Reklamı Kapat

Hayaller Süper Lig… Gerçekler TFF 3.Lig…

Saatlerimiz 17.30’u gösteriyor…

Cumhuriyet Parkı’ndan hareket ediyor kafilemiz… Kubilay Yağcıoğlu ve bendenizden oluşan kafilemiz, çevredeki insanların boyunlarındaki yeşil siyah atkılar, üzerlerindeki formalar, yüzlerindeki yeşil siyah boyalarla rüyalara dalıp, umutlanıyoruz…

Ama kafamızda bir soru işareti buz gibi duruyor… Maçtan önce bir meslektaşımızın da yazdığı gibi…

“Deplasmandaki 1-0’lık skor, her zaman tehlikelidir!..”

Ve tehlike, faciaya dönüşüyor…

***

Neyse dönelim yine maç öncesine… Medical Park tarafından Alikahya girişi tamamen tıkalı… D-100’de kilometrelerce araç kuyrukları var… Yoldan kafileye dahil ettiğimiz Halil Küçükparlak ağabeyle birlikte muhteşem üçlü olarak, Köseköy taraflarına vuruyoruz arabamızı… Adeta ‘safari’ yapar gibiyiz… Eeee, ne de olsa araç komutanınız haritacı Kubilay Yağcıoğlu… Adam çevreyi avucunun içi gibi biliyor… Saat 18.30’u bulmuş… Gıdım gıdım doğu yönünde stada yaklaşmaya çalışıyoruz… Orada da kilometrelerce araç kuyruğu var… Ama hiç olmazsa yolu yarılıyoruz… İzmit’in 10 kilometre ötedeki stadına, 2 saatte varabiliyoruz… Ama o da ne… Stat girişinde polisler yolu kesmiş… Ortalık deprem sonrasındaki kentin halini andırıyor… Polisler çaresiz… Sirenler çalınıyor… Vatandaşlar polisle, polisler yetkililerle, yetkililer esnafla, esnaf yine vatandaşlarla birbirine girmiş… Toz toprak içerisinde köfte ekmek satanları görünce midemiz bulanıyor… Oruç halleri de malum… Tam bir keşmekeş var... Basın tribünü kapısına gireceğiz. 2 saatlik hasretten sonra nihayet statta yerimizi alacağız, ama o da nesi, polis iki adımlık yere gidebilecekken, arabamızı almıyor, bekletiyor. Herkes birbirine girmiş… Bir fabrikanın, stadın 5 bin kişilik otoparkını alması sonrası yaşanan izdihamın ardından, hiç olmazsa bu maçta kapılarını açması beklenirken, umurunda bile değil… Vatandaşların hepsi, yetkililere saydırıyor… Polisler dışında ortada devlet yok… Çünkü tüm keşmekeşi çeken, belki de birçoğu oruçlu olan polis arkadaşlarımız… Ortalık toz duman… O arada anonslar yapılıyor, vali bey gelecek… Polis kardeşlerimiz daha da geriliyor… Kilometrelerce uzanan otomobil kuyruğu bir anda sağa sola savruluyor ve Cumhurbaşkanı geliyormuşçasına koridor açılıyor… Eskortlar falan, vali bey, stada geliyor… Yaya halk sağa sola dağılmış, adeta resmi geçit izliyor… İsyanın bini bir para… Bir şeyleri hala rayına oturtabilmiş değiliz… Belki vali bey bile rahatsız ortamdan… Ama, devletin kanunları ortada… Neyse vali beyden sonra zor zahmet bizi de alıyorlar, basın tribününe…

***

Maçın 3.dakikasında stada giriyoruz… Adapte olana kadar da bir 3 dakika geçiyor… Sonra izlemeye koyuluyoruz maçı… Bu arada da iftarlıklar dağıtılıyor… Çünkü topun patlamasına az bir süre kalmış durumda… Kocaelispor ilk yarı boyunca fena oynamıyor ama, Çorum’un da işi astığı falan yok… Adamlar ciddi ciddi geliyor… İlk maçı Çorum’da 1-0 kaybetmelerine rağmen, “Bu iş bitmedi” mesajı veriyorlar… Yine de gol pozisyonları bulan Kocaelispor’da, kimsenin yürüyecek mecali kalmamış… Maç değil ‘Lig bitse de gitsek’ havasındalar…

Yorulmuşlar…

Bıkmışlar…

Kolay değil elbet…

Kimse kızmasın futbolculara…

5 yıldır sürekli futbol oynamak ve yedek kalma korkusu bulunmamak…

Motivasyon dip yapmış…

Hangi birini ‘Aslanım, koçum’ diye oynatabilirsiniz ki!..

Taraftar bölünmüş…

Yönetim bölünmüş…

Sabrın sınırları zorlanan teknik heyet bile, çareyi basına saldırmakta bulmuş…

Bu ortamda ne bekleyebilirsiniz?..

Çorum, yürüye yürüye bir gol atıyor ve iftara sadece 2 dakika kala, 20 bin kişi gol yiyerek oruç açıyor…

Var mı bundan daha acısı?..

Sonra ikinci yarı sahada ruh gibi gezinen futbolcu grubu, şahlanan Çorum ve art arda gelen goller…

  1. dakikada stattan sinirle ayrılıyoruz…

Statta kalan ekibimiz tabii ki mecburen görevini sürdürüyor…

Sizlere en ayrıntılı haberleri verebilmek için…

***

Stattan çıkarken, sağdan soldan yaya olarak Alikahya’ya doğru yürüyen kalabalık ve birçok kadın, erkek, çocuk…

Umutsuz…

Yılgın…

Kızgın…

 Üzgün…

Bu duyguların karmaşıklığında, yine trafik keşmekeşinde, bin bir zahmetle kentin yolunu tutuyor…

Biz aracın içerisinde pencereyi açıyoruz ve konuşmaları dinleyerek gıdım gıdım yol almaya çabalıyoruz…

Keşmekeş daha maç bitmemesine rağmen başlamış bile…

Bu arada sağda solda yürüyen, üzerlerindeki forma, başlarındaki şapka, atkılarıyla taraftarlar şunları söylüyor…

“Allah bildiği gibi yapsın!..”

“Yazık be, sizin yüzünüzden günaha da girdik!..”

Annesinin arabasıyla maça gelmiş bir minik, yüzü yeşil siyah boyalı, annesi arabasını parktan çıkarmaya çalışıyor… O arka koltukta pencereyi açıp kapayıp, oyun oynuyor…

Küskün, üzgün, kırgın… Ama kızgın değil… Henüz öfkenin ne olduğunu bilemeyecek kadar küçük çünkü…

Araçlarımız yan yana geliyor…

Penceremizden “Üzüldün mü, sakın üzülme, gelecek sizin. Bu kulübün geleceği sizsiniz’ diyorum, anlamıyor ne demek istediğimi… Ama aracı kullanmaya çabalayan annesi gülümsüyor, beni anlıyor, tam bir hanımefendi kibarlığıyla beni başıyla onaylıyor… Ail bir kadın olduğu belli… O, gece vakti, keşmekeş içerisinde aracı kullanmaya çabalayan annenin çaresizliğini, çocuğun şaşkın ve üzgün yüzünü ömür boyu unutmayacağım…

Ve unutturmayacağım…

Ve yine, bunca insana, mübarek günde ‘gâvur’ eziyeti çektiren yetkililere de, başta polisler olmak üzere,  kimse hakkını helal etmiyor…

Tabii onlar için bu önemliyse…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?