Reklamı Kapat

İnşaatçıyı kurtarıyorsun da sanayici gebersin mi?

Tamam, şu anda kimsenin kimseye el uzatacak hali yok.

Devlet de tamtakır, iş dünyası da…

Para suyunu çekti, hepimiz ağzımız açık seyrediyoruz.

Bugünlere geleceğimiz dünden belliydi, ama şimdi “Ben demedim miydi?” demenin zamanı değil.

Devlet, böyle bir ortamda her kesime “eşit mesafede” dursaydı, ağzımızı açıp tek kelime söylemezdik.

Ama gördük ki, duyduk ki, devlet böyle “hakkaniyetli” bir tutum içinde değil.

İktidar; yandaş bir inşaat şirketini kurtarmak için elinden geleni yapıyor, devlet bankalarından kredi üstüne kredi çıkarıyor…

Ama finansal güçlük çeken, bu nedenle kapısına kilit vuran bir sanayi kuruluşu için kılını kıpırdatmıyor.

Bu örnek yakın çevremizde, İzmit’te.

Yandaş inşaat şirketinin sapır sapır çekleri yazılıyordu… 

Tam 320 çek…

Alacaklılar, kapısına dayanmış, icra işlemi başlatmıştı…

Partinin hatırlı kişileri araya girdi, durum İzmit’e gelen “siyasi bakan”a iletildi, anında devlet bankasından 60 milyon lira kredi!

Aradan iki-üç hafta geçti, verilen kredi kesmeyince, bir başka devlet bankasından 80 milyon lira daha…

Siz hiç çekleri sürekli yazılan bir şirkete bankaların “kredi” verdiğini duydunuz mu?

Çizik yemiştir, mümkün değil.

Ama burası Türkiye, güç sahipleri nasıl isterse öyle olur.

Hak sahipleri hakkını alamaz, güç sahipleri istediğine koltuk çıkar.

İşte bundan dolayı, “İnşaatçıları kurtarıyorsun da, sanayici gebersin mi?” diye soruyorum.

Bayramları her yıl neden kutluyoruz?

Tartışılacak bir konu değil, ama burası Türkiye, tartışıyoruz.

Dini bayramları da tartışan var, milli bayramları da…

“Hassas konular” olduğundan pek uluorta tartışılmıyor, daha çok fısfıs.

*Artık kutlanmazsa…

*Her yıl aynı şeyler, bıkkınlık veriyor…

*İnsanlara ne kazandırıyor ki…

Daha önce yazdım, bir kez daha yazayım.

Dini ve milli bayramlar, ülkelerin “kolektif belleği” ve “milli hafızası”dır.

Sadece bizim için değil, bu her ülke için böyledir.

Bayramlar kutlana kutlana gelenekselleşir ve ritüelleşir, böylece “toplumun belleği” oluşur.

Ulusları ulus yapan da budur.

Dikkat edin, işin özünde “tekrar” var.

Şimdi hepimiz kendi kendimize soralım.

23 Nisan, 19 Mayıs, 30 Ağustos ve 29 Ekim…

Bizim milli bayramlarımız…

Onlarca yıldır kutlanmasaydı…

Bizde “milli bilinç” oluşur muydu?

23 Nisan’da ne olmuş, 19 Mayıs’ta ne olmuş, 30 Ağustos’ta ne olmuş, 29 Ekim’de ne olmuş, unutur giderdik.

Toplumun ortak törenleri, gelenekselleşince “ulusal bellek” oluşur.

Ulusları ayakta tutan da budur.

Ulusları ulus yapan; ortak dildir, inançtır, ülküdür, kültür birliğidir.

Bunlar, toplumsal törenlerde inşa edilir.

Bu törenler, toplumsal belleği arşivler ve pekiştirir.

Gelecek nesillere aktarır.

İsterseniz bir deneyin…

Dini ve milli bayramları uzun süre kutlamayın, toplumu milli ve dini geçmişinden koparın, ortada “ulus” kalmaz.

Eğer bayramlarımız her yıl ve aynı ritüelde kutlanıyorsa, bunun sebebi budur.

“Kolektif belleği” ve “ulusal hafıza”yı sağlam tutmak!

Kaç milyon kamu personelimiz var?

“Kamu personeli” denince, akla ilk “memur” gelir.

Oysa…

*Hâkim ve savcılar da (17 bin)…

*Öğretim elemanları da (131 bin)…

*Sözleşmeli personel de (213 bin)…

*Devlette çalışan işçiler de (317 bin)…

*Geçici personel de (19 bin)…

“Kamu personeli” kapsamındadır.

Memur sayımızı da vereyim, 2 milyon 400 bin…

Hepsini toplayalım,  3 milyon 97 bin.

Son rakam bu!

Devlet, kamu hizmetini yürütebilmek için her ay 3 milyon 97 bin kişiye maaş ödüyor.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Kemal - Esnaf ta var ülkede!.. Esnaflar zor dönüyorlar artık.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 24 Mayıs 16:11

Anket İzmit Belediyesi 190 aracı kiralamalı mı, satın mı almalı?