Reklamı Kapat

Tahir Büyükakın’ı ziyaretimizde neler konuştuk?

Dün sabah Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın’ı ziyarete gittik.

Erkan Ünal, Mesut Akbulut, Bülent Ekinci ve ben…

Aslında “hayırlı olsun” ziyaretine geç kalmıştık.

İlk günlerin yoğunluğu, Ramazan ayı, bayram derken haziran ortasına sarktı.

Tam saatinde oradaydık, buyur edildik.

Tahir Bey her zamanki gülen yüzüyle karşıladı bizi.

“Ziyaretçi yoğunluğu devam ediyor mu?” diye sordum, cevabı “600 kişi randevu bekliyor” oldu.

“Bugüne kadar kaç ziyaretçiniz oldu?” soruma, o anda içeri giren Özel Kalem Müdürü Serhan Bey’e sorarak cevap verdi.

2.5 ayda 450 ziyaretçi kabul etmişler.

Genelde sabahları belediye işleriyle ilgileniyor, öğleden sonralarını ziyaretçilere ayırıyormuş.

Bütün birimlerle toplantı yapmış, acil kadro değişikliklerini gerçekleştirmiş.

Tahir Bey’i telaşsız, sakin, özgüveni yüksek gördüm.

Daha önce aynı bünyede 9 yıl çalışmanın rahatlığıydı içindeydi.

Belediyeciliği bilmesi, kişileri tanıması, kendisi yönünden büyük avantaj!

Ziyaretimiz bir saate yakın sürdü.

Neler konuştuk?

Arkadaşlarımız not aldı, ayrıntılarıyla haber olarak değerlendirdi.

Ben satırbaşlarını vereyim:

*Toplu taşıma

*Şehir içi trafiği

*Çöp fabrikası

*Barbaros Mahallesi’nin kaldırılması

*Kocaelispor

*Kadrolaşma

*Genel sekreter ataması

Hepsi de güncel konular.

Vedalaşırken Tahir Bey’e tekrar başarılar diledik, her olumlu hizmetinde destek vereceğimizi bildirdik.

40 yıl önce, 40 yıl sonra… Gezi notları (10)

Ege’de Türk ve Rum kültürünün birlikte yaşatıldığı köy, ADATEPE

Gezimizde son hedefe doğru yaklaşıyoruz.

Çanakkale’ye varacağız, oradan İzmit’e döneceğiz.

Programımızda Adatepe’ye uğramak da var.

Adatepe, Kaz Dağları yamaçlarında.

Edremit Körfezi’nde, Çanakkale’nin Ayvacık İlçesi’ne bağlı…

Çanakkale’ye 105, Ayvacık’a 35, yol ayrımındaki Küçükkuyu’dan3.5 kilometre uzaklıkta.

Küçükkuyu’nun içinden “Zeus Altarı” tabelasını takip ederseniz, Adatepe’ye ulaşırsınız.

İsterseniz önce yol üstündeki Zeus Altarı’na uğrayın.

Arabanızı bırakıp 2 kilometre kadar yürümeniz gerekecek.

Çam ormanında keyifli bir gezinti…

Adatepe’ye vardığınızda asırlık çınar ağaçları altındaki kahveler sizi karşılıyor.

Çay için veya değişik otlarla anılan dondurmasından yiyip bir soluklanın, iyi gelir.

Sonra da arnavut kaldırımlı sokaklarda, taş evler arasında rastgele dolaşmaya başlayın.

Çarpılacaksınız…

Kentlerin gürültü ve stresinden uzaklaşıp, doğa ve tarihle iç içe, sıcak ve dost bir ortam arıyorsanız, Adatepe tam size göre.

Yüksek duvarlarla çevrili taş evleri, gölgeli sokaklarıyla “geçmişten kalma bir fotoğraf” gibi.

Adatepe, İlyada Destanı’nda şöyle anlatılıyor

Hemen yanı başında bulunan Zeus Altarı’nın varlığından belli, çok eski zamanlardan bu yana insan yerleşimine sahne olan Adatepe’nin tarihi antik çağlara dek uzanıyor. 

Ünlü ozan Homeros’un ‘İlyada’ destanında ‘Gargaros’ olarak adlandırılan tarihi köy, Truva, Pers, Atina, Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinin izlerini taşıyor.

Adatepe, Homeros’un İlyada Destanı’nda şöyle anlatılıyor:

“Ama o Zeus’u da görüyordu
çok pınarlı İda’nın en yüksek doruğunda,
görünce de korku kaplıyordu yüreğini.
Hera dosdoğru yürüdü Gargaros doruğuna,
İda’nın en yüksek tepesiydi bu.”

Çok iyi korunmuş bir köy

Ben bunca yer gezdim, Adatepe kadar iyi korunmuş bir köy görmedim.

Tamam, “doğal ve tarihi SİT alanı” içinde, ama çok iyi sahip çıkılmış.

Restorasyonlar özenle yapılmış.

Taş işçilikleri mükemmel.

Öyle uyduruk kaplama filan değil, “tam taş”, orijinal taş!

Yıllar önceki görüntüsü bugün de devam ediyor.

Gerçekten görülmeye değer.

Türk ve Rum kültürünün beraber yaşadığı ve kaynaştığı en eski köylerimizden biri.

1980’lerde yeniden keşfedilmiş

Rum nüfusu ağırlıklı olmakla beraber, Türklerin de yaşadığı köyde Türkler ve Rumlar Kurtuluş Savaşı’na kadar ahenk içine yaşamışlar.

Mahallenin üst kısmında Türkler, aşağıda da Rumlar yaşarmış.

Dikkatli bakarsanız Rum tarzı taş yapıların içinde Türk tarzı konaklardaı bulabilirsiniz.

Köy zamanla tenhalaşarak terk edilmiş; Kurtuluş Savaşı sonrası önce mübadele ile Rumlar gitmiş, yerlerine Girit ve Midilli’den Türkler gelmiş.

Sonra nüfus 1950’lerde iyice seyrelerek 1960’larda neredeyse hayalet bir köy haline gelmiş.

1980’lerde İstanbullu bir grup yazar- çizer arkadaş, Kazdağ gezileri sırasında, o zamanlar iyice kaderine terk edilmiş Adatepe’yi keşfetmiş.

Bu arkadaşlar, devletten hiç bir destek alamadan, buradaki evleri satın alıp restore etmeye başlamışlar. 

100’ü aşkın evi mükemmel şekilde restore ederek hem tarihe, hem de sosyal hayata kazandırılmışlar.

Dantel gibi sokakları, pırıl pırıl tarihi evleriyle İtalya’nın Toskana bölgesinin meşhur köylerine benzer güzellikte.

Eski ilkokul binası restore edilmiş,  seminerlerin düzenlendiği Taşmektep olarak hizmet veriyor.

Felsefe, sosyoloji, edebiyat, sanat ve sanat tarihi alanlarında seminerlerin yapıldığı, farklı disiplinlerde çalışan sanatçıların serbest atölye çalışmaları yaptıkları Taşmektep, metropollerden uzaklaşıp yeni bilgiler edinerek, bilgi üreterek verimli bir tatil geçirmek isteyen insanları bir araya getiriyor.

***

Size Adatepe’yi anlatmaya çalıştım.

Edremit Körfezi civarına yolunuz düşerse, mutlaka uğrayın!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar M.Tanzer Ünal - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Kocaeli Gazetesi Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Kocaeli Gazetesi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Hürriyet Caddesi trafiğe kapatılmalı mı?