak hayal edemeyecekleri gelir ve varsıllık düzeyine ulaşabilirler!

Bu yüzden bu ülkede “muhalif gazetecilik” çok zordur!

Satışınızı ve dağıtımınızı engelleyebilirler!

İlan ve reklam almanızı zorlaştırabilirler!

Hatta, akla hayale gelmeyecek “kumpaslar” kurabilirler!

Kolay kolay kimse de sormaz;

 “Gazetecinin ve gazetenin temel görevi nedir?” diye!

Gazeteci ve gazetelerin, bir kentte ve ülkede yaşayan vatandaşlar adına “yönetimleri izlemek ve yanlışlarını eleştirmek” gibi temel bir görev ve işlevi vardır.

Bu nedenledir ki, gazeteler ve gazeteciler, esas olarak “Muhalif” bir tutum içindedirler.

Bu, yapılan “doğru ve güzel işleri görmemek” anlamına da gelmez.

Gazete ve gazeteci, “toplum çıkarına” olan işleri de saygı ile karşılamalıdırlar. Yoksa, inandırıcılığını yitirir.

Bu kentte yayımlanan tüm yerel gazetecilere ve emek verenlere saygı ve sevgiyle bakıyorum.

Hiç birini eleştirmiyorum.

Özellikle “genç ve yetenekli” gazeteci kardeşlerimi tanıdıkça mutlu oluyorum.

KOCAELİ Gazetesi’ne gelince;

Bu kentin bir insanı olarak ilk yazımı 1967 yılında, henüz lise öğrencisiyken, “Türkyolu Bizimşehir” gazetesinde, rahmetli Cevat Çetin sayesinde yazdım.

Bu gazetenin kuruluş döneminde üniversiteden yeni mezundum ve rahmetli Dündar Çiğit’ten “Genel Yayın Yönetmeni” görevini üstlenme teklif ve onurunu aldım. Çok sevdiğim bir işim ve askerlik engelim nedeniyle olumlu yanıt veremedim.

1991 yılında ise, Tanzer Ünal’ın önerisi ile bu gazetede köşe yazarlığı yapmaya başladım. Bu gazetede kısa bir dönem “Genel Yayın Yönetmenliği” de yaptım.

Arada, başka gazetelerde de yazdığım oldu. Bu güne kadar bu gazetede “ÖZGÜR BİR YORUMCU” olmanın keyfini sürdüm.

Şimdi, kuruluşunun 44. Yıldönümünde yine bu gazetede köşe yazılarımla “toplumsal bir görev” yapmanın bilinç ve huzuru içindeyim.

Bu gazeteye emek veren, “kurumsal bir kimlik” kazandıran tüm arkadaşlarımı kutluyorum. Bu gazetede kuruluşundan bu yana emeği olan, şu anda aramızda olamayan tüm dostları saygı ile anıyorum.

KOCAELİ Gazetesi, Kocaeli’de yaşayan tüm insanların “ortak çıkarlarını” gözeten, “gazete ve gazeteci” olmanın sorumluluğunu, yönetimi ve yazarlarıyla “Özgür bir gazete” olmanın gurunu yaşıyor.

Nice yıllara…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?