Reklamı Kapat

Gazetemizin geride kalan 44 yılı… Benim meslekteki 33 yılımın öyküsü…

Gazetemizin 44 yılı geride kaldı…

45.yıla, yine güzel bir albümle ‘Merhaba!..’ dedik…

45 yılımızın, gazeteci olarak, yaklaşık 33 yılına tanıklık ettim…

Biraz bundan söz etmek istiyorum, izin verirseniz…

1986 yılında adım attım gazetemize. Öyküsü ilginçtir. O yılın yazında, benim de lokalinde görev yaptığım Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği’nin o zamanki başkanı Bedri Dölkeleş ağabey, Türkiye’nin ilk ‘futsal’ turnuvasını düzenledi. İzmit Atatürk Spor Salonu’nda oynanıyordu maçlar. Ben o zaman zıpkın gibiyim. Çukurbağ Mahallesi’nden takım topladık (Ünal Dilek de dahil), Şahin Muhasebe adına liglere katıldık… Bekir Yıldız’ın ağabeyi Kamil de, takımın başkanı Nami Şahin de bize yöneticilik yapıyordu… Tabii rakipleri birer ikişer eleyerek, eze eze finali koşuyorduk... Çeyrek finaldeki rakibimiz Kocaeli Gazetesi’ydi… Gül Mobilya’da çalışırken, maçtan bir gün sonra, pazar günü oynanan maçın bir günkü detaylarını ve özellikle de dakika dakika anlatımını, büyük bir zevkle okuduğum, yazılarının tiryakisi olduğum Metin Karan ağabeyimle ilk turnuvada tanıştık… Heyecanla yanına oturmuş ve meslekle ilgili sorular sormuştum… Rahmetli Kocaelispor eski kalecisi ve yine merhum babamın meslektaşı olan Metin Uzuner ağabey kaledeydi… İsmet Çiğit, Hikmet Kalemci, Metin Karan, sahada oynayan ve benim aklıma ilk gelen isimlerdi... O gün benim günümdü… Kornerden rahmetli Metin Uzuner ağabeyime bazuka gibi sol ayakla 2 gol attım… Gazetenin yaşlı kadrosunun gücü bize yetmedi elbette… Takır takır golleri sıraladık ve yarı finale yükseldik… Sonra elendik… Aradan iki ay gibi bir süre geçti… 1986 Eylül ayıydı… Kocaeli Gazetesi eleman arıyordu… Benim o yaşa kadar iki büyük aşkım gazetecilik ve futboldu… Oya Elmaser gelinimizin aracılığıyla, eski valilik karşısındaki Feridun Özbay Sokak’ta gazete binasına geldim… Saat 17.00 sularıydı… Üst kata çıktım... Bir tek İsmet Çiğit vardı… Herkes işten çıkmış, gazete basılmak üzereydi… Yüzüme bakmadan başvuru formumu inceledi… Sonra şaşkınlıkla doğruldu ve ‘Sen İsmail ağabeyin oğlu musun?’ dedi… Malum rahmetli babam hakem ve antrenördü o zaman… İçimden ‘Eyvah beni tanıdı’ dedim… Çünkü gazetenin takımını adeta tek başıma elemiştim… ‘Gazetecilik hayallerim başlamadan bitti’ dedim içimden… O zaman tek gazete yayınlanıyordu İzmit’te… kararını vermek için süreyi bile bile biraz uzattı… Sonra hayatımı değiştirecek açıklamayı yaptı...

‘Yarın gel işe başla kardeşim’…

20 yaşında ailevi şartlar gereği evlenmiş, 21 yaşında baba olmuştum ve henüz askerlik görevimi yapmamıştım… Açıköğretim yeni kurulmuştu ve ilk mezunlarından biri olmaya çabalıyordum… Memur çocuğuyduk… 12 Eylül 1980 darbesinin hemen sonrasıydı… İzmit Lisesi’nden yeni mezun olmuşum… Öyle üniversiteye gidecek, kursa katılıp, sınav kazanacak bir pozisyonumuz yoktu… Ardından gazetecilik serüvenim, gazetemle beraber sürdü… Özellikle Tanzer Ünal beyin döneminde çok önemli görevler üstlendim… Sayesinde bu mesleği iyi öğrendim… Genç yaşımda büyük sorumluluklar aldım… Zaman zaman üstesinden geldim. Zaman zaman da ezildim… Bir çok kez kendisinin güvenini sarstım… Cahillik dönemlerimdi çünkü… Şartlar gereği iyi piştim… Birçok talebe yetiştirdim… Sağlığımdan oldum… Ama her gün aynı zevkle bu işi yaptım, yapıyorum… Gücüm ettiği kadar elbette… Ben hayatımda hiçbir zaman ‘Bu işi çok iyi biliyorum, en iyi gazeteci benim’ demedim… Böyle bir saygısızlığı ne kendime, ne de gazeteme yapamazdım… Çok iyi bilsem, zaten artık bu mesleği sürdürmenin anlamı ve mantığı kalmazdı… Her gün kendimi yeniledim… Çok gazete okuyorum diye meslektaşlarım bile benimle dalga geçti… Ne garip değil mi?..

Gelelim çalıştığım birimlere… Bu gazeteye yazı işlerinde muhabir olarak başladım ve Ömer Polat’ın verdiği Canon fotoğraf makinesiyle, daha meslekteki ilk haftamda, tam iki manşet haberi yapan biriydim… İsmet Çiğit, gazetenin ortasında beni Ahmet Serimer ağabeye, Saim ağabeye, Cenap Elmas’a örnek gösterdi… Utandım… Ahmet ağabey bana hep sahip çıktı… Ve büyük ustam Metin Karan ağabeyimin yanına verdiler bir hafta sonra…  Böylece spor muhabirliği dönemim başladı… Vefatlar, gelişmeler, zorunlu değişiklikler sonrasında kendimi bir anda spor müdürü olarak buldum… Sonra Tanzer bey, beni yayın koordinatörü yaptı… Ardından yeniden spor servisi derken, bir süre bilgi işlem sorumluluğu, sayfa sekreterliği, yazı işleri sorumluluğu görevini üstlendim… Depremdeki ara vermem sonrasında yeniden gazeteme döndüm ve spor servisinde, muhabir olarak tekrar göreve başladım… Ondan önceki kısa sürede bile işsiz kalmadım… Davetiye sattım, dergi çıkardım, gazete çıkardım… Yani hep bu mesleği yaptım… 2000 yılından bu yana da spor servisindeyim… Emekliyim ama hala çalışıyorum… Çünkü bu meslekte emeklilik ancak mezarda olur… Çok üstünkörü geçtiğim şu 33 yıllık meslek yaşantımla ilgili bir kitap hazırlıyorum…

Elbet çok kızanlar da olacak, sevinenler de…

Merak etmeyin…

Beni bugünlere getiren ustalarım ve gazetemizin başyazarı Tanzer Ünal beye teşekkür ederim…

Belki bu yazıyı ilave için yazmalıydım ama, kısmet bugüneymiş…

Dediğim gibi, o güzel ilavenin olduğu gün, Kocaelispor maçının olması nedeniyle yazı bir gün rötarlı çıktı…

44 yılının 33’üne bizzat tanık olduğum gazetemle gurur duyuyorum…

  1. yılına adım atan gazetemin, bizden sonra da nice 45 yıllara yürümesi dileğiyle, ömür boyu başarılar diliyorum…

***

Dipnot: Şunu da eklemeliyim, bunca tecrübeye rağmen, bu çatı dışında gazetecilik mesleği yapan genç kardeşlerimin ‘Gazetecilikte bir kural vardır ağabey’ diyerek başladıkları sözler, bana bu işin inceliklerini anlatmaya yeltenmeleri, beni çok güldürüyor, he de gerçekten çok mutlu ediyor ve inanın gençleşiyorum… O 1986’daki Çukurbağlı, 65 kiloluk sıska muhabir Hakan oluyorum… Ne mutlu bana!..

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hakan Yağcıoğlu - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?