Ortanın solu

Türkiye’de toplumsal değişimin mihenk taşlarından biri, 1960’lı yıllarda başlayan sanayi atılımıyla beraber köyden kente göçün hız kazanması olmuştur.

Bu süreç şehirde yaşayan ancak kasaba zihniyeti taşıyan bir toplumsal davranış biçimine dönüşerek toplumun genel yapısına sirayet etmiştir.

Mesela müzikte “arabesk” olarak adlandırılan türün doğmasının altında bu süreç yatmaktadır.

Tabiidir ki bu değişim o günlerde siyasette de yer edinmiştir. Adalet Partisi ve Demokrat Partinin büyük oranda oy aldığı bu yeni toplumsal yapıdan o günlerin CHP’si de “ortanın solu” argümanını ortaya koyarak oy almaya çalışmış, böylece diğer partilerin kendisine çizdiği imajı da bertaraf etmek istemiştir.

Nitekim kavram Ecevit’in 1966 yılında yayınladığı “Ortanın Solu” kitabı ile netlik kazanmıştır. Ecevit kitabında ortanın solunu, “anayasal zemin üzerinde yükselen ve aşırı sağ/sol siyasal akımlara karşı kitlesel desteğe ve genel oya yaslanan bir atılım vasıtasıyla, sosyo-ekonomik düzeni demokratik rejimin sınırları içerisinde dönüştürme rolü oynayabilecek bir yaklaşım” olarak tanımlamıştır.

Sosyal devlet anlayışını tabana yayma ve CHP ‘ye hınç bileyen o günün kadrolarına karşı demokrasi mücadelesi vermek adına ortaya konulan, temelinde ekonomi yatan bu sistemin istenilen ölçüde halka inebildiği hususu ise tartışılan bir durumdur.

60’lı yıllarda siyasette ve toplumsal yapıda meydana gelen bu değişimlerin günümüz Türkiye’siyle bir paralellik arz ettiği kanaatini taşımaktayım.

Bu minvalde günümüzde iktidarın CHP’ye karşı yürüttüğü yoğun propaganda ile oluşturulmaya çalışılan algı ve CHP’nin de kendini savunma gayreti, 60 yıllardan günümüze devam eden ve uzun zamandır çok da kesintiye uğramayan bir durumdur.

CHP geçmişte “ortanın solu” gibi temelinde halka inme yatan düşünce modelinden farklı olarak günümüzde toplumsal değişimin tamamlanmasına binaen halka yakın siyasetçi profillerini vitrine çıkarmaktadır.

Uzun zamandır “CHP”’nin halka karşı üstten bakışı vardır” şeklinde oluşan algıya ve zaman zaman parti olarak de bu algıyı destekleyen tavırlar sergilenmesine mukabil son zamanlarda yapılan seçimlerde gösterdikleri aday profilleri bu düşünceyi yıkma gayretinin bir yansıması olarak görünmektedir.

Nitekim uygulanan bu doğru strateji ile son seçimlerde alınan oy oranı CHP’nin uzun zamandır elde ettiği en yüksek başarıdır.

Türkiye’nin sosyal yapısı muhafazakardır ve gelenekçidir. Dolayısıyla halk kendi içerisinden aynı dili konuştukları kişileri siyaseten tercih etme eğilimindedir ve bu kişiler de uzun soluklu olarak yollarına devam etmişlerdir.

Bu doğrultuda CHP 1960’lardan beridir ilk kez yeni bir strateji ile “merkez aday” diyebileceğimiz, herkesi kucaklayabilen bir profille halkın karşısındadır. Halkımız da kendisine yakın bulduğu bu adayı desteklemiş, yeni bir alternatif olarak siyaset sahnesinde yer almasına vesile olmuştur.

Görünen o ki halkımız kendisinin uzun soluklu olarak yoluna devam etmesine de vesile olmak istiyor...

Saygılarımla…  

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nihal Özgirgin - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?