Antrenman yapmazsanız...

Kulüplerimizin ve milli takımlarımızın maçlarındaki başarısızları hepimizi üzmeye devam edecek görünüyor. Bunun birinci nedeni antrenman konusudur. Antrenman yaptırmayı bilmeyen antrenörler, antrenman yapmayı sevmeyen oyuncular, bunun önemini bilmeyen yöneticilerimizi de ilave edersek alın size bir başarısızlık hikayesi...

Başarı, takımınıza aldığınız iyi sporcularla gelmez! Onlar diğerlerine göre daha iyi görünebilirler ancak yapılan antrenmanlarda uygun yüklenme şiddetleri uygulanmazsa iyi dediklerinizin performansları geriye doğru gider. Bunun anlamı, takım halindeki  ortalama yüklerin herkese göre ayarlanmasından dolayı ortaya çıkan kondisyonel düzey azalmasıdır.

Sorunun çözümü, bireysel ve grup antrenmanlarının yapılmasında saklıdır. Her sporcuya ve birbirine yakın oynayan oyuncuların grup hücumu veya grup savunması şeklinde çok özel hazırlanmış programlara katılmaları sağlanmalıdır. Bu, çok zor bir iş değildir. Her takımda yer alan yardımcı teknik adamlarla bu sorun çözülebilir. Ancak burada işin başındaki teknik adamın göstereceği irade çok önemlidir. Buna inanmak ve uygulamanın gerekliliğinin herkes tarafından kabul edilmesi gereklidir.

Bir başka açıdan bakarsak bazı motorsal, teknik ve taktik test sonuçlarının bulunmaması nedeni ile doğru bir kararın verilemeyişidir. Transfer edilen sporcular için genelde çok ciddi sağlık kontrolleri yapılır. Bu kontrollerin akredite olmuş sağlık kuruluşları tarafından yapılması beklenir. Ancak bunun dışında o sporcunun anlık teknik-taktik ve kondisyonel özelliklerinin hangi düzeyde olduğu önem kazanır.  Bunların yapıldığı böyle bir kurum ya da kuruluş henüz yoktur. Değerlendirme ölçütü olarak maçlarda elde edilen görüntülere bakılarak karar verilmektedir.

Genelde sporcular her türlü testten korkarlar. Olası başarısızlıklarında onların kariyerlerinin tehlikeye girebileceği endişesi taşırlar. Sağlık kontrollerine girmekten çekinmezler çünkü bir sakatlık söz konusu ise kısa sürede tedavi olmak isteyeceklerdir. Zaten düzenli spor ve antrenman yapan oyuncuların belirli bir program dahilinde sürekli kontrol altında olmaları gereklidir.

Az düzeyde merak edilen ve hiç akla gelmeyen bir başka test, oyuncuların psikolojik düzeyleridir. Kavgacı, olay çıkartıcı, saygısı olmayan, yalnızca rakip oyunları ile değil kendi oyuncu arkadaşlarıyla bile kavgalı olan bir oyuncu takıma neler kazandırabilir ki? Buna bakılıyor mu, doğrusu çok merak ediyorum.

Bunların hepsini geçin, asıl iş antrenman yapmaktır. Ancak bu, doğru ilkelerle ve amaca dönük yapılırsa sonuç getirecektir. Yöneticinin getirdiği, medyanın önerdiği, ahbap-dostun söylediği oyuncularla ancak antrenman yapar gibi görünürsünüz. Bu size gerçek bir kondisyon kazandırmaz. Belki iyi bir transfer yapmış sayılırsınız ama bunların kondisyonel düzeyleri o takıma ne kadar fayda sağlayacaktır. İşin püf noktası burada gizlidir!

Bu yüzden takıma gelenlerle beraber takımda olanlar, birlikte ve iyi bir antrenman yapmaya hazır olmalıdırlar...

Geçtiğimiz hafta sonundaki bir iftar esnasında yanımdaki Kocaelispor sevdalıları ile yaptığım sohbetten aklımda kalanları sizlerle paylaştım. Cumhur Hocam, Mevlüt Bey, Ramazan Bey umarım kulaklarınız çınlıyordur...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Yavuz Taşkıran - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Anket Kocaeli'de en başarılı bulduğunuz milletvekili kim?