Reklamı Kapat

Yalakalık

Ben gazetedeki her yazımın altında kaynak gösteriyorum. Ama bu yazımın altında olmayacak. Çünkü bu kez kaynak “benim”.  Tam 34 yıl, değişik yerlerde yaşadığım memuriyet hayatımda gördüklerim ve yaptığım tespitlere dayanıyor. Bundan daha sağlam kaynak olabilir mi?

Bu konuyu ele alınca aklıma hemen büyük bir düşünürün sözleri geldi:

Paris’te 1689-1755 yılları arasında yaşayan, yirmi yıl uğraşıp “Kanunların ruhu” isimli kitabı yazan, büyük düşünür Montesquieu ne demiş?

Bir ülkede yalakalığın getirisi dürüstlüğün getirisinden fazla ise o ülke batar.”

Batar diyor”. Çünkü yalakalık  hataları örter,  onların tartışılmasını engeller ve tekrarına neden olur. Oluşan maddi ve manevi zararlar sosyal dengeleri bozar, idari sistemi yıpratır, ülkeyi batışa doğru götürür.

Ülkemizde, bu berbat deyim “yalakalığın” getirisi ne yazık ki birçok alanda dürüstlüğün getirisinden her zaman fazladır. Bunun ana nedeni “liyakata” önem verilmemesidir. Çünkü bir toplumda liyakatın önemi azaldıkça yalakalık  artmakta ve böylece toplum için çok tehlikeli kısır bir döngü oluşmaktadır.

Avrupa ülkelerinde herhangi bir çalışma ortamında,  kişinin yetki sahibi olması veya belli bir konuma gelmesi  ancak açık ve net olarak yazılmış  kanun ve yönetmeliklere uyumla mümkündür. Bu durumda yalakalık yapmanın faydası, yani getirisi yoktur.

“Yalakalık” kişilik kaybına neden olan psikolojik yapıda bir hastalıktır.

Bu hastalık sigara içme alışkanlığı gibidir. Hani bu alışkanlığı olanın “bugün sigara içmeyeyim” kararı alması ve bunu uygulaması ne kadar imkansız ise bu hastalığı kapmış olanın yalakalık yapmaması da o kadar ihtimal dışıdır. Hastalığın gereği olan sözler ağızdan otomatik olarak çıkar.

Sadece söz yetmez; hastalığın başka belirtileri olan çok abartılı davranışlar otomatik olarak uygulanır. El pençe durmak gibi…

Yalakalık en yoğun şekilde, bilgisi ve  temsil  kabiliyeti, getirildiği makam için yeterli olmadığı halde bu hastalığın getirisi yoluyla bunu sağlamış kişiye yapılır. Çünkü o kişi yağcılığın normal ve gerekli olduğunu kabullenmiştir. Kendisine uygulamayan kötü kişidir !..

Bu hastalığın en son derecesi - tabirim için affınızı dilerim -  “aşağılık kişi” durumuna düşüştür. Kişilik tamamen kaybolmuştur. Böyle kişiler “yağcılık” yaptığı kişinin her söylediğini peşinen doğru kabul eder, onun önüne uzattığı her kağıdı imzalar. O kağıtta yazılanların gerçek dışı olmasının, başka kişilere ve çalıştığı kuruma zarar vermesinin hiç önemi yoktur.

İşin en garip tarafı “yalakalığın”  en uç noktasına erişmiş olanların bile bu sosyal hastalığın temsilcisi olduklarının kimse tarafından fark edilmediğini zannetmeleridir.

Bu hastalığa yakalanmış olanlara acil şifalar diliyorum. Kendileri için ve ülke için…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Necdet Güler - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Bahri Yavuz istifa etmeli mi?