Reklamı Kapat

Bir asır sonra 19 Mayıs'ı düşünmek...

Mustafa Kemal Paşa ve silah arkadaşlarının, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmaları ve Anadolu halkı ile birlikte “Ulusal Kurtuluş Savaşı’nı” başlatmalarının üzerinden 100 yıl geçmiş.

Mustafa Kemal, Ulusal Kurtuluş Savaşı, Cumhuriyet’in kurulması ve Hilafet makamının kaldırılması üzerine, ne yazık ki çok farklı yorumlar var!

Birileri, “YALANLAR” ve “İFTİRALAR” üzerine kurulu “KİRLİ BİR SİYASET” penceresinden bakıyorlar!

Osmanlı’yı yıkanın Mustafa Kemal olduğunu sanıyor ya da bile bile yalan söylüyorlar! Bu yalanlarla da, özellikle son 50 yıldır çocuk ve genç beyinlerini kirletiyorlar!

Osmanlı’yı yıkan;

  • Bilim ve teknolojide geri kalmasıydı,
  • Çağın koşullarına uygun “Üretim Ekonomisi”ni gerçekleştirememesi, bu nedenle de “sürekli dış borç” yükü altında ezilmesiydi,
  • Devlet düzenindeki bozulma, yozlaşmaydı,
  • “Din adamı” kılıklı “asalak bir takımın” toplumu uyutup uyuşturmasıydı.
  • Padişah ve Halife Sarayda lüks ve safahat içinde yaşıyor, “saray içi entrikalar” yönetim gücünü sakatlıyor, halk ise yoksulluğu yaşıyordu.
  • Zayıflayan, zaafa düşen her devlet gibi Osmanlı da önce topraklarını sonra maddi gücünü yitirdi ve “sömürgeci Batı devletlerinin” oyunlarına yenik düştü.
  • “Sözde Müslüman” Araplar ise Halifelerinin yanında olması gerekirken, sömürgeci devletlerin yanında yer aldılar! Yani, Halifeliğin ve Hilafetin hiçbir hükmü kalmamıştı!

SEVR Antlaşması ile topraklarımız İngiltere, Fransa ve İtalya arasında paylaşılırken, İzmit ve İzmir başta olmak üzere, yurdumuzun birçok yeri Yunan ordularının işgal ve zulmüne uğramıştır.

Padişah ve Halife, bu sonu tevekkülle karşılayarak, yine sarayında yaşama rahatlığını gösterirken, Mustafa Kemal ve arkadaşları 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmışlar, Anadolu’daki “Halk Kongreleri” sonucu, bağımsızlık mücadelesi vermeye karar vererek “ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI” nı başlatmışlar ve başarmışlardır.

Mustafa Kemal ve yol arkadaşları bu mücadeleyi veren onurlu bir halkın artık bir sülalenin “kulları” olarak değil, “Demokratik bir düzeni” hedefleyen, CUMHURİYET yönetimini kurmuşlardır.

Elbette, 622 yıl “Padişah’ın kulları” olarak yaşayan, toprakta ırgat, savaşta asker olan bir toplumu kısa bir sürede, “tüm kural ve kurumlarıyla demokratik bir düzene” ulaştırmak kolay olmayacaktır.

Üstelik, Cumhuriyet’in ilk yıllarından itibaren, özellikle İngiltere’nin kışkırtmaları ve silah desteği ile bir dizi bölgesel isyanlar yaşanırken, öncelik “Devlet Otoritesinin tesisi” olmuştur.

Düşünün; Cumhuriyet 1923’te kurulmuş, iki yıl sonra Rize-Güneysu’da “POTEMYA Devleti” kurmanın cüretini gösterenler olmuş!

“KİM BUNLAR?”

Merak eden, araştıran, sorgulayan var mı?

Öte yandan;

Osmanlı döneminde, “dini kullanarak”  keyif içinde, hiçbir şey üretmeden “asalak” bir yaşam süren kimileri, Cumhuriyet düzeninin “Halifelik Makamının” kaldırılarak,  tüm inançların özgürce yaşanabileceği ve devletin “tüm inanç grupları için güvence” verdiği “Laik Devlet” anlayışına yönelmesini içlerine sindirememiş, özellikle 1950 sonrasında “LAİK DEVLET YIKILACAK” hedefi ile her türlü siyasi oyunun içinde yer almışlardır.

Bunların tipik bir örneği, “Fesli Kadir” diye bilinen ve yakın zamanda yaşamını yitiren kişidir!

Bu kişi, “Laik Devlet, demokrasi, Cumhuriyet ve ATATÜRK düşmanlığı” ile yaşamını sürdürmüş, her fırsatta bu değerlere saldırmıştır.

O’nun günahlarını Allah’ın takdirine bırakalım.

Ancak; bu ülkede Cumhuriyet sayesinde devletin en üst makamlarına gelen kimi siyasetçilerin bu ve benzeri kişilere olan “büyük saygı ve muhabbetlerini” nasıl hoş görebiliriz?

Ulusal Bayramlarımızı “şekilsel kutlamalar” ile sınırlayarak “Ulusal bilinç ve coşkuyu” yok etmeye yönelik uygulamaları nasıl affedebiliriz?

Mustafa Kemal ATATÜRK’e yönelik iğrenç iftira ve yalanlarıyla daha okul öncesinden başlayarak çocuklarımızın ve gençlerimizin beyinlerini kirletenleri nasıl görmezden gelebiliriz?

Cumhuriyetimizin “Demokratik, Laik, Sosyal Hukuk Devleti” değerlerine sahip çıkmalıyız.

Yok edilmeye çalışılan “ULUSAL BİRLİĞİMİZİ” güçlendirmeliyiz.

Ulusal bağımsızlık mücadelemizin ilk adımı olan 19 Mayıs 1919’un yüzüncü yıldönümünde, bu mücadelenin önderi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü ve onunla birlikte bu mücadeleye katılan atalarımızı  saygı ve minnetle anıyorum…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mustafa Küpçü - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?