Reklamı Kapat

Belediyelerde “makam arabası” saltanatı

Artık anlatıla anlatıla “efsane” oldu.

Belediye başkanlarının kullandığı lüks otomobiller…

Mercedes’ler, AUDİ’ler…

Her daire başkanının, her müdürün altındaki araçlar…

Hemen hemen tamamı kiralık olduğundan “siyah plakalı” da değil, istedikleri gibi kullanıyorlar.

Kendi özel işlerine kullanıyorlar, hatta makam arabalarıyla çocuklarına okul servisi yaptıranlar bile var.

Belediyelerde burum böyle de diğer devlet dairelerinde durum farklı mı?

Türkiye’de tam bir “makam arabası” saltanatı sürdürülüyor.

Bu konuda sanırım, dünya şampiyonuyuz.

Araba devletten, akaryakıt devletten, şoför devletten, ohh gel keyfim gel!

Mercedes, Alman otomobili…

Sizinle iddiaya girerim, Almanya’daki Mercedes marka makam otomobili sayısı, Türkiye’dekinden azdır.

Hem de çok çok az!

Biz böyle bir milletiz.

Fakiriz…

Aldığımız dış borçlarla yaşarız…

Ama fiyakayı elden bırakmayız.

Devletin parasını çarçur etmeyi, kendimize hak görürüz.

“Devletin malı deniz, yemeyen domuz” diyen bir özdeyiş bile var dilimizde.

Yeni belediye başkanlarına sesleniş

Bu konu beni hep rahatsız etmiştir.

Ne demek “makam arabası”?

Makamı vermişsin, arabasını da vereceksin…

Haydi ulaşımı kolay olsun diye arabasını da verdin, neden Mercedes veya AUDİ?

Neden sıradan bir marka değil?

Bir belediye başkanı, bir başka üst makam sahibi, Mercedes’e binmezse “bir şeyi” mi eksiliyor?

Makam sahibine, bindiği arabaya göre mi “önem” veriliyor?

Artık bu “şark zihniyetini” bırakmanın zamanı geldi.

“Hava atmak için makam sahibi olmak” anlayışını bırakalım.

Gelişmiş Avrupa ülkelerindeki uygulamaları görüyorsunuz.

Toplu ulaşımla, bisikletle makamına gelip giden belediye başkanları, hatta bakanlar var.

Hiç yüksünmüyorlar, gururla yapıyorlar.

Onların normal yaşamları böyle!

Artık bizim de “fazla-aykırı-fantezi” davranışlardan kurtulma zamanımız geldi.

Yeni seçilmiş belediye başkanlarından rica ediyorum.

Toplum adına rica ediyorum…

Lütfen şu “makam arabası” saltanatına son versinler.

İzmit Belediye Başkanı Fatma Kaplan Hürriyet yaptı, “Makam arabamı kullanmıyorum” dedi.

Diğer belediye başkanlarından da aynı davranışı bekliyoruz.

Tabii belediyelerindeki makam arabalarına da sınırlama getirmeleri şart.

Bir de…

Hangi belediyede kaç makam arabası var, bunu bilmek istiyoruz.

Bunlara ayda, yılda ne kadar kira ödeniyor?

Belediyeler vatandaşın parasını harcadığına göre…

Yani patron, vatandaş olduğuna göre…

Vatandaş, parasının nerelere nasıl harcandığını bilmek istiyor.

“Ne kadar borcunuz var?” diye sorduk, iki belediye hariç henüz cevap gelmedi.

Hiç olmazsa, belediyenizdeki makam aracı sayısını açıklayın!

Şeffaflık, rahatlık demektir.

Belediye başkanları “şeffaf olmamakta” direnirlerse, görevlerini rahat sürdüremezler.

Arılar varsa, yarınlar var

Gazeteleri; ilanlarına, reklamlarına kadar okurum.

Her ilan, her reklam aslında bir haberdir, bir mesajdır.

Önceki günkü gazetelerde ilk bakışta o reklam dikkatimi çekti:

ARILAR VARSA YARINLAR VAR!

TEMA ve BALPARMAK birlikte vermişler reklamı.

Sunuluşu, sözleri mükemmel!

“Yaşamın sürdürülebilirliği için arıların var olması gerekir. Onlar küçücük olmalarına rağmen gezegenimiz için büyük roller üstlenirler. Faydalarının sadece baldan ibaret olduğunu sandığımızda yanılırız. Bilmeliyiz ki, gıdalarımızın en az üçte biri, arıların bitkisel tozlaşmaya katkısı sayesinde elde edilir. Çiçekli bitkilerin ve ağaçların yüzde 80’i arıların taşıdığı polenler sayesinde çoğalır.

Ekosistemin çeşitliliği ve hayatın devamlılığı arıların varlığına bağlıdır.

Etrafınıza bakın. Arıları görüyorsanız, sizin için yaşam var demektir. Arıların farkına varalım ve onları yaşatmak için çabalayalım.

Unutmayalım!

Arılar varsa yarınlar var.”

Çok önemli bir reklam!

TEMA ve BALPARMAK, böyle bir reklam vermekle iyi yapmış.

Bence bu reklamı sosyal medya aracılığıyla yaymakta yarar var.

Başakşehir şampiyon olsaydı…

Pazar akşamı…

Şampiyonluk maçında Galatasaray’dan 50 bin, Başakşehir’den ise sadece 500 kadar seyirci vardı.

Bir an düşündüm.

Olmaz ya, diyelim ki Başakşehir şampiyon oldu.

Topu topu 500 kişiyle mi şampiyonluğu kutlayacaktı?

Seyircisiz, uyduruk bir futbol takımının şampiyon olmasının anlamı var mı?

Neyse…

Bu Başakşehir olayı, “Ben yaparım olur” diyen, kendi kafasına göre takım kurmaya çalışan siyasetçilerin kulağına küpe olsun.

Bir balondu, patladı, söndü…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz

03

Cenk - sizin makam araçları ile ilgili hazırladığını yazıı vardı. 3-4 yıl önce o yazı daha detaylı idi... mümkün ise tekrar yayıınlanması...

Yanıtla . 0Beğen 23 Mayıs 11:10
02

Ayıcı - makam araçları artık kiralık...eskiden "resmi hizmete mahsustur" yazısı vardı araçlarda.. şimdi hiç resmi hizmete mahsusu araç görüyor musunuz? bir başka suistimal iş makinalarında oluyor. Belediyeye ait iş makinalarını müteahhit kullanıyor...

Yanıtla . 1Beğen 23 Mayıs 10:37
01

Ersoy Kandemir - Büyükşehir belediye başkanı adaylığımda boşuna mı vaat ettim sepetli motoru dolmuşu,bu halk bu faturaları ödemek katlanmak zorunda mı kardeşim?

Yanıtla . 1Beğen 22 Mayıs 20:39

Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?