Reklamı Kapat

Bir süre böyle...

31 Mart seçimlerinin ardından neredeyse iki ay geçti. Bu sürede ortaya çıkan tablo ile bazı öngörüler de kamuoyunda oluşmaya başladı. Yani bu kısa sürede vatandaşlar mevcut yönetime notunu vermeye başladı. Kimi bu sürenin yeterli olmadığını bir müddet daha beklemek gerektiğini söylese de, çoğu vatandaşın görüşü “perşembenin gelişi çarşambadan...” şeklinde. Yani bazı şeyleri görmek için iki ay yeter diyenler çoğunlukta. Her iki görüşe sahip vatandaşın otak düşüncesi ise, bu geçen sürede beklenen heyecanın olmadığı yönünde. Bu konuda herkes ittifak edercesine görüş bildiriyor. Sanki bir değişim olmamış, taze kan gelmemiş gibi bir hava var.

Bu düşüncenin nedenini biraz araştırdığınızda ortaya iki önemli başlık çıkıyor. Birincisi belediyenin yaşadığı ekonomik sıkıntı, diğeri ise Başkan Kocaman’ın belediyecilikte çok tecrübesiz olması. Dahası, donanım, bilgi ve birikim konusunda da oldukça yetersiz olduğu görüşünde olanlar var. Kocaman’a yakın isimler Üzülmez döneminden adeta bir enkaz devralındığını ve dolayısıyla bir süre dişimizi sıkacağımızı söylüyor.

Kartepe’de insanların kafasında mevcut yönetimle ilgili düşünceler yavaş yavaş şekilleniyor. Bu konuda Başkan Kocaman’ın “Tevazu, samimiyet, gayret” sloganının altını dolduracak hamleler yapması gerekiyor. Doğru adım atarak süreci yönetmesi, bundan sonra elini güçlendirecek ve işini kolaylaştıracaktır. Bana göre Kocaman’ın yapması gereken en önemli şey, oturup dersine çok iyi çalışmak... Kimse doğuştan belediyeci değil ebette, ama teknik ve sosyal altyapı anlamında belli başlı şeyleri bilmeden de bu işler yapılamaz. Çalıştığı personeli çok iyi tanıması gerekiyor. Herkesi isim isim bilmeli, kim hangi işi yapabilir, mesleği nedir, yetenekleri nedir gibi sorulara da hakim olmalı. Asla enkaz edebiyatı yapmamalı. Ekonomik anlamda kötü bir belediye devraldığı zaten uçan kuşlarca da malum bir konu. Ama bunu her seferinde dillendirmesi, “bahaneye sığınıyor” algısı oluşur ki bu da kendisi için önemli ölçüde prestij kaybı demektir.

Göreve geldiği günden itibaren uyguladığı israfı önlemeye yönelik olumlu adımlarını devam ettirmesi gerekiyor. Hafta içi yatıp hafta sonu mesai yaparak iki kat maaş alanlara karşı dikkatli olmalı. Ortada mesai yapmayı gerektirecek iş olmadığına göre, mesaiye kalmalar bir kenara kaldırabilir. Kamuoyunda “bankamatikçiler” olarak bilinenleri uyarmalı, gerekirse iş akdini feshetmeli. Belediyenin iş kapısı değil, millete hizmet kapısı olduğunu hissettirmeli. Aylardır, yıllardır parasını alamayan esnaflara ödeme planı yaparak az da olsa ödeme yapmalı. “Paramızı alamıyoruz, belediye bitik” imajından belediyeyi kurtaracak adımlar atmalı.

Yönetim becerisine sahip olduğunu düşündüğüm Kocaman’ın bu kriz ortamını fırsata çevirecek hamleler ile süreci atlatabileceğini düşünüyorum. Umarım bu süreç en az zarar ve tahribatla atlatılır. Zaten bu zorlu eşik aşıldığında beklenen ve özlenen projelerin hataya geçirilmesi bir o kadar kolay olacaktır. Yeter ki israftan kaçınılsın, rehavet olmasın, dahası kamunun parası gözü gibi korunsun.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Hasan Altınkaya - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?